Özgür Mumcu

Süreçte Bir İmkân Var

02 Mart 2015 Pazartesi

Kürt meselesinde önümüzde on madde var. O on madde hakkında “asgari müşterekte” uzlaşılması halinde Öcalan, PKK’yi bahar aylarında “silah bırakma” konusunda toplanmaya çağırıyor.
Yani silah bırakma önemli ve hatta hayati. Ancak silah bırakma bu on maddede bir asgari müşterek bulunabilirse gerçekleşebilecek.
KCK, “Hükümet sorumluluğunu yerine getirirse biz de sorumluluğumuzu yerine getirmeyi taahhüt ederiz” diye açıklama yaptı.
O vakit doğrudan müzakerelerde bulunmayanlar açısından soru basittir. Bu on madde neyi içermektedir ve bu maddelerde ulaşılacak asgari müşterekten ne kastedilmektedir?
On madde genel bir çerçeve çizdiği için bir hayli soyut. İlk okuyuşta toplumun çoğunluğunun onay vermemesi için bir sebep yok.
“Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvenceleri”, “Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar” ya da “Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri” gibi maddeleri neredeyse bütün siyasi partiler tabanlarını rahatsız etmeden parti programlarına dahi koyabilirler.
“Kimlik kavramının” ve “demokratik çözümün yerel boyutlarının tanımlanması” gibi maddelere bile çok fazla itiraz geleceği beklenemez.
Bu sebeple maddelerin içeriği ve müzakerenin taraflarının ulaşmayı umdukları asgari müşterekler çok önemli. Silahların bırakılması da buna bağlı.
Asıl tartışma da içeriğin ve bu içerik üzerinde ilk uzlaşmanın belirmesiyle başlayacak.
Maddelerin içeriği her ne kadar belirsiz gözükse de açık olan şu ki “İç Güvenlik Tasarısı” bu maddelerle uyumlu değil. İktidarın ve özellikle cumhurbaşkanının bu konuda ısrarla bastırması bu on madde üzerinde uzlaşılmasını imkânsız kılacak bir tavır.
Herhalde HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün Dolmabahçe’de çözüm maddelerinin açıklanmasını “İç Güvenlik Tasarısı’nın ölümü” olarak değerlendirmesi buna işaret etmeyi amaçlıyor.
Dün, HDP Grup Başkanvekili Pervin Puldan, konuyu biraz daha açtı ve iktidarın tasarıdan geri adım atabileceğini gösterdi: “İç Güvenlik Paketi’yle ilgili bazı değişiklikler yapılacaktır. Geçen maddeler tekrar ele alınabilecek ve değiştirilebilecek. Bizim itiraz ettiğimiz haliyle çıkmayacak.”
HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın “güvenlik paketi” ile “demokrasi taahhütlerinin” bağdaşmayacağını ve bu anlayışla hükümetin “zerre umut vermediğini” söylemesinin de altı çizilmeli.
Türkiye genelinde AKP karşıtı seküler oylara ihtiyacı olan Demirtaş’ın iktidarı hedef almasını ve “iktidarı kurtarma” amaçları olmadığını ifade etmesini de not etmeli.
Gelelim işin kritik kısmına. On maddenin sonuncusu “Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa”.
AKP ve HDP’nin bu maddede bir asgari müşterekte buluşup buluşmayacakları, buluşurlarsa bunun nasıl olacağı belirleyici olacak.
CHP sessizliğini bozarak Erdoğan’ın kafasındaki başkanlık rejiminin anayasallaşmasını engelleyecek bir teklifte bulunabilir. Asgari müştereke kendi tabanını dahil etmesi, başkanlığın engellemesine katkıda bulunması ve silahların bırakılmasını sağlayacak bir uzlaşıda pay sahibi olması mümkün.
HDP’den gelen açıklamalar buna uzak değil. AKP içinde başkanlık karşıtı akım da hesaba katılmalı.
Süreç, Erdoğan’ın başkanlık hayalini bitirecek ve mesela İç Güvenlik Tasarısı’nı ortadan kaldıracak bir yöne evrilebilir.
Bunda da müzakerenin dışındaki bir güç olarak CHP rol oynayabilir. Siyasette irade gösterip özne olmak aslında bazen çok da zor değil.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tutuklu yargı 5 Eylül 2018
Kimiz biz? 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları