İlhan Selçuk

Dünya Ahvali Çok Kötü...

20 Ekim 2004 Çarşamba

PENCERE

Dünya Ahvali Çok Kötü...

Bir de “Kürt Yahudisi” lafı sürüldü piyasaya, “Kürt Musevisi” daha doğru deyiş..

Olabilir..

Herhangi bir etnik kesimde çeşitli dinlerden kişilerin oluşması ve yaşaması doğal..

Ama bu haberin arkasında yatan mide bulandırıcı yorumlar var, Türkiye’de İslamcı iktidar atağı İsrail’in canını sıkmış, sırası geldiğinde İran’ı da vurmak için akıl hocası olduğu Bush yönetimiyle birlikte Kuzey Irak’ta üslenmek gerekliymiş, Kürtleri kafakola almak için de bu tezgâh kurulmuş...

İyi mi?..

Gazete sayfalarının yalancısıyım ben; ama, şu garip dünyada gün geçtikçe her şeyin daha çok karıştığı gün gibi aşikâr...

*

ABD’nin Asya petrol coğrafyasına yerleşmek için her şeyi göze aldığı malûm...

Irak kanlı işgal sürecinde..

Afganistan’a el kondu..

İran ne olacak?..

Eskiden dünya Doğu-Batı diye ikiye ayrılmıştı ve “Soğuk Savaş” yaşanıyordu; Sovyetler çökünce “Küreselleşme” sürecine girildi; “Yeni Dünya Düzeni kuruluyor, artık barış dönemi başlıyor” derken gezegensel bir hırsın geriliminde savaş tohumları patlayıp sürgünlerini veriverdi...

Bush yönetiminin Afganistan’dan İsrail’e dek Asya Müslüman coğrafyasına yerleşme kararını Amerika’da cumhurbaşkanlığı seçimi de değiştiremez; ‘Küreselleşme’nin özünü ABD’nin emperyalist stratejisi saptıyor.

*

Peki, ABD doğal kaynakları elinde tutmak için Asya’ya el koyduğuna göre Rusya, Çin, Hindistan geviş getirip olan bitenleri uzaktan mı izleyecekler?..

Mısır’daki Sağır Sultan bile duydu ki Çin “muazzam” nüfus gücünü tek parti düzeninde planlayabildiği için çok yakın sürede ekonomik alanda Amerika’yı sollayacak bir kudret kazanacak...

Ya Müslüman coğrafya?..

Tümü de ABD’nin “Ilımlı İslam Devleti Modeli”ne girip kuzu kuzu güdülmeye razı mı olacaklar?..

Bush yönetiminin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne razı AKP yönetiminin AB’ye girmek yolunda güdümlenecek on yıllık bir oyalama sürecinde yazgısı ne olacak?..

*

Müslüman coğrafyasında Filistin’den Afganistan’a dek uzayan haritaya el koyan bir Amerika ile Türkiye üzerine ilginç yaklaşımları olan bir Avrupa arasında soğuk ve sıcak çatışmaların odağına oturmuş bir Anadolu...

Dünyada bütün yarımadalar, kuzeyden güneye doğru sarkarlar...

Doğudan batıya uzanan tek yarımada “Türkiye Cumhuriyeti’nin Anadolusu”dur.

Anadolu, Amerikan markalı Küreselleşme emperyalizminin tam da stratejik göbek noktasında...

“Büyük Ortadoğu Projesi”nde bizden istenenler yenilir yutulur şeyler değil...

*

Ya Avrupa?..

“Hıristiyan Avrupa”nın Anadolu üzerine iştahı “Sevr Antlaşması”nda kaldı. Ne yazık ki bu mirası güden Yunanlılar, Rumlar, Ermeniler ve bunların bütün Avrupa ve Amerika’yı saran diyasporaları yerlerinde rahat durmuyorlar ve oturmuyorlar.

“Avrupa Birliği” Türkiye’yi ne dışlayabilir, ne de kısa sürede içleyebilir; ne tutabilir, ne de bırakabilir; elinin altında bulundurmak ister...

Ne yani koskoca AB, en başta Fransa, Almanya, vesaire, bizi ABD’ye mi hediye edecek?.. Bu alanda da mide bulandırıcı gelgitlerin salıncağı kuruldu; müzakere tarihi verilecekken, Kıbrıs Rum yönetiminin, Atina’nın neden sesleri yükselmeye, şartları ortaya çıkmaya başladı? Meşhur rapordan sonra niçin Türkiye içinde Lozan Antlaşması tartışılmaya açıldı?.. Azınlıklar, azınlıkların birdenbire gündeme gelmesi hayra alâmet mi?

*

Türkiye, rahat bırakılırsa, kendi sorunlarını kendi içinde çözebilir; ama, dünya çok karışık ve bunun sorumlusu da biz değiliz...

Peki, Ankara’da bu karışık dünyanın Türkiye’ye yönelik boyutlarını düşünen, irdeleyen, tartışan, bir siyaset ve strateji oluşturan bir ulusalcı hükümet var mı?..

Haydi canım sen de!..

(20 Ekim 2004 tarihli yazısı )