Yangın bir sonuç; sorun, kapitalizm ve türcülük!

21 Ocak 2020 Salı

Haftalardır dünyanın bir kıtası cayır cayır yanıyor. 

Geçen yıl Brezilya’da Amazon ormanlarının yanışını izleyen insanlık, şimdi de Avustralya kıtasının yanışını izliyor. 

Aylardır kontrol altına alınamayan yangınlar yüzünden 1 milyar 250 milyon civarında hayvan ve 28 kişi can verdi, 10 milyon hektara yakın alan zarar gördü, 2 bini aşkın ev kül oldu.

Yüksekliği kimi zaman 70 metreyi aşan alevlerin gökyüzünü kırmızı renge boyadığı fotoğraflar adeta bir korku filminin sahneleri gibi...

Kaçmaya çalışırken çitlere takılıp yanan yavru kanguru fotoğrafı, bugüne kadar gördüğüm en üzücü görüntülerden biri. Hayvanların ormandaki kaçış yolu bile insanlar tarafından çitlerle engellenmiş. Mülkiyetin göstergesi o çit, ölümün simgesi oldu...


İklim değişikliğini inkâr eden siyasetçiler en büyük tehlike


Bunlar yaşanırken eleştirilerin hedefi olan Başbakan Scott Morrison, iklim politikasını değiştirme sinyali vermiş.

Sonunda iklim krizinin yaz mevsiminin daha uzun, daha sıcak ve daha kurak geçmesine neden olduğunu görmüş! Bunu anlaması için bunca hayatın sönmesi, ülkenin alevler içinde kalması gerekiyormuş.

İnsan düşünüyor; kendi hükümetinin küresel ısınma raporuna inanmadığını söyleyen, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme sürecini başlatan Trump’ın bu bilimsel gerçeği kabul etmesi için Amerika’da nasıl bir felaket yaşanması gerekiyor acaba?

Ne var ki Morrison, iklim değişikliği gerçeğini gördüğünü söylese de akıllanmış görünmüyor. Avustralya hükümeti, onca hayvanın yanarak can vermesi yetmemiş gibi, fazla su tükettikleri gerekçesiyle 10 bin deveyi helikopterlerden vurarak öldürme kararı aldı.  

Hayvanlar, ortaya çıkmasında hiçbir sorumluluklarının olmadığı insan kaynaklı sorunlar yüzünden bu dünyada cehennemi yaşamaya devam ediyor.


Yeryüzündeki cehenneme giden yol: kapitalizm + türcülük 


Bugün yeryüzünde yaşanan sorunların ana kaynağı kapitalizm belasıdır. Türcülük ile el ele veren bu sistem, başta hayvanlar olmak üzere dünyanın tüm doğal kaynaklarını ve insanın emek gücünü yüzyıllardır “mal” gibi görüp sömürüyor.

Önüne gelen canlıyı ezip suyunu çıkarıyor, para getirecek kısmı alıp posasını çöpe atıyor!

Sömürenler, bu sistemin geçerli olduğu her ülkede aynı: GÜÇ üçgeninin en tepesinde yer alan kurulu düzenin temsilcileri, sermayedarlar ve dini araç olarak kullanan siyasi iktidar sahipleri. 

Brezilya’da ve Avustralya’da çıkan yangınlar, türcülük ve kapitalizmin yeryüzünü yok edişinin kanıtıdır. Yangın, felaketlerin nedeni değil sonucudur.


Yok etme üzerine kurulu bir sistem


Yaşananlar, kâr ve büyüme hırsı uğruna fosil yakıt kullanımının etkisini görmezden gelen, mezbahalarda sistematik olarak kafaları uçurulan hayvanların çığlıklarına kulaklarını ve vicdanını kapatan, doymak bilmeyen ve sürekli tüketen insan açgözlülüğünün sonucudur. 

Daha çok para ve haz için toprağı, suyu ve havayı kirleten, hayvanları katleden üretimler desteklendiği sürece bu yangınlar bitmeyecek; yeni yangınlar çıkacak.  

Yaşarken yaşatmayı öğrenmek, bu dünyada bir insanın geçirebileceği en büyük evrimdir. İnsan denilen canlı, doğayı hunharca yok ettiği, kendisi gibi bilinç sahibi duyarlı canlıları katletmeyi sürdürdüğü sürece kendi sonunu hazırlıyor. 

Bu bir kehanet değil, bilim insanlarının uzun zamandır ortaya koyduğu bir gerçek. 

Kapitalizm öldürür; türcülük öldürür! 


Yazarın Son Yazıları