Özgür Mumcu

Kıskananlar Çatlasın

16 Şubat 2015 Pazartesi

Bazılarımız doğuştan şanslı. Dünyaya haklı doğarak geliyorlar. Hayatları boyunca da bu haklılıklarından bir şey eksilmiyor.
Onları tanırsınız.
Onlar “herkesi kendileri gibi zannettikleri” için hayal kırıklığına uğratılanlardır. Sorduğunuz zaman en büyük kusurlarının da bu ve “mükemmeliyetçi” olmaları olduğunu söylerler.
Zayıf not aldılarsa sebebi “hocanın onlara takmasıdır.”
İşyerinde bir sorun varsa onu çekemedikleri içindir.
Zaten futbolda da mağlubiyetin esas sorumlusu hakemler ve masa başı oyunlarıdır.
Her şeyin en iyisini hak ettiklerini bilirler. Bunu da hayattan talep etmekte çekinmezler. Hak ettiklerine ulaşamıyorlarsa sebebi başkalarıdır. Hayat “doğuştan haklı” üstün varlıklarını engellemeye çalışan mihraklarla bir mücadele alanıdır.
Ülkemiz ve dolayısıyla siyasetçilerimiz de böyledir. Mesela 1. Dünya Savaşı’nda “Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş sayılırız.”
Dünyanın geri kalanından geriye düşüldüyse sebebi sadece ve sadece dünyanın geri kalanıdır.
Ecdadın ve bugünün potansiyel ecdatlarının her yaptığı isabetlidir, doğrudur, haklıdır. Yanılmaz bir tarihi çizgi vardır ve yapılıp edilenlerde hata olabileceğini hayal etmek dahi neredeyse bir küfürdür.
Bu sebeple Esad’la en iyi arkadaşken de haklı olunur. Esad’ı indirmek için herkesle işbirliği yaparken de...
Libya’da NATO’nun ne işi var diye çıkışırken de haklı olunur, sonra aynı NATO saflarına katılırken de...
Bir güzel iştir bu haklı doğmak.
Batı Şeria’da İsrail parasıyla TOKİ konutu yapmak için el ovuşturulurken de haklıyken Davos’larda “one minute” diye bağırırken haklı olmanın sırrı burada.
Gülen cemaatiyle el ele, kol kola yaşayıp giderken ne istedilerse verip onları kollarken de haklı, bugün her gördüğü yerde “kahrolası paralelleri” görürken de.
Bazı kitaplar bombadan tehlikelidir derken de haklı, aynı kitap basılmadan toplatılıp yazarı hapse atıldı diye kızarken de...
Herkesin taşıyabileceği bir nimet değil haklı doğmak.
“Haklı olunmaz, haklı doğulur” ilkesini kavradıktan sonra memleketimizin siyasi manzarası daha iyi anlaşılır. Kendinizi yormazsınız. Doğuştan haklıları tespit etmeniz ve onlara hınk demeniz kâfi. İkbal kapıları rahat bir gevreklikle dertsiz açılacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanı’na sormuşlar, Türkiye’nin dünyada yalnız kalması hakkında ne düşündüğünü merak etmişler.
Umursamıyorum demiş ve eklemiş:
“Dünyaya baktığınızda halklar nezdinde de yalnızlık yok. Liderler nezdinde olabilir ama bu durum da kıskançlıktan başka bir şey değil.”
Siyaseti akıl değil metafizik yönetince önce davalar, sonra o davanın liderleri kutsallaşır. Papa gibi “yanılmaz” olduklarına inanılır.
Buna kendileri de inanmaya başladıktan sonra geçmiş olsun.
Herkes beni kıskanıyor diye gezinirsiniz.
Okulda “hoca ona takmıştı.”
Büyüdü “dünya ona taktı.”
Ne diyelim. Şifa dilemek için artık çok geç. O vakit gönlünü hoş tutalım da daha fazla sinirlenmesin. Dik dursun eğilmesin ve dahi “kıskananlar çatlasın.”