Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Kriz Nereye? / 1

31 Ekim 2008 Cuma

ABD ve ABde yürürlüğe konulan önlemlerle mali sisteme bulaşan toksik maddeler ayıklanıyor.


Pembe senaryo: Kurtarma paketleriyle kriz bitiyor

Global krizin ne menem bir kriz olduğu, derinliği, süresi, bulaşıcılığı, kime değip kime değmeyeceği tartışmaları uzun süre gündemi işgal edeceğe benzer. Haliyle, başta Başbakan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkilileri de bu konuda ahkâmlar kesiyor ve bırakın etkilenmeyi, fırsatbilip yararlanılabileceğini bile ifade etmekten geri kalmıyorlar.. Ve herkes, böyle dönemlerin müneccimleriiktisatçılara da Nereye varır bunun sonutürü sorular sormaya devam ediyor, edecek...

Krizle ilgili olguları, biraz da gönlüm neyi görmek istiyorsadiye görmek ve yorumlamak da mümkün. Buradan istenirse hem pembe senaryo, hem de kapkara bir senaryo yazılabilir; Ama ihtimaller bu ikisinden ibaret değil elbette. Arada daha bir dizi farklı renkle ifade edilebilecek senaryolar var.. Yine de pembe bir senaryoya şöyle başlanabilir.

Yardım paketiyle krizin reel sektöre sıçraması engellenir

Kriz, yatırım bankacılığı adı verilen sonradan yetme, gölge bankacılığınmarifeti. Bunların yol açtığı mortgage enkazı ve toksik maddeler, ABDde Kongreden geçirilen 850 milyar dolarlık paketle bir süre sonra, bir safra gibi alınır, özellikle mevduat bankalarına, reel sektöre sıçraması engellenir.

Kurulan varlık şirketi, bankalardan, şirketlerden, bugün para etmez hale gelen bu varlıkları, zordaki kuruluşlara da faydası olacak bir fiyattan alır ve sırtlarındaki bu kamburdan kurtulan firmalar, bankalar böylece rahatlamış olur. Piyasa değerleri yeniden yükselir, borsada bunlara olan iltifat yeniden artar. Bu kuruluşlar da yeniden kaynak aracılığına başlarlar ve kesintiye uğramış kaynak enjeksiyonuyla, ABD ekonomisinde, 2009un ilk çeyreğinden başlayarak ekonomi yeniden büyümeye başlar. Üstelik kasım seçimlerinde işbaşına gelecek olan Demokratlarla birlikte yeni bir sayfa açılmış olur. Sarsıntı geçiren firmalar birbirleriyle evlendirilir, güçlendirilir. Kriz, daha sıhhatli bünyelere de vesile olur böylece.

Kriz ders olur, ABD gerekli tedbirleri alır

Yatırım bankacılığının yol açtığı sarsıntı, bir daha böyle iş kazaları olmasın diye gözden geçirilir, önlemler alınır, kamuoyu da uyarılır. Bu durum Amerikalılara bir ders olur, ölümü gördükleri için sıtmaya razı olur, yardım paketini de sineye çekerler ve hayata dönüşle beraber her şey yeniden yoluna girer. Bütçede, kurtarmalardan dolayı faiz harcamaları arttığı gibi, ABDnin asker-polis harcamaları da budanmaktadır. Bu, ABDyi hegemonik dünya gücü olmaktan da çıkaracaktır, artık eskisi gibi saldırganlaşamayacak, gücünü farklı kutuplarla paylaşmayı öğrenecektir. Artık tek kutuplu ABDden oluşan dünya, Rusya, İranı, Çini, hatta Brezilyası ile, çok kutuplu bir dünya olmaya doğru seyretmektedir ki, bu da dünya barışı ve istikrarı açısından olumlu bir gelişmedir. ABDdeki düzelmeye paralel olarak, ABde de 350-400 milyar Avroluk bir kurtarma paketi oluşturulur ve orada da mali sisteme bulaşmış toksik maddeler ayıklanır, özellikle reel sektöre atlaması önlenir. ABDdeki iyileşme ile birlikte, ABde de, 2009un ilk çeyreğinden başlayarak, ekonomik büyüme kaldığı yerden sürer.

