Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Baba Başka, Devlet Babalık Daha Başka

17 Şubat 2015 Salı

Babaların isyanını en net ortaya koyan, “İdam cezası gelsin!” diyen Ekonomi Bakanı Zeybekci değil; AB Bakanı Volkan Bozkır oldu:
“Kızıma böyle bir şey yapılsa, silah alır cezasını kendim verirdim!”
Ve bendeniz gibi, milyonlarca babanın hissiyatına tercüman oldu!
Kızı üniversite 1’de okuyan-okumayan bu ülkenin istisnasız tüm babalarından duyacağınız tek yanıt budur!
Hiçbir baba mükemmel değildir. Ayıptır söylemesi, ilk gazetecilik günlerimden beri, idama karşı oldum.
Kimileri için belki daha da ayıbı, 2000 yılında, Meclis’te “idam kalksın!” diye oy kullandım.
Bunda, üç kişiyi parası için öldürüp fırınında yakan ve 1960 yılının son günlerinde Eminönü’nde asılan Börekçi Ali’nin rüzgârda dönen gövdesinin körpe zihnimde bıraktığı izin payı da var mı bilmem!
Ortalıkta idam kasırgası esiyor.
Saray, henüz topa tam girmedi. Davanın takipçisi olacağını söylemekle yetiniyor.
CHP’li Nazlıaka Hanım’ın danslı protestosu ile düştüğü ofsaydı gole çevirmeden de edemiyor:
“Sanki zevk alıyor. Danslı protesto!”

***

Erdoğan’ın takipçisi olacağı “dava”, inşallah “İdamın yeniden geri gelmesi olmaz!”
Ama olayın şeklen en önemli cephesinden TBMM Adalet Komisyonu’ndan ilk ses geldi:
“Cinsel suçlarda idam yeniden değerlendirilebilir!”
Anayasa Komisyonu Başkanlığı da yapmış olan, sağduyulu dengeli bir hukukçu siyasetçi olan Ahmet İyimaya, Saray’dan esecek bir rüzgâra ne kadar direnebilir?
Göreceğiz!

IŞİD Daha Uygar Kaldı
Tecavüze uğradığı için direnen, başı demirle ezilen, bıçaklanan ve sonunda da elleri kesilip bedeni ateşe verilen bir kızın, ana babasının ve toplumun yüreğinde açtığı bu yarayı hangi idam cezası kapatabilir ki?
Bu vahşeti gerçekleştiren canavara karşı öfke nasıl diner?
Onun yaptığı gibi demirle dövmek, bıcaklamak, ardından ellerini keserek ateşe vermek.. Bu türden bir “toplumsal sakinleştirici” yönteme çok şükür adalet toplumsal sağduyu izin vermez.
Zaten böylesini IŞİD bile yapmıyor. (Ürdünlü bir pilotu kafes içinde canlı canlı yakmıştı. Çünkü, pilot “düşman”dı. Bombalama niyetiyle dolaşırken ele geçirilmişti. Cezayı hak etmişti.
Ya Özgecan’ın günahı?
Canavarıyla hemşeri ve aynı ülkenin yurttaşı olmak, aracına binmiş ve canını emanet etmiş olmak?
Ülkeyi baştan başa saran bu öfkeyi, isyanı yeniden konulacak idam cezası ile bastırmak mümkün değildir.
Zaten idam konulsa bile katili idam etmek de mümkün değil.
Seçimlere gün sayarken, toplumdan yükselen “idam geri gelsin!” isteğini oya çevirmek için olmasa da, halkın gazını almak için idam telaffuz edilmeye başlandı bile.
Oysa mesele hiçbir yurttaşımızın, hiçbir ana babanın benzer bir canavarlığa maruz kalmamasıdır...
Sorun budur.
İdam bunu sağlıyacak mı?
Elbette hayır?
Laf atamalara, el atmalara, salya akıtarak bakmalara, bir köşe sıkıştırıp taciz etmelere de idam verilecek değil.
Mesele Özgecan’ların korkusuzca minibüse, taksiye binebilmeleri, parklarda sokaklarda dolaşabilmeleri, evlerinden okullarına güvenle, özgürce hatta neşeyle gidebilmelerini sağlamaktır.
Mesele, 26 yaşındaki bir dolmuşçunun yalnız kalan bir müşterisine sırf bir genç kız diye saldırabilmesinin önlenmesidir.
İdam ile bu sağlanamaz.
Tacizcinin başlangıçta öldürme niyeti olmuyor ki!

Evet Bu Nesil Sizin
Evet, bu nesil sizin:
İktidarınız 13. yılında
Özgecan’ı demirle döven, bıçaklayan, kesen ve yakan katil, 26 yaşında.
Demek, AKP geldiğinde 13’ündeydi..
Sabah-akşam TV’lerde, radyolarda dursuz duraksız nutuk atan, Tayyip Bey’in sesiyle, başı kesilen Münevver için söylenen, “Kızı yalnız bırakırsan ya davulcuya..” ,
“Kızlarına sahip
çıksalarmış!”, “Kürtaj yok. Tecavüze uğrayan kadın doğursun, devlet bakar!” türü demeçlerle büyüdü!

Ardından ister istemez bu kafaya uygun bir yargı sistemi oluştu:
“Tayt giymeye, kahkaha atmaya, mini eteğe, sutyensiz dolaşmaya” “Tahrik indirimi” geldi!
Benzer indirimler 9-12 yaşındaki erkek çocuklarının saldırganlarına uygulandı.
Onlar, kahkaha atmamışlar, tayt giymemişlerdi. Ama tecavüzcüler takım elbise giyip kravat takmışlar ve alçak sesle konuşmuşlardı.

Görmez de Gördüğüne Göre
Rakel Dink’in 8 yıl önceki feryadını, çok geç de olsa, milyonluk Mercedes’inden başını uzatıp Diyanet İşleri Başkanı Görmez de tekrarladı:
“Bu insanlığını kaybetmiş habis ruhların, nasıl bu kadar pervasız olabildikleri hemen her düzlemde müzakere edilmelidir” dedi.
Ve ekledi:
“Artık devlet ve toplum olarak nerede nasıl ne hata yapıldığı, insan yetiştirme düzenimizin sıkı bir şekilde gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Rakel Dink, “Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz, kardeşlerim!” diye haykırmıştı.
Ampul aydınlatmak yerine karanlık saçtığı için, “bebekten katil yaratan karanlık” sorgulanmak yerine daha da koyulaştı.
“Dindar ve kindar nesiller yetiştirmekten” de söz edildi.

Tümü Ahmet Tan - Son yazıları

20 adımda başarı 24 Mart 2019 Paz
Sünnetli iftira 17 Mart 2019 Paz
Bedelli beka... 10 Mart 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Volkan Bozkır