‘Her muhalif bir gün...’

17 Ocak 2020 Cuma

Hikâye bu ya! Adamın biri bir gün bir eve saldırmış; kapıyı kırıp girmiş, ne varsa talan etmiş, değerli şeyleri paketleyip götürmek üzere hazırlamış, ev sakinlerini, öldürmüş, sonra cesetleri parçalayıp valizlere doldurmuş. Tam çıkıp gidecekken, gürültüyü duyan komşuların çağırdığı polis tarafından yakalanmış, karakolda ve mahkemede suçunu itiraf etmiş, pişman olmadığını söylemiş, bir de yargıçlara hakaret etmiş... İş karar aşamasına gelince, duruşma yargıcı, sormuş:

- Karar vereceğiz son bir söyleyeceğin var mı?

- Bir avukat istiyorum, iyi bir avukat, demiş bizimki.
- Hırsızlık ve gasp yaptın, insanları öldürdün, canavarca parçalayıp bavullara koydun, suçlarını hem karakolda hem de heyetimiz önünde itiraf ettin, üstelik, bütün bunlardan pişmanlık duymadığını da söyledin. Şimdi bir avukat senin için ne yapabilir, ne söyleyebilir ki oğlum, demiş duruşma yargıcı.

Nadim olmayan kanlı katil, pişkin pişkin sırıtmış:
- Hah işte, demiş, ben de sırf onu merak ettiğimden istiyorum ya avukatı!

Ben de son günlerde, Sözcü yazar ve çalışanlarını çeşitli hapis cezalarına çarptıran İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının gerekçesini bekliyordum. Ben de, Sözcü’nün yıllardır yazdıkları ve söyledikleriyle kamuoyu önünde FETÖ karşıtı mücadeleleri herkesin malumu olan, yazar ve çalışanlarının FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım ettiklerini subuta erdiren kararlarının gerekçelerinde “Ne diyebilecekler acaba?” diye merak ediyordum.


* * *


Gerekçeli karar açıklandı. Aralarında, Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun da bulunduğu kişilere verilen çeşitli hapis cezalarına gerekçe olarak, haber ve yazılarla, FETÖ’nün amaçları doğrultusunda algı oluşturduklarına dair kanaat edinmiş olmak ileri sürüldü.

Gerekçelerinin tutarsızlığı aşikâr olan kararı kelime kelime alıp da açıklamaya çalışmayı, okurlarımızın aklını ve sabrını zorlamak olarak gördüğümden bundan kaçınıyorum. Yalnız Emin Çölaşan ve Necati Doğru’dan birer FETÖ yardımcısı oluşturmaya çalışmanın garabetini bir kez daha vurgulamakla yetiniyorum.

Çölaşan ve Doğru’nun suçluluklarına hükmeden mantık şu:

- FETÖ’cüler, AKP’yi açık düşürmek için yapılan kanuna usule aykırı işleri açıklıyorlar ve eleştiriyorlar, Sözcü ve Sözcü çalışanları da AKP’nin bu yöndeki eylemlerni açıklar ve de belgelerken, aynı FETÖ gibi, AKP’yi eleştirmekte ve FETÖ’nün söyleyip, yazıp çizdikleri doğrultuda bir algı yarattıkları için bilerek ve isteyerek bu örgüte yardımcı olmaktadırlar.

Bu mantıkla, AKP ve liderine biat etmeyen, hele hele usulsüz ve kanunsuz işlerini açığa çıkaran ve eleştirenlerin hepsi, FETÖ’nün iddiaları doğrultusunda, algı oluşturduğu için FETÖ’ye yardımcı kabul edilebilirler.

Bu mantıkla, AKP’ye biat etmeyen herkes ve evleviyetle, eleştiren, yolsuzluklarını hukuksuzluklarını ortaya döken herkes FETÖ’cüdür.


* * *


İnsan bunu görünce Zincirlikuyu Mezarlığı’nın giriş kapısı üzerindeki şu uyarıyı anımsıyor:
- Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.

Bundan böyle adalet saraylarının kapılarına da şu ibareyi kazımakta yarar var:

- Biat etmeyen her canlı bir gün FETÖ’cülüğü tadacaktır.

Ya da daha değişik şekilde Cahit Sıtkı Tarancı’nın deyişiyle şu da yazılabilir:
FETÖ’cülük herkesin başında/kim bilir nerede nasıl kaç yaşında?/ bir tefhimlik saltanatın olacak/ taht misali o sanık sandalyasında.

Bu şekilde, biat etmeyen herkes, bağımlı yargının kararlarıyla FETÖ’den mahkûm edilirlerken, FETÖ’nün rakibi yeni kuruluşlar “en ziyade müsadeye mazhar tarikat” ilan edilip FETÖ ile mücadele sürecinde yeni yeni METÖ’ler oluşturulmaktadır.


Yazarın Son Yazıları

Amaç ne? 7 Şubat 2020
Olgu ve algı 31 Ocak 2020
Eyvah, yine çaktık! 28 Ocak 2020
Doğrusu oydu 24 Ocak 2020
Belki de iyi oldu 21 Ocak 2020