Mustafa Halif

Erdoğan’ı üzen iki Hakan

17 Şubat 2015 Salı

Türkiye’de gazeteciler bir süredir sınıflara ayrılıyor. Uçağa binen gazeteciler, bindirilmeyen gazeteciler, binmeyen gazeteciler, indirilen gazeteciler... Uçağa binen gazeteciler ise tek sınıfta toplanıyor: Uçaktaki liderin istemediğini, kızabileceğini düşündüğünü sormayan gazeteciler. Ama haksızlık etmeyelim; sorulardan pek bir haber çıkmasa da “kaynak belirtmeden bilgi amacıyla yazılabilecek” konuşmaları yazısının içine “serpiştirenler” oluyor. Dünkü “serpinti” Tayyip Erdoğan’ın uçağının gediklisi Akit yazarı Hasan Karakaya’dan geldi. Karakaya uzun Latin Amerika gezisinin ardından yazdığı yazıda; MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın görevinden siyasete girmek için ayrılışının Erdoğan’da yarattığı ruh halini şöyle anlattı: Son derece üzgündü, özü acıyor, özü kanıyordu.

Karakaya’ya göre Erdoğan’ın “Hakan”lardan yana şansı yoktu. “İlk Hakan” Şükür’ü de, Hakan Fidan’ı da evladı olarak görmüştü. Karakaya, Şükür’ün gitmesine çok üzülen Erdoğan’ın, Fidan’ın “çözüm süreci” kritik bir noktadayken, “paralel çete” ile “istiklal mücadelesi” verilirken ayrılmasını da sindiremediğini belirtiyordu.

Sadece kendinin değil Erdoğan ve etrafının da ruh halini yansıttığını düşündüğümüz Karakaya “şimdilik” kaydıyla yazısını şöyle bitiriyor: Hakan Fidan’ın istifa sebebi dilerim yorgunluktur. Dilerim kafasına giren birileri yoktur. Dilerim bu işin içinde Erdoğan’ı yalnız bırakma operasyonu yoktur.

Konu MİT’ken, başına kim geçecek konuşmalarına Habertürk’te Taha Kıvanç mahlasıyla yazan Fehmi Koru’dan önemli katkı: Yasa gereği üç bakan (İçişleri, Adalet, Ulaştırma) seçime 3 ay kala
görevlerini bırakacak. O bakanlardan Efkan Ala MİT’in başına geçecek. Erdoğan’a en yakın iki isimden biri (diğeri Yalçın Akdoğan). Kaynaklar Ala’nın yeni “sır küpü” olma ihtimalini hiç de uzak görmüyor.

 

Telefonunda ‘Mağrur olma padişahım’ yazılı olan lider

T24 com tr’de Hazal Özvarış’ın Nazlı Ilıcak ile söyleşisi. Site başlığa “Abdullah Gül’ün yerinde eşi olsa ortaya çıkardı; Aydın Doğan bugün basının tek teminatı”nı çıkarmış. Ancak uzun söyleşide çarpıcı başka detaylar var. Bir zamanlar yakın dost olan Erdoğan ile Ilıcak’ın geçmişinden notlar. En çarpıcısı Erdoğan’ın hem bugününü hem dününü anlatıyor. İşin içinde “padişahlık” var çünkü:“Çok farklıydı. Ramazan günü bir iftara gitmiştik, bağdaş kurup yer sofrasına oturmuştu. Onun o fukara sofralarına oturması, telefonu açılırken çıktığını söylediği ‘Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var’ yazısı beni çok olumlu etkilemişti. Belediyede bir ihale yapılacak, de ki metro ihalesinde yabancı şirket, yaptığı pazarlıkta 100 liraya indikten sonra bir daha pazarlığa oturuyor ve ‘Benim payım ne olacak’ diyor. Cevap 5 olunca ‘O zaman 95 yapalım, ben pay filan istemiyorum’ dediğini bana anlatmıştı. Avrupa Birliği’ne yaklaşım, Büyük Ortadoğu Projesi… Bu projenin bölge ülkelerin demokratikleşmesine hizmet edeceğini düşünüyordum. Ama sonra demokratikleşme derken büyük facialar yaşandı o başka…”

Satır aralarını okumak...

Her zaman iyidir.

 

Fadıl Akgündüz Budist oldu

Bu bir “oldu” haberi olabilirdi. İnanın yadırganmazdı. Çünkü başrolde Fadıl Akgündüz varsa “her an her şey” mümkündür. Bir gün hayali bir araba fabrikası kurar, başka gün bir daireyi 10 kişiye satar, ülkeye sığmaz Maldivler’e taşar. İşin ilginci her dönem bu hayallerin alıcısı çıkar. İşte dün sabah saatlerinde tweet’lerde “Fadıl Akgündüz, yeni projesi Himalaya Gold 360’ı, Tibet’te düzenlediği bir basın toplantısı ile kamuoyuna tanıttı” haberini görünce acaba mı dedik. Haberin devamı bizi ayılttı: “Akgündüz, Buda’dan alıntılar yaparak başladığı konuşmasında şunları söyledi: Budizmle çok uzun zamandan beri ilgileniyordum. Dini bütün bir Müslüman olarak, Budizmin barışçıl ve hümanist mesajları beni derinden etkilemişti.”

Üstelik Akgündüz, Tibet’teki bazı televizyon kanallarına bağlanarak, geleneksel Budist kıyafetleri ile açıklama yapmıştı. Haberin şakacı bir internet sitesi (kirpice.com) imalatı olduğunun farkına varmamız birkaç dakika aldı. Ama yakında yeni sürprizlerle ortaya çıkmayacağının garantisi yok. Umarız bu sefer kimsenin canını yakmaz.