Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

ABD Seçimleri ve Dünya

7 Kasım 2008 Cuma

Demokrat Barack Obama, beklendiği gibi seçimi kazandı. Yorumlar çeşitli. Bir iki saptamadan sonra, Obama, ABD ve dünyanın önündeki en büyük sorun üzerinde duralım.

1)\tObamanın başkan seçilmesi ABD için tarihi bir olaydır. İlk kez Anglosakson ve üstelik beyaz olmayan (melez) bir başkan seçildi. Ayrıca evangelist de değil! Daha yakın zamanlara kadar ABDnin temel özelliklerinden birinin ırk ayrımcılığı olduğu düşünülürse, kısa süredeki bu değişim önemli. Demokratlar, ya melez ya kadın başkan (Hillary) adayı Beyaz Saraya gönderme olasılıklarıyla, zaten başkan seçiminde mutlaka bir ilki gerçekleştirme kararlılığını göstermişlerdi. Sanırım, Hillary aday olsaydı, McCain ile mesafe daha açılırdı. Ama demokratlar bunu da göze aldılar.

2)\tSöyleniyor ki, ABD politikalarında temel bir değişiklik olmaz. Bu genel anlamda doğrudur. ABDnin küresel çıkarlarını savunmayacak bir başkanın Beyaz Saraya gönderileceğini düşünemeyiz. Ancak, demokrat ve cumhuriyetçi politikalar arasında yine de niceliksel ve niteliksel farklar vardır. ABD gibi her bakımdan bir dünya devinde küçük farklı kımıldamaların önemli sonuçları olması kaçınılmazdır.

3)\tBarack Obama, ABDnin itibarının çok yönlü olarak yerlerde süründüğü bir dönemde iktidara geliyor. Bu dönemin belirgin özellikleri, küresel terör, sıra dışı ekonomik kriz, iklim değişikliği ve sürdürülebilir olmayan ekonomik büyümedir.

4)\tBu özelliklere, yansımalar ve sonuçlar açısından daha yakından bakarsak: ABDnin başını çektiği yeni liberalizm duvara tosladı, iki açıdan: hem iflas hem de yerkürenin yakın geleceği bakımından... Çin ve Rusya ciddi rakip kutuplar olarak ortaya çıktı... Irak savaşı, 1 milyon Iraklının öldürülmesi, insan hak ve özgürlüklerinin ve uluslararası hukukun çiğnenmesi; ABDnin itibarını sarstı. Gerilim ve kriz odaklarında sorunlar çözülmedi; dünyanın en temel sorunları ağırlaştı...

5)\tCumhuriyetçilerin politikaları, ABD ve dünyada köktendinciliği körükledi. Bunun çok önemli sonuçlarını yaşayan ülklerden biri de biziz...

Amerikalı seçmen, hemen her alanda büyük çöküşün gerçekleştiği bir zamanda, saldırgan ve tümüyle sahtekâr bir siyaseti Beyaz Saraydan uzaklaştırıyor ve kendisi için de bir umut olarak Obamayı seçiyor. Bu önemli bir değişim arzusudur.

Ama seçmenin değişim isteğinin reel politika yansıması, şüphesiz ki ABDnin emperyal politikalarında ve niteliğinde olmayacaktır.

Ama emperyal politika tarzlarındaki önemli farklılıklar bile dünyayı çok etkiliyor!

***

Burada, en önemli konu, dünya ekonomisine dayatılan yeni liberalizmdir.

Amerikan hegemonyasının koçbaşı ekonomidir. Ekonomik saldırganlığın bu vahşi yüzü,

a) ABD hegemonyasını besliyor;

b) Sürdürülemez bir ekonomik büyümeyi körük leyerek, hem dünya kaynaklarını bitiriyor hem de yaşanamaz bir yerküre, biyolojimiz için yıkıcı bir çevre yaratıyor;

c) Ayrıca insanca bir toplum değil, birbirini yiyen, yıkan-yok eden, güvenliksiz, işsiz, sosyal hakların giderek budandığı, alabildiğine tüketici, salt paranın konuşulduğu, paranın her ilişkiyi yönlendirdiği bir toplum modeli yaratmış durumda! Bu toplumda, insanı insan olarak ve bütünüyle geliştirecek hemen her şey ya alt derecelere düşüyor ya da yok oluyor...

Büyüme ekonomisi hem dünyayı bitiriyor hem de toplumları.

Bilim, bu ekonomi anlayışının yerküre ve toplumlar üzerinde yıkıcı etkisini gözler önüne sererken, ekonomistlerin ve siyasetçilerin başka bir seçenek düşünememeleri, yerkürede yaşadığımız en büyük paradokstur!

Böyle giderse, yarattığı koşulların esiri olmuş insanoğlu kendisini uçurumdan aşağı atacaktır.

Şu yaşadığımız ekonomik kriz ve Obamanın seçilmesinin tek anlamı, bu yok oluşu tersine çevrilebilirliğinin gündeme gelmesidir...

[email protected]