İki Büyük Usta Yan Yana

28 Ocak 2015 Çarşamba

İstanbul Modern’de bir yanda Şahin Kaygun diğer yanda Mehmet Güleryüz sergileri var.
Şahin Kaygun, fotoğraf sanatının Türkiye’deki gelişiminde öncü isimlerden. 41 yıllık yaşamında temel fotoğraf alışkanlıklarını aşan, kuralları yıkan, yenilikler getiren, türler arasında arayışlara giren birçok eser vermiş, her sergisinde yenilikler getirmiş. Bunda fotoğraf ağırlıklı grafik eğitimi görmesinin kuşkusuz etkisi vardır. Ama kendine has bakışı ve yenilikçi anlayışı olmasa bu eğitimin bir anlamı olmazdı. Klasik anlamda fotoğraf sanatının iyi örneklerini vermesine rağmen belgeleyici anlayışı aşıp fotoğrafı sanat olarak kabul etmiş. Fotoğraf çeken değil fotoğraf yapan olmuş. Fotoğrafta grafiksel çalışmalarla başlayan yenilikleri 80’li yıllar için çok yeni bir teknik olan polaroid fotoğraflara ve sonunda da “foto pentür” çalışmalarına varmış.
İstanbul Modern’in Fotoğraf Galerisi’nde yer alan sergi bir retrospektif değil. Şahin Kaygun’un 1980’le 1991 yılları arasında farklı tekniklerle ürettiği “deneysel” çalışmaları yer alıyor. Kaygun “silme, kazıma, boyama, kolaj ve fotomontaj gibi teknikleri” kullanıyor. Küratörlüğünü Sena Çakırkaya’nın yaptığı sergide Kaygun’un polaroid üzerine yaptığı müdahaleleri, “çekilmiş” fotoğrafın nasıl “yapılmış” bir fotoğraf haline geldiğinin aşamalarını da izleyebiliyoruz. Fotoğraf üzerine yapılan resim diye adlandırabileceğimiz ve şimdilerde “ressam”lar tarafından yaygın olarak kullanılan teknikle ürettiği eserler ve “foto pentür”ler ise ilk sergilendiklerinde sanat dünyasında gerçek bir sarsıntı yaratmış, özellikle fotoğraf çevrelerinde eleştirilmişti.
Şahin Kaygun sadece deneyen, arayan, türler arası ilişkiler kuran bir sanatçı değildi, hiçbir müdahalede bulunmadığı fotoğraflarında bile kendine has dili, imge dünyası olan bir ustaydı. Tüm dönemlerini bir retrospektifte bir arada görmenin, bu büyük ustayı bütün olarak yeniden anımsatmanın zamanıdır diye düşünüyorum.
İstanbul Modern’in alt katında esas ağırlık Mehmet Güleryüz’de. Alt kat lobisindeki sunum Şahin Kaygun sergisini bir nebze kenara itmiş. Sunum için kullanılan dört duvardan biri Kaygun’a ayrılsa bu dengesizlik bir nebze aşılabilir, bu güzel ve önemli sergiye de dikkat çekilebilirdi.
Mehmet Güleryüz de “resimden desene, heykelden gravüre, tiyatrodan performansa uzanan zengin ifade arayışı” ile bilinen bir büyük usta. Alt kat lobisini çevreleyen duvarlarda Güleryüz’ün arayışlarını kronolojik olarak iyi bir sunumla izledikten sonra sergiye giriliyor. “Sergi, sanatçının 1960’lardan itibaren desen, resim, heykel, gravür, porselen üzeri boyama, performans gibi alanlarda gerçekleştirdiği üretimleri bir araya getiriyor”muş. Ama esas mesajı retrospektifin adı veriyor; “Ressam ve Resim”. 60 yıllık sanat yaşamını tüm dönemleriyle yansıtan bu sergiyi izlediğinizde geride kalan imge Güleryüz’ün usta bir “ressam” olduğu ve iyi “resim” yaptığı.
Mehmet Güleryüz disiplinler arası tüm arayışlarından, “happening”lerden, tiyatro sahnesinde oyuncu olarak verdiği emekten tüm damıttıklarını resmine ve esas olarak tuvale yansıtmış.
Levent Çalıkoğlu’nun kuratörlüğünü yaptığı retrospektifte yer alan 150’ye yakın yapıta ve multimedya sunumla canlandırılan desenlerine baktığınızda Güleryüz’ün sanatını başlangıçtan bugüne adeta bilinçle, bütünlüklü olarak tek bir ana kanal üzerinde geliştirdiğini görüyoruz. Dönem dönem boyama anlayışı, işlediği konu ve imgeler değişse de desenlerindeki, çizimindeki kendine haslık, ironik, mizahi bakışı gelişmiş ama değişmemiş.
İstanbul Modern’de Şahin Kaygun sergisi 15 Şubat, Mehmet Güleryüz Retrospektifi 28 Haziran’a dek sürecek.
 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Ara Güler Müzesi 5 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları