Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Monte Carlo’dan Kumar, Sanat ve Siyaset Üstüne...

5 Kasım 2008 Çarşamba

Monaco Prensliğinin kapı komşusu Cap dAilda, yol üstündeki Edmonds Caféde kahvemi yudumlayıp Türkiye haberlerini gözden geçiriyorum. Vücudumuz yurtdışındaolsa da, beynimizin ülkeyi terk etmesi hiç mümkün mü? Sanki her şeyden biz sorumluyuz.

Maison de lAmerique Latine de Monacoda, iki hafta önce İstanbulda görülen 4 boyutlu çalışmalarımı sergiliyorum. Böylece bu yeni işler Avrupaya da adım atmış oldular. Sorular her yerde aynı: Nasıl yaptınız? Niye bu tekniği daha önce görmedik? Siz gerçekten Türk müsünüz?

Monacoda her yerde Prens Rainiernin fotoğraflarını görmeye alışmışım, birden Prens Albertin genç siluetine alışmak kolay olmuyor. Buraya ilk kez, bundan 40 yıl önce annem ve babamla geldim. O günden sonra ilk tekrar gelişim ise, tenis genç milli takımıyla beraber, rahmetli Nazmi Barinin hocalığını yaptığı ekiple, Murat Gürler ve Hakkı Özgenel ile Sonraki turistik gelişlerim dışında, 1994Te Cannesda Art Jonction Uluslararası Sanat Fuarında En İyi SanatçıveEn İyi Gösteridallarında birincilikleri Yaşayan Sanat happenningiyle kazandıktan sonra, ekiple birlikte mükâfatgezisi olarak hep beraber Monte Carloya gelmiştik.

Bu seyahatlerin her birinde, dünyanın ilk Bodrumudesem, çok yanlış bir değerlendirme sayılmayacak, St. Tropeze de gittim. 1960larda Brigitte Bardot ve o dönemdeki Alman eşi Gunther Sachsın meşhur ettikleri sakin bir kasabaydı. Ardından dünya jet sosyetesinin gözbebeği olarak kayıtlara geçti. Bu seyahatte de Cote dAzurde Nice ve Cannes dışında, oğlum Suphi görmüş olsun diye oraya da uğradık. Ama çıplaklar plajı Pampelonne kışa terk edilmiş olduğundan, keşif oralara uzanamadı!

Monte Carlonun tarihi Casinosu, Monaconun büyük çekim noktası. Aynı heybetiyle ve artık gelişmiş bahçesiyle kentin göbeğinde kurulmuş duruyor. Prens ve ailesi, bu kumarhaneden içeri hiç adım atmadıkları gibi, hiçbir Monaco vatandaşının da buraya giriş hakkı yok. Hayat da aldığımız her riskli kararla, aslında bir kumar gibi O müthiş mekânda ne hayatlar kaymış, ne gerçek James Bond hikâyeleri yaşanmış Bazen insanlar kumar oynar; bazen kurumlar, bazen partiler, bazen de.. liderler ve onlar yüzünden ülkeler. Kumarda uzun vadede kimse kazanamaz. Ama tarihten ders alınmaz ve işler hep olacağına varır. Hatırlıyorum da, öğrencilik yıllarımızda yanımızda sevgililerimiz ve beş parasız halimizle, o Casinoda 200 Frank kazanıp akşamı bedavaya getirmek için ne taklalar atardık. Ve bu küçük paralar, büyük kumardı bizlere

***

Bu güzel sahil şeridine ayak bastığımdan beri, bizi ıslatan o ağır ve yoğun yağmur, nedense tüm geçmişimi gözlerimin önünden geçiriyor. Bir insanın, bir ülkenin ömrüne sığan değişiklikler hep akıllara durgunluk vericidir; İsmet İnönünün unutmadığım deyişiyle: Ben de ülkemden her uzaklaştığımda, yaşama kuşbakışı göz atma fırsatı buluyorum.Nereden nerelere gelmişiz? Bundan 30-40 yıl önce geleceğe, her şeye ne kadar umut dolu baktığım geliyor aklıma.

Kasımı zaten hiçbir zaman sevmedim diye bir resmim var, 1983ten. Kaliforniyada, ağır bir ayrılığın peşinden yapılmıştı. Bu sonbahar ise ülkem adına içimi acımasızca sıkıştırmaya devam ediyor. Merdan Yanardağın başına örülen çorapların zamanlaması göz ardı edilebilir mi? Tüm iddialarla içeride tutulan Atatürkçü arkadaşlarımızın bir an önce aklanarak serbest bırakılmaları, bu ülkede demokrasinin tekrar nefes almaya başlamasının olmazsa olmaz ilk şartı.

Mücadele tüm süratiyle devam ediyor. 7 Kasım Cuma, Ankarada Galeri Artistte sergim var. 8 Kasım, saat 15.00te Caddebostan Kültür Merkezinde, Atatürkçülük üstüne bir konuşmam olacak. Kimilerine göre bu ülkede sanat ve düşünce üretmek, Müslüman mahallesinde salyangoz satmakla aynı Ne var ki, birçok aydının ve benim, tüm dayatmalara rağmen canımız kadar sevdiğimiz işimiz. Sizleri bu buluşmaların tümüne bekliyoruz. İnadına, sonuna kadar

[email protected]

Faks: 0212 227 34 65