Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Hikmet Çetinkaya

Vahşet Düzeninde Kadın Olmak!

17 Şubat 2015 Salı

Daha şiirsel bir dünya, bulutlara iliştirilmiş sevda sözcükleri...
Hayatın hep böyle olmasını isterim...
Ne yazık ki öyle değil yaşam...
Ölümler!
Acılar!
Yitip giden umutlar ve umutsuzluk!
De Andrade’nin dizelerinden fırlamış, o ince güzellik, kırılgan bir gövdenin, hiçbir kitabın anlatamadığı, dilini ancak rüzgârın, yaprakların, karıncaların bildiği savaşsız bir dünya özlemi...
Oysa tarihin sayfalarında nice acıların, kıyımların tersyüz olduğunu, bir sayfa kapanmadan bir başkasının yine kanla yazıldığını görmek artık sıradan bir şey...
Acılar ırmağının insanlarıyız biz!
Sevgisiz, yılgın, umursamaz...
Yakın tarihimize bakıp ders çıkarmak artık işimize gelmiyor.
Emir komuta zinciri, darbeler...
Her şey vatan için!
Ziverbey Köşkü, o çığlıkla yankılanıyordu 44 yıl önce...
Orgeneral Faik Türün’ün acımasızlığının ilk işareti:
“Kontrgerilla ana kumanda merkezine hoş geldiniz!”
Gür bir ses, sert bakışlar, işkenceciler...
Hem ürkek, hem gözü kara hepsinin...
Geçelim...

***

Kontgerillanın birinci adamı Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Faik Türün, uzun sözün kısası 12 Mart’tan sonra 1973 seçimlerinde Adalet Partisi’nden milletvekili seçilip paşa paşa siyasete girdi...
İşkence yaptığı emekçiler, öğretmenler, subaylar, yazarlar...
İlhan Selçuk’un Ziverbey Köşkü’nü bilmem kaçıncı kez yine okudum bu arada...
Bir kez daha yazmak istedim, özellikle gençler için...
Nasırlaşmış acının can kafesinde; yürekler bağnazlığın dökülen kalıplarında taşlaşır...
Geçen acılar, Faik Türün’ler unutulur...
12 Mart’ı geçelim; 12 Eylül’ü bile unutmadık mı?
Peynir - ekmek gibi tarihi bitip tüketiyoruz, hiç ders almadan hayata tutunmaya çalışıyoruz.
Oysa aradan sadece ama sadece 30-40 yıl geçmiş...
Oysa tarih bizim geleceğimiz, umudumuz değil midir?
İşte bizim sağ siyaset bu ülkeyi bugünlere getirdi.
Hakan Fidan’ın adaylığının eleştirilmesi, milletvekili seçilmesi ya da seçilmemesi hiç önemli değildir...
Önemli olan kafaların özgürlükçü olup olmamasıdır.

***

Kafalar özgürlükçü değil...
Bürokrasi siyasal iktidara sanki tapıyor...
Böyle bir durum, milletvekili adaylığı için bürokraside istifa kasırgası...
Seçilmeseler eski görevlerine dönmeleri zaten garanti değil mi canım!
Birazcık vakit geçsin!
Paralelciler olmadığına göre acaba bize bir şeyler düşer mi?
Gariban böyle söyler, milletvekili olmak isteyen aday adayı böyle ister...
Yüzde 10 seçim barajı falan vız geliyor... Demokrasi ve özgürlükler süpürülüyor... Dolar 2 lira 50 kuruşu aşarken birileri köşeyi yüz kez dönüyor...
Benim memurum, benim işçim, benim emeklim!
Onları soran yok, onların da zaten dili yok!
Biz acılara, ölümlere, kıyımlara şerbetliyiz...
Vatanımızı severiz... Devletimize toz kondurmayız...
Tarsus’ta bindiği minibüsün şoförü tarafından kaçırılıp, bıçakla delik deşik edilen, yakılarak öldürülen 20 yaşındaki Özgecan Aslan...
Onun acısı dört bir yanını kuşattı ülkemin!
Vahşet düzeninde kadınlara kıyılıyor, onlar öldürülüyor, bir süre sonra bir yenisi ölüm zincirinin halkasını oluşturuyor.
Tarsus’ta yaşanan bu acıdan ders çıkaracak mıyız?
Yanıtım “hayır” olacak...

***

Kadına şiddet son yıllarda ivme kazanmaya başladı.
Adına “töre” denilen o vahşet bildim bileli var!
Çocuk gelinler var, taciz, tecavüz var!
Pazar günü Cumhuriyet’in birinci sayfası olağanüstü hazırlanmıştı.
Birinci sayfada “Taş Kalpliler” altında büyük bir fotoğraf:
“Özgecan’ı kadınlar omuzladı...”
Yalova’da AKP il yöneticisi Muğlim Bağatar’ın taşocağı için 192 bin ağaç kesilecek...
Yok yok 192 bin ağaç öldürülecek!
Katli vacip, çıkar için, para için...
İki haber ve iki başlık!
Cumhuriyet’e çok yakışmıştı...
Bu arada Cumhuriyet’e yeni katılan Tahir Özyurtseven (Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı) ve Doğan Satmış’a hoş geldin diyorum. Can Dündar zaten bir süredir aramızdaydı. Can’ın yeni görevini, Genel Yayın Yönetmenliği’ni de kutluyorum.
Cumhuriyet’te yeni gelen - ezelden gelen yok. Biz tümleşmeyi seven bir gazeteyiz. Zor günlerimizi hep birlikte dayanışma içinde aştık.
Yolumuz aydınlanmanın ışığında sürecek!

Tümü Hikmet Çetinkaya - Son yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018 Paz
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018 Per
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar, İlhan Selçuk