Köşe Yazısı

A+ A-

Umut, Yeditepe, Ar-Ge

21 Kasım 2008 Cuma

Yaratamazsak, ayakta duramayız. Bilgi üretemezsek, sömürge oluruz. Ürettiğimiz bilgiyi teknolojiye, üretime katamazsak, yabancılara hizmet etmiş oluruz. Yabancılarbizim bilgilerimizi alır, ürüne dönüştürür ve bize satar! Sonuçta, yine uluslararası şirketlerin teknolojik mallarını sattıkları pazar olarak kalırız.

Bu yeni sömürgeciliğin biçimidir. Yok, başkalarını, beyinlerini kullanıyor ve bize ihtiyacımız olan ürünleri satıyor diye yeni sömürgecilikle suçlamıyorum. Bu, geri zekâlılık olur! Bilgi yoğun ekonomilerle geri sanayi döneminde kalmış ekonomiler arasındaki doğal ilişki, birilerinin üretici diğerlerinin alıcı olmasıdır!

Türkiye, sürekli cari açık veriyor, yabancı sermaye olmadan sürdürülebilir yatırım yapamıyor, üretim için ana kalem malları satın almak zorunda. Bunlar, Türkiyeyi yabancı parlak beyinlerin pazarı yapıyor! Her ne kadar, birkaç parlak yüksek teknoloji adacığı (F-35lere yüksek teknoloji parçaları üreten Alp Havacılık ve Kale ve başkaları gibi...) üretim merkezlerine sahip olsak bile!

Türkiye 60 yıldır kötü yönetildiği için geri kalmıştır! Kötü yönetim sürmektedir! Yönetim biliminin kurucusu ve babası Peter Drucker diyor ki Azgelişmiş ülke yoktur, kötü yönetilen ülkeler vardır!” Gönülden katılıyorum!

***

Şimdi, bu durumu tersine çevirme amacı güden Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümünde, etkilendiğim bazı çalışmaları size duyuracağım. Ayrıntıları ise yarınki Cumhuriyet Bilim ve Teknolojide okuyunuz!

Bedrettin Dalan, araştırmalarla elde edilecek bilgilerin ticari ürüne ve insan sağlığına yönelik olmasını hedef koymuş. Bölümün kurucusu ve Başkanı Prof. Fikrettin Şahin de bu doğrultuda henüz 3-4 yıllık geçmişi olan bölümde 28 proje sürdürüyor!

Heyecan verici bir çalışma var. İlk ürünleri, sivrisineğe ve sera zararlılarına karşı kullanılacak, farklı formülasyonlarda, biyolojik savaş aracı oldu! Mikroorganizmaları, sivrisinek larvalarını yok edecek bir mekanizmaya dönüştürmüşler. Çevre dostu ve başka canlılara bir zararı yok! Havayla temas edince aktifleşiyorlar... Saha denemeleri tamam, ulusal ve uluslararası ticari ilişkileri kuruyorlar, mart ayında piyasaya çıkarmak hedefindeler! Sera zararlılarına, karasineğe karşı da benzer ürünler hazırlanıyor! Sera zararlılarına karşı biyolojik silahlar, kimyasal ilaçların zararını da ortadan kaldırıyor!

Biyolojik ürünlerin ilk araştırmaları pahalı, ama büyük ölçekli üretime geçtiğiniz zaman müthiş ucuz. Bilgi teknolojilerine dayandığı için de kârı yüksek! Dünya çapında bir veya birkaç ürünü büyük ticari başarıya ulaştırırsanız, Yeditepe gibi bir kaç üniversiteyi kurabilecek kaynak yaratırsınız!

Ürüne dönüşme aşamasında diğer projeleri, biyolojik gübre! Pestisit, hormon ve sentetik gübre kullanımını gereksiz kılacak ve hastalıklara karşı savaşacak. Benzer yabancı ürünler var, ancak üç etkili tek ürün dünyada bu olacak.

Önemli bir projeleri, minerallerden, kâğıdın hammaddesi selülöz elde etmek. Fikrettin Şahin, laboratuvarda deney şişeleri içinde, bazı mikroorganizmalar kullanarak çeşitli mineralleri çözerek selüloza, organik ürüne dönüşmüş örneklerini gösteriyor! Proje, kâğıdı ormandan değil, minerallerden elde edecek bir ufuk açıyor! Ayrıca bu ürün toprağı da zenginleştirebilir, besin elemanlarını açığa çıkartacağı için!

Bu projenin tıp alanında da yaygın kullanımı gündemde. Minerali çözen ürün, damarlardaki kireçlenmeleri ve plakları, böbrek taşları gibi oluşumları da eritecek.

***

Beş ürüne patent almak için başvuru yapılmış, dört patent de hazırlık aşamasında! On altı TÜBİTAK, dört AB Altıncı Çerçeve, iki AB COST, iki SANTEZ, dört DPT destekli projeleri var. Sanayi ile ortaklaşa, dünya çapında ses getirecek projeler de gelişme aşamasında. 2007 yılına ait 23 ve 2008 yılındaysa 25 uluslararası bilimsel makale yayımlamışlar.

Genetik, biyoteknoloji, embriyonik kök hücreler üzerine de çok sayıda önemli çalışmaları var! Dişten kök hücre elde etmişlerdi! 22 farklı laboratuvar harıl harıl çalışıyor; Dalan bu laboratuvarlara 60 milyon YTL harcadı! Üniversitenin eğitim ve araştırma kalitesinden sorumlu, üniversiteyi Avrupa kalite süreçlerinden geçiren rektör yardımcısı Prof. Nilüfer Eğrican da üniversitenin bütününde, altı projeyle başlanılan Ar-Ge çalışmalarının üç yıl içinde 161 projeye çıktığını vurguluyor!

Yeditepe umut veriyor, merakla bekliyoruz... Bilgi üretmek ve bunu ürüne dönüştürmek zorundayız... Başka kurtuluş reçetesi yok...

[email protected]