İlhan Selçuk

Yandım Allah Korosu!...

03 Haziran 1996 Pazartesi

PENCERE

Yandım Allah Korosu!..

İzlediğim kadarıyla son günlerde tüm basın felaket tellallığına özeniyor, köşe yazarlarının kaleminden kan damlıyor, hem de şıpır şıpır...

Niçin?..

Çünkü tam bir fiyasko yaşanıyor ülkede, tuttuğun elinde kalıyor, her şey dökülüyor, kıyamet göstergeleri ortalığı sardı...

• Mafya mı devletin içinde?..

Devlet mi mafyalaştı?..

• Ulaşım ve trafik rezaleti doruğuna çıktı, karayolları kanlı mezbahaya döndü, kentler tıkandı...

• Terör kan içiyor...

• Ekonomide ‘rantiyecilik’ aldı başını gidiyor...

• Şeriatçılık iktidarda...

• Ya gelir dağılımı?..

DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü), yaptığı son incelemelerde çarpıcı gerçeği ortaya koyuyor: Kocaeli’de kişi başına ulusal gelir 7 bin 349 dolar, Muş’ta 660 dolar; bölgesel adaletsizliğin yanı sıra kişisel açıdan zengin ve yoksul arasındaki uçurumun artık dibi görünmüyor.

• Devlet Bütçesi yok, borç bütçesi var. Devlet, kamu hizmetlerini varlıklıdan vergi alarak değil, zenginden yüksek faizle borç para toplayarak yürütmeye çabalıyor, ama nafile...

• Güneydoğu’da devlet yok, okullar kapalı, zorunlu göç köylünün canına okumuş...

Bütün medya, sabah akşam bu konuları işliyor, herkes her şeyden şikâyet ediyor; sağcısı solcusu, sosyalisti, liberali, Kemalisti, ilerici ve gericisiyle ‘Yandım Allah’ korosuna dönüştük.

*

Peki, mafya nasıl ortalığı sardı? Polis nasıl bozuldu? Kamu maliyesi nasıl çürüdü? Terör neden ortalığı sardı? Şeriatçılık nasıl gelişti? Gelir dağılımı nasıl bozuldu? Türkiye, nasıl kara para cennetine dönüştü?..

Eskiden böyle miydik?..

Son on yılda Türkiye, hızla çürüyüp kirlenerek batağın dibine saplandı.

Neden?..

Medyada herkes her şeyden şikâyet ediyor; ama nedenlerini kurcalamaya kimse yanaşmıyor.

Bir ülkede ekonomik düzen bozulmadan sosyal ve siyasal kurumlar yozlaşmaz. Her şeyin önü ardı ekonomidir. Türkiye 1980’lerde benimsediği ‘vahşi kapitalizm’ modelinde kokuştu; ‘köşe dönücülük’ felsefesinde benliğimizi yitirdik; ‘dolarizasyon’ politikasında eriyip bittik, yağma düzeninde boğulduk...

Kökeninde kim var bu işin?..

12 Eylül faşizmiyle birlikte yükselen ‘köşe dönücülük’ modeli canımıza okudu...

*

Bir toplumda ne mafya kendiliğinden palazlanır, ne şeriat durup dururken yükselir, ne trafik canavarı birdenbire yollara çıkar, ne terör kırda ve kentte kan içmeye başlar, ne tefecilik ve kara para tezgâhı birdenbire kurulur, ne rantiyecilik ülke ekonomisinde birden egemenleşir, ne siyasal partiler durup dururken güçsüzleşir, ne de ülke politikası, tarikat ve cemaatlere bağlanır.

Evet, 12 Eylül askeri faşizmiyle el ele ülkenin yazgısını belirleyen Özal, bugünkü durumun temellerini attı. Bugün her şeyden ve bir ağızdan yakınanlar, özelleştirmeleri yapıp, devleti küçültürsek, Türkiye’nin düzeleceğini söylüyorlar...

Boş laf!..

On yılda bozulan, bir günde düzelmez.

Türkiye’yi bu noktaya getiren ‘arabesk liberalizm’, namı diğer ‘liboşizm’dir.

*

Bu tür bir kapitalizm, ne İngiltere’de var, ne Almanya’da, ne Fransa’da, ne de Amerika’da...

Bizimki yağma düzeni!..

Mafya, terör, rantiyecilik, çürüme, kokuşma bu düzenin türevleridir. Düzeni eleştirmeden türevleriyle uğraşmak boşuna...

(3 Eylül 1996 tarihli yazısı)



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Patrikhanenin Sicili... 11 Haziran 2012
Mumcu'nun Saptamaları... 7 Haziran 2012

Günün Köşe Yazıları