Cüneyt Arcayürek

Gülmek mi Ağlamak mı?

25 Aralık 2014 Perşembe

Artık gerçekleri söylemenin bir değeri kalmadı.
Türkiye’de Moliere’in komedilerineher gün konu olacak öyle açıklamalar, olaylar
izleniyor ki...
Bu ülkenin hali ne olacak diye hemen her gün her saat derdimize mum yakacağımıza, günümüzü gün edecek, neşelendirecek, kuşku yok, başka dünyalarda inanılması zor olaylara bol bol kahkaha atabiliriz.
Bakın bir örnek vereyim.
Bu ülkede Bay RTE’nin 12 yıllık başbakanlığında güldür güldür işleyen ve nihayet patlayan rüşvet ve yolsuzluk olayları bir operasyonla ortalığa saçıldı.
O dönemin başbakanı baktı ki papuç pahalı bu konularda. Kurnazlığa işleyen kafası, rüşvet ve yolsuzlukların üstünü nasıl örteceğine dair bir çözüm yarattı.
Efendim Gezi eylemleri gibi rüşvet ve yolsuzluklar da dış kaynaklı, hükümeti devirmeye, yani darbe yapmaya yönelik içeriğinde öyle bir propagandaya girişti ki...
...Hâlâ bu gırgırla beyin yıkamaya devam ediyor.
Ama devlette devamlılık esastır kuralına sadık olduğu sanılan kendinden sonraki başbakan AD; eski başbakanın 4 bakanı hakkındaki soruşturma komisyonunun Yüce Divan kararını savsaklamaya başladığında, kulislerde emrindeki partinin bakanlarını yargıdan kurtarmak için derin ama tabii gizli temaslar yaptığı söylentileri yayıldı.

***

Başbakan olalı beri hemen her konuşmasında, eski dönemin başbakanının bütün icraatının mirasçısı olduğunu göğsünü gere gere ilan eden AD; Makedonya yollarında geçmişten bihabermiş gibi bir açıklama yaptı; “Elimizde veriler olduğu zaman kim olursa olsun yol uzluğa (tabii rüşvete) tahammülümüz yok” dedi.
Ama nedense gazete manşetlerinde kocaman harflerle yazılı; 4 bakanın hâlâ komisyona menkul ve gayrimenkullerinin kaynağını bir türlü doğru dürüst açıklamamalarını görmezlikten geldi.
Bu da olmadı mı; eski Bakan Çağlayan’ın Sarraf’tan aldığı 700 bin liralık saati savunurken, mal varlığı formunda bu konuda sütun olmadığını savunmasını da herhalde olağan sayıyor.

***

Fakat eskinin her alanda vârisi Başbakan AD, komisyonun Yüce Divan kararını neden 5 Ocak’a ertelediği sorularına sıra geldi mi; ha bakın, bu soruların muhatabı ben değilim havasında...
Rüşvet ve yolsuzluk açıklamalarının genel başkanlığını yaptığı AKP’yi doğrudan ilgilendirdiğini anımsamaz görünüyor.
AD’de hafızayı beşer, işine geldi mi aklına geliyor, kaytarmak istediği olaylar ve anlarda birden gidiyor.

***

Bugünkü Başbakan’ın ustası Turkish Big Brother da yalnız iç siyasette mi? Hayır! Dış siyasette de hafıza (bellek) yitmesinden mustarip değil mi?
Esad’la aylarca öpüşüp koklaştıktan sonra kavgaya tutuştu.
Suriye’ye kıyasla ekonomisiyle, ordusuyla çok güçlü Türkiye karşısında Esad dört yıla yakın dimdik ayakta.
Hırsından her gün vatandaşları öldürüyor demekten başka Esad’a yapacağı bir şey elinden gelmiyor.
Dahası var. Arap Baharı’nı başlatan Tunus’a övgüler sıralıyordu. Az zaman geçti. Tunus’ta seçim yapıldı. Parlamentoda çoğunluğu laikler sağladıve..sonra cumhurbaşkanlığını da kazandı...
Laikler veya laiklik dedin mi tüyleri diken diken olan Big Brother’da tık yok!

***

Uzatmayalım.
Bu başbakan neyle nasıl iftihar ediyor biliyor musunuz?
Son açıklamalarında evinden sabah ezan vakti derdest edilenleri unutuyor tabii.
Bu olayları anımsatanların “Türkiye’ye kara propaganda kuşatması uyguladıklarını” söyledikten sonra; “Allah aşkına kimse bir sabah erken vakitte evinden alınıp götürülmedi. İfade versin diye davet edildi” demez mi?
Artık karar size kalmış; bu devlet yönetimine ve yönetenlere gülüp neşelenir misiniz, yoksa çaresizlikten vah bu ülkenin haline diye ağlar mısınız?..



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015
Anlamaz 8 Mayıs 2015

Günün Köşe Yazıları