ABD ve AB'nin büyüme temposu diğer ülkeleri olumlu etkiler

Pembe senaryomuza göre, ABD ve ABde kopan film, yardım paketleriyle yapıştırılıp yeniden büyüme temposu kazandıktan sonra, bu durum, bu bölgelerin en büyük tedarikçileri olan başta Çin, G. Kore, Hindistan olmak üzere Asya ülkelerini, petrol ve hammadde üreticisi başta Rusya olmak üzere BDT ülkelerini, Ortadoğu ülkelerini ve son olarak Latin Amerika ülkelerini olumlu etkiler ve buralardan yine ücret malı ürünlerin ihracatı kaldığı yerden devam eder. Kriz konjonktüründe kıymete binip içine kapanan fonlar, yeniden dünyaya açılır ve özellikle aralarında Türkiyenin de olduğu yükselen ülkelere akar da akar. Özelleştirmelere büyük ilgi devam eder, Çin ve Hindistanın dizginlenemeyen iştahları, biraz petrol ve emtia fiyatlarını arttırsa da, dünyadaki ortalama büyüme hızını yıllık yüzde 5in üstüne bile çeker.

Türkiye güvenli liman

Bunun devamı olarak pembe tablomuza göre, Türkiye, ABD ve ABdeki iyileşmelerle beraber yabancı sermaye ve sıcak para girişlerinin yarıştığı bir ülke olmaya devam eder.

ABye aksayan ihracatın da yeniden hızlanmasıyla öyle çok döviz girişi olur ki, dolar kuru, 1.20 YTLlerden 1.10lara doğru geriler. Kurdaki bu iniş, haliyle ithal mal girişini hızlandırır ve fiyatların biraz daha burnunu sürter; enflasyon böylece hedeflenen yıllık yüzde 4-5lere çekiliverir ve buna paralel olarak faizler de aşağı iner, kredi kullanımı hem tüketici kesimde hem firmalar kesiminde artar, büyüme yeniden yüzde 7lere çıkarken yatırımlar artar, istihdam hızlanır.

Zaten bir istikrar abidesi olan Türkiye ekonomisine yabancıların girişi hızlanır. Kimi özelleştirme projelerine, kimi gayrimenkul yatırımlarına sökün eder, sıcak para borsaya rekor üstüne rekor kırdırır.

Türkiye elini güçlendirir

Büyüme ve özelleştirmelerle kamu gelirleri de hızla artar. Hükümet GAP yatırımlarını kısa sürede tamamlar. Güneydoğuda verilen gelişme sözü tutulmuştur, sulama ile tarımsal kalkınma hızlanır, işsizlik azalır ve barış akabinde arzı endam eder. Yanı sıra diğer sulama projeleri ile tarımda büyük üretim artışları yaşanır ve Türkiye gıda üretiminde bir dünya gücü olma başarısını yakalar, özellikle Rusya ve çevresi ile gireceği ilişkilerle hem ihracat hem turizm pazarları için ABye alternatif bir pencere açılmış olur. Ama bu arada, Türkiye, AB ile tam üyelik yolundan uzak durmaz ve kriz koşullarının güvenli limanı olduğunu kanıtlamış olmanın avantajı ile, elini daha da güçlendirir. Başbakan Erdoğanın krizi fırsat olarak değerlendirmiş olmaktan kastettiği de işte böyle bir şeydir!..

Kriz fırsata dönüştürülür

2009 başından itibaren yeniden hızlanan büyüme, krizden zaten ucuz sıyrıklarla kurtulmuş Türkiye ekonomisini yönetenleri haklı çıkarmış, kriz fırsata dönüştürülmüştür. Kamuoyu bu öngörüsü de doğru çıkan AKP iktidarını yerel seçimlerde kahir ekseriyetle yeniden işbaşına getirir, muhalefetin de eli böğründe kalır.

AKP iktidarı, krizi atlatan ve BOP hedeflerinin yeniden peşine düşen ABDnin, bölgedeki en önemli müttefiki olarak eli daha güçlenmiş olarak bölgesel rolüne devam eder.

Tümü Mustafa Sönmez - Son yazıları

Sadece Sen mi Mağdursun, Bra?* 4 Mart 2013 Pzt
Çakma İhracatın Naylon Kahramanları 2 Mart 2013 Cmt
AKP-PKK: Olmayacak Duaya Amin!. 1 Mart 2013 Cum