‘Da-mat’rak bir durum!

22 Ocak 2020 Çarşamba

Yazı aramızda 7 Eylül 2018’de yeniden Cumhuriyet’e dönüşle günlük yazılara başlarken kendime şunu söylemiştim:

“Arkadaş, kelime oyunlarını azalt. Çok olursa kelime oyunun, yazının özünün önüne geçiyor...”

Yazıya otururken sık sık kelime oyunu aklıma gelse de vazgeçiyorum.

Ancak dün iktidar gazetelerinde Hazine ve Malıye, affedesiniz Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ekonomi basını yöneticilerine hitaben yaptığı yıllık değerlendirme toplantısına ilişkin haberleri okurken elim kâğıt kaleme gitti. Çağrıştırdıklarını not etmeye başladım:

- Halkın ekonomisi mat, ama mutlu görünüyor damat...

- Da-mat!

- Bakanın verdiği bunca pembe haberlerle gerçekleri karşılaştırınca matrak bir yazı çıkar!

***

Hani Aziz Nesin yeri geldikçe söylerdi ya, Türkiye’de mizah yazmak için çok çaba harcaman gerekmez, olanı yaz yeter!

Berat Bey’in açıklamalarına tam sayfa yer veren gazeteler işlerini o kadar güzel yapmışlar ki; oya gibi işlemişler!

İşte en vizyoner başlık:

“Çılgın büyüme ve küçülme dönemi kapandı, artık dengeleme zamanı.”

“2018-2019 zor yıllardı, 2020 daha iyi olacak.”

Bu başlığı okuyan doğal olarak şöyle düşünür:

Demek ki, yıllardır iktidarda başka bir parti, başka bir anlayış vardı. Malum bakan geldi, her şey düzeldi!

Gel gör ki, bakan aynı bakan, kendi deyimiyle “çılgınlıkları” yapan kendisi, ama o dönemin kapandığını söyleyen yine kendisi!

Bakan müjde veriyor:

“Yeni bir paket geliyor!”

Okuyunca insana bir gülme geliyor. Son iki yılda açılan paketleri saysak, bakanın makam odasında metrekareye beş paket düşer. Artık paketleri dörde ayırmak gerekiyor:

Açılmış paketler, açılmaya hazır paketler, açılması için çalışma yapılan paketler, müstakbel paketler!

“Müstakbel”i çıkarabiliriz, “müstakbel damat” gibi duruyor. Ama paket ekonomisinin devam edeceği görülüyor. Açılan paket işe yaramadığı için gözler hemen yenisine çevriliyor!

Berat Bey güzel ve uyumlu bir açılım daha yapıyor:

“Plaza bankacılığı mı, piyasa bankacılığı mı? Yani sahaya mı ineceğiz yoksa yüksek katlı binalardan gökyüzünü mü süzeceğiz?”

Yok, kanal seyredeceğiz!

İlahi Berat Bey, bu ikilem de soru mu? Hemen cevabı verelim:

Ne plaza ne piyasa bankacılığı, asıl olan peder bankacılığı!

Faizi indir indir, bindir bindir!

Ee haram da değil!

Bakan diyor ki:

“Ekonomimiz çok dayanıklı!”

Sözün özü doğru, bakan demek istiyor ki:

“Fransa’dan İran’a, benzine üç kuruş zam gelse, halk üç koldan sokağa iniyor. Bizde, benzine zam geleceği haberi verilse, halkımız akaryakıt istasyonuna gidip, depoyu dolduruyor. Zamsız doldurdum diye büyük bir mutluluk yaşıyor. Böyle bir ülkede ekonomiyi kim yıkabilir?”

Bakan enflasyonla mücadeleyi başarılı buluyor, “2019’da enflasyonu dizginledik” diyor.

Dizginlisi buysa, dizginsizinden Allah korusun!

Berat Bey’in sevdiği sözlerden biri; devrim. Yapılan reformlar devrim niteliğindeymiş. Bir yasa çıkıyor; devrim niteliğinde! 3 gün sonra yasanın işi daha da bozduğu anlaşılıyor; bir yasayla düzeltiliyor. O da devrim!

Devrim benim devrim!

***

Bütün yayın organlarına baktım; ekonominin başındaki kişiye, acaba 130 bin işçiyi ilgilendiren metal işkolundaki toplusözleşme süreci sorulmuş mu, diye.

Sorulmamış.

Ekonominin nakaratı şu:

Banka, faiz, rant, borsa,

Ya biri buna takoz korsa!

İşin matrak yanlarını bir tarafa koyalım. Bakanın ülke ekonomisine yaptığı en büyük katkı; Kanal İstanbul çevresinden arazi almak.

Neden almış?

Yabancılar almasın diye?

Yabancılara satan kim?

Kendi iktidarı!

Başka yorum yok! 


Yazarın Son Yazıları

Avrupa Türkleri... 9 Şubat 2020
Suriye toplama kampı... 6 Şubat 2020