Depremde ortaya çıkan toplumsal fay hatları!

28 Ocak 2020 Salı

Aynen yerkabuğundaki kırılma çizgileri gibi, her toplumun da, içindeki gerilimleri yansıtan ve zaman zaman toplumsal depremlere yol açan “fay hatları” vardır:

Her doğal felaket, bu “toplumsal fay hatlarının” da ortaya çıkmasına yol açar!

Bu “Toplumsal fay hatlarının” doğal krizler sırasında ne denli etkili olacağı, genellikle siyasal iktidarların politikaları ile belirlenir:

Bir siyasal iktidar, doğal krizlerden önce de toplumu ayrıştırıcı olan bu gerilimleri yani “toplumsal fay hatlarını” genel politika olarak kullanıyorsa, elbette doğal felaket sırasında da bu çizgilerdeki ayrışmalar açıkça ortaya çıkacaktır.

***

Türkiye’deki “toplumsal fay hatları” da hiç kuşkusuz, din ve mezhep gibi, ırk ve milliyet gibi, dünyadaki kırılma çizgilerinden etkilenir.

Üstelik kimi durumlarda bunlardan birkaçı, aynen bütün dünyada olduğu gibi, üst üste de çakışarak birbirini güçlendirir.

Örneğin, din ve mezhep, ırk ve milliyetle çakışır, eğitim ve cehalet üzerinden açığa çıkar, sol ve sağ olarak belirginleşir, demokratik ve antidemokratik çizgi ile iktidar muhalefet ayrışmasında sertleşir.

Ülkemizdeki bu “toplumsal fay hatlarının” en temel olanları şöyledir:

1) Din ve mezhep üzerinden:

Müslüman-Hıristiyan, Sünni-Alevi, Dinci (dindar değil)-laik çizgileri.

2) Irk ve milliyet üzerinden:

Türk-Kürt ve Türkler ile öteki etnik gruplar arasındaki çizgiler.

3) İdeoloji ve ekonomi üzerinden:

Solcu-sağcı çizgisinde her türlü ideolojik ve ekonomik rejim karşıtlıkları.

4) İktidar-muhalefet ilişkileri ve parti üzerinden:

AKP’li (ve bazen de MHP’li) olanlarla olmayanlar.

***

Bu fay hatlarına, bir de gelir ve servet, eğitim, ekolojik çevre ve bölge farklılıkları ile siyasal/ideolojik grupların birbirleriyle ve kendi içlerindeki ayrışmaları ekler ve bunların yukardaki temel çatışma çizgileriyle nasıl birleştiklerini ve onları ne ölçüde pekiştirdiklerini düşünürseniz, Türkiye’deki sıkıntıları daha iyi anlarsınız.

İşte Elazığ-Malatya Depremi, bir yandan toplum olarak dayanışma ve yardımlaşma reflekslerimizi harekete geçirirken, öte yandan, bütün bu “toplumsal fay hatlarını” da gündeme getirdi:

Depremzedelerin etnik köken üzerinden değerlendirilmeye çalışılması...

Suriyelilerin çeşitli biçimlerde yeniden ortaya çıkması...

İnşaat sektörüne ve bu sektörün denetimine yönelik haklı eleştiriler...

1999 Depremi’nden sonra toplanan vergilerin nerelere harcandığına, yardım isteyen Kızılay’ın yapısına ilişkin sorular ve iktidarın Sosyal Medya eleştirilerini ahlaksızca sayması ve bunlar hakkında soruşturma açması...

Özellikle muhalif belediyelerin yardımlarının ve faaliyetlerinin ön plana çıkması ve bunun iktidarda yarattığı tedirginlik...

Bazı yardımların yerlerine ulaştırılmalarında ve dağıtımlarında ayrımcılık yapıldığı iddiaları...

Bu “Toplumsal fay hatları”nın yansımaları olarak düşünülebilir.

***

Peki, bu “Toplumsal fay hatları” nasıl aşılabilir:

Bence bunun yanıtı “Adalet” ve “Demokrasi” gibi iki temel değer etrafında kenetlenmekle verilebilir:

Bütün bu gerilimleri çapraz kesen bir “Adalet” ve “Demokrasi” çağrısı belki toplumu yeniden “Temel İnsan Hak ve Özgürlükleri” ekseninde bir araya getirmeye yardım edebilir.

Ben Türkiye’de “Adalet” ve “Demokrasi” arayışında en güçlü ve en büyük örgüt olan CHP önderliğinde, böyle bir ittifakın kurulabileceğine inanıyorum...

Çünkü CHP, Demokrasi ve Adaleti “sadece kendisi için istemeyen” ve bunu tarihsel olarak kanıtlamış olan tek partidir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun son çabalarını da bu bağlamda olumlu değerlendiriyorum...

Dilerim “Geniş bir Adalet ve Demokrasi İttifakı” oluşturmakta başarılı olur.


Yazarın Son Yazıları

Ekmeğimizle oynuyorlar 11 Şubat 2020
Adalete güven? 9 Şubat 2020
Suriye’deki açmaz! 6 Şubat 2020