Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Hep 68’li Olmak

9 Kasım 2008 Pazar

TÜYAP Kitap Fuarı yönetimi bu yılın konusunu 40. yılında 68 Kuşağı olarak belirlemekle iyi bir şey yaptı.

Yazımın yayımlandığı 8 Kasım Cumartesi günü saat 17.45-18.45 arasında ben ve Nihat Behram kitap fuarının salonlarından birinde Türkiye Yazarlar Sendikasının bir etkinliği olarak Hep 68li Olmak başlıklı bir söyleşide buluşacağız.

Söyleşiyi TYS Başkanı, şair arkadaşımız Enver Ercan yönlendirecek.

Bu tam anlamıyla bir sendika etkinliği olacak.

Nihat Behram 1974te kurulan sendikanın kurucularındandır.

Ben de 90lı yıllarda iki dönem meslek örgütümüzün başkanlığını yapmak onurunu yaşadım.

***

1968, başta Fransa ve Almanya olmak üzere, aralarında ülkemizin de bulunduğu birçok ülkede üniversite ağırlıklı bir gençlik direnişinin tarihidir ve onun simgeleşmiş adıdır.

Gençliğin devrimci ve yenilikçi bir eylemi, başkaldırısıdır..

Türkiye 1968inde emperyalizm karşıtlığı özellikle belirgindir.

Emperyalizm karşıtlığı doğal olarak yurtseverliği ve toplumculuğu içerir.

Bu nedenle de Türkiye 1968i, antiemperyalist, yurtsever, sosyalist bir gençlik hareketidir.

Batı ülkelerindeki 68 hareketleriyle ortak özellikler taşısa da, onlardan farklı, ülkemizin koşullarına özgü yanları vardır.

***

Ben 1968 kuşağından değilim. 68 kuşağı gençliğinden birkaç yaş daha büyüğüm. Onların ağabeyi konumundayım. Ve alçakgönüllü olmayı bir an bir yana bırakarak söyleyecek olursam, bu ağabeylik sadece yaşla da ilgili değil. Benim de bir gençlik önderi olarak içlerinden biri olduğum 60ların ilk yıllarının devrimci üniversite gençliği, 1968in ilk dalgasıdır ve bu anlamda da öncüsüdür. Bugün birlikte söyleşecek olduğumuz dört yaş küçük kardeşim Nihat Behram ise tam olarak bir 68lidir. Hem de sadece yaşı bakımından değil, başta artık efsaneleşmiş Darağacında Üç Fidanolmak üzere yapıtları ve şiirleriyle de

***

1968 ve öncesi arasındaki ayrım çizgisi nasıl çekilecek?

1960 yıllar gençlik hareketlerinin her iki evresini (60ların ilk yıllarını ve 68 kuşağını), 1960’ın az öncesinde Turan Emeksizin adıyla özdeşleşen gençlik direnişinden kopuk düşünemeyiz.

Üniversite gençliğinin bu ilk direnişiyle 1968 arasındaki birleştirici halka, Türkiye İşçi Partisinde ve Fikir Kulüplerinde bir araya gelen devrimci üniversite gençliğidir.

Bu anlamda da, 1960tan az önce başlayarak 12 Mart 1971 muhtırasına kadar yaşanan süreçlerdeki gençlik direnişleri, aralarındaki ayrımlara, dönemsel farkların da sonucu olan farklılıklara karşın, bir bütünün parçalarıdır. Bu, gençliğin devrimci enerjisidir. Savımı şöyle de dile getirebilirim: Deniz Gezmiş 1960 öncesinin bir üniversite öğrencisi olsa Turan Emeksiz olurdu. Aynı olgunun benzeri Turan Emeksiz için de geçerlidir

***

Günümüzde 68in neresindeyiz?

O yıllardaki 68liliklerinin de ne olduğu belirsiz, bugün iktidardaki siyasetin kuyrukçuluğunu yapan, 68lilik nostaljisini gelire dönüştürmekte ustalaşan kimselerin 1968 ruhunu küçültüp kirletme çabalarına ibretle tanık oluyoruz.

1968’liliği yurtsever, emperyalizm karşıtı içeriğinden boşaltmaya çalışanlar bunlardır.

Yurtseverliği, ulusal değerleri savunmayı aşağılayan; emperyalizmin adını küreselcilik olarak allayıp pullayan, sosyalizmi modası geçmiş saymaya yeltenen bu gibi kimseler ve çevreler 68lilik sözcüğünü ağızlarına almaktan utanmalıdırlar.

***

1968 ruhu, yurtseverlik, emperyalizm karşıtlığı ve sosyalizm ideali demektir.

Halkların kardeşliği sloganı da halklar arasında bir ayrımcılığı değil, tam tersine, birlikteliği vurgular.

Günümüzde 1968lilik ruhunun canlanmasına ülkemizin yine gereksinimi var.

Gençliğin 1968 ruhuna yaraşan, dar grupçulukların sınırları içine sıkışmamış, bilinçli, birleşik, ortak eylemleri; yurtseverlik, bağımsızlık ve toplumsal adalet ilkelerini öne çıkaran etkinlikleri, halk kitlelerinde de olumlu yansımalarını bulacaktır.

[email protected]

Faks: (0212) 343 72 64

Tümü Ataol Behramoğlu - Son yazıları

Korkmamak 20 Mart 2019 Çar
Gezi korkusu 13 Mart 2019 Çar
Sömürge olmak 6 Mart 2019 Çar