Arif Kızılyalın

Şemseddin Sami’nin Dediği Gibi...

17 Şubat 2015 Salı

 “Ah biçare kadınlar neler çekerler imiş! Biz erkekler onları kukla mesabesinde (hükmünde) kullanıyoruz. Yolda serbest ve rahat yürümelerine mani oluruz. Bu ne rezalet! Bu ne küstahlık! Bir erkek tanımadığı bir başka erkeğe rast gelse, yüzüne bakmaz. Söz söylemez. Lakin tanımadığı ve hiç başka defa görmediği bir kadına rast geldiği gibi gülerek yüzüne bakmaya ve söz söylemeye başlar. Ve kovsalar bile yanından ayrılmaz. Demek olur ki biz kadınları insan sırasına koymayız. Kendimizi eğlendirmek için onların ruhunu sıkarız. Serbest gezip seyretmelerine ve eğlenmelerine mâni oluruz.
Şemseddin Sami’nin 143 yıl önce kaleme aldığı Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı eserindeki bu metini anımsadım Galatasaray-Balıkesirspor maçını izlerken.Özgecan Aslan’ın hunharca katledilmesi sonrası,Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Handan İnci, kadını hala “eksik etek” gören zihniyetin köklerine gönderme yapmıştı sosyal medyadaki Şemseddin Sami paylaşımı ile...
Görüldüğü gibi aradan, neredeyse 1.5 asır geçmiş ama bizim coğrafyada değişen bir şey yok.
Kadınlar, ‘birey’ yerine konmuyor, töre cinayetlerine kurban gidiyor, sapkın tecavüzcülerin kurbanı oluyor...

***

Dönersek düne; soğuk gecenin asıl ve ‘asil’ unsuru Özgecan’dı TT Arena’da. Bireydi, evlattı, öğrenciydi, arkadaştı, aynı zamanda da Galatasaraylıydı.
Soyadından mı geliyordu içindeki ‘Sarı-Kırmızı aşk’ yoksa Hagiler, Hakanlar, Taffareller sayesinde mi tutulmuştu renklere bilemedim, ama arkadaşlarının anlattığına göre, takımının yolunu gözlermiş, “Mersin’e gelseler...” diye... Belki Galatasaray,Mersin’e gidemedi ama Özgecan geldi dün buralara; aramızdaydı o...
Bizleydi katillerine inat. Hepimiz Özgecan’dık stat hoparlörlerinden, “Masum değiliz hiçbirimiz, eller günahkâr” bestesi yankılanırken...
Kuzey tribünündeki Ali, Güney’de 20. dakikadaki ıslıklı eylemi örgütleyen Ayşe, hatta ‘susma, haykır, kadına şiddete hayır’ pankartını tutan kaptan Selçukda Özgecan’dı biraz.
Eminim ki sevinirdi dün geceki futbola ve sonuca; eğer seyredebilseydi 90 dakikayı.
Örneğin ilk goldeki Koray’ın kafa vuruşunu çok iyi izleyen Chedjou’ya bayılır, Sneijder ve Burak’ın estetiksel güzelliğe sahip gollerini ayakta alkışlardı... Tarık’ın kaleleri şaşırıp direğe giden vuruşuna heyecanlanır, Melo’nun sakatlığına üzülürdü...
Belki arkadaşı, belki babasıyla yaptığı maç sohbetinde, “İşi sıkı tutarken iyi oynadık, Selçuk ve Melo orta alanı iyi tuttu, Olcan da sol beke yerleşti. Burak gollerine devam ediyor, Sneijder bu takımın olmazsa olmazı” der, skor borda yansıyan 3-1’i de kutlamaktan geri kalmazdı...

***

Evet, Şemseddin Sami’nin 143 yıldır önce dikkatçektiği bu kara yazgı, umarız Özgecan olayı ile yerini ‘kadınlarımız için hakça yaşama’ bırakır. Bıraksın da!
Son not olarak, ilk Türk romanını yazan Şemseddin Sami’nin, dün geceki maçın oynandığı TT Arena’ya adını veren ve Galatasaray’ı kuran Ali Sami Yen’in de babası olduğunu anımsatmakta fayda var. Nereden, nereye diyesi geliyor insanın...