Köşe Yazısı

A+ A-

Partilerde Siyaset Üretme Krizi...

22 Kasım 2008 Cumartesi

Korkarım kriz sözcüğüne alıştık; siyasi partilerin içinde bulunduğu siyaset üretme sancısı da aynı sözcüğü çağrıştırıyor.

Meclisteki partilerin tümü ezber bozan bir sürece girdi...

Daha bir yıl önce DTPnin kapatılması için dava açıldığında AKPnin genel başkanı itiraz etmiş, şöyle demişti:

Eğer bunları Meclisten atarsanız, dağa çıkarlar...

Aynı genel başkan bugün Hakkâriye gidiyor, tam tersini savunuyor:

Bunlar terör örgütünün çizgisinde hareket ediyor... Hakkâriyi bu kişilerden temizleyeceğiz!

CHPnin çarşaf açılımı partinin geleneksel politikalarına ters bir durum. Türbanın üniversitelerde serbest bırakılması için yapılan anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesine götüren CHP, kara çarşafla partiye katılım töreni düzenliyor. CHP bir kitle partisi midir? Evet... Toplumun her kesiminden oy istemeye hakkı var mıdır? Evet... Ancak her kesime açılayım derken, çekirdek tabanda çatlama olursa; bu, Dimyata pirince giderken, deyimine benzer...

MHP, AKPnin neresinde duracağını nihayet netleştirmiş görünüyor. Alevilerle ilgili açılım arayışı da, partiye yönelik kimi önyargıları ikincilleştirmeyi amaçlasa gerek.

DTP de tabanındaki AKP erozyonunu azaltmanın yolunu sertleşmede buldu. Bu gidişle, yerel seçim öncesi Güneydoğu ayrıca kaynayacak.

***

Partiler neden klasik çizgilerinin dışında arayışa girdi?

Sorunun yanıtını vermeden önce Türkiyenin yakın siyasi tarihinde seçmenin yarıya yakın bölümünü kucaklamayı başarmış partilerle bütünleşen siyasal sloganlara bakalım...

DP, 1950lerde Yeter söz milletin dedi. O dönemin gereksinimine karşılık gelen bu çıkış sandıkta yankı buldu.

AP, 1960larda Büyük Türkiye dedi. Dünyaya açılım arayışındaki Türkiyenin ortak gereksinimlerinden biriydi büyüme; sandık da bunu doğruladı.

CHP, 1970lerde Toprak işleyenin su kullananın dedi, Ak günlere dedi. Göç olgusunun başladığı, insanların yeni umutlar peşinde koştuğu bir ortama yanıt veren sloganlardı bunlar. CHP çok partili yaşamda tarihin en yüksek oyunu aldı.

ANAP, 1980lerde Çağ atlayacağız dedi, Tüm eğilimleri birleştireceğiz dedi. 12 Eylülün ardından toplum bu sloganlara sarıldı.

ANAPtan sonra AKPye dek yüzde 40ı geçen olmadı.

AKP ne dedi? Mevcutlarla olmaz dedi. Toplum 2002de son 20 yılın iktidarlarını sandığa gömdü.

***

Girişte aktardığımız partilerin yeni arayışlarıyla yukarıdaki 10 yıllık dilimlerdeki çıkış sloganları arasında ne fark var?

Bugünkü açılımlarda kaygı şu:

Partiler, daha önce ittiklerini düşündükleri kesimleri içlerine almaya çalışıyor.

Oysa önceki sandık patlamalarında partiler, toplumun sadece bir kesimine değil, tümüne ulaşan umutlarla, hedeflerle, sloganlarla yola çıktılar.

Söz milletin herkese dönüktü...

Büyük Türkiye herkese dönüktü...

Ak günlere herkese dönüktü...

Çağ atlayacağız herkese dönüktü...

Bugün, topluma böylesi heyecanlar verecek politikalar, sloganlar üreten parti yok. Bu olmayınca, hangi kesime biraz daha açılırsak oyumuzu arttırırız, sorusu öne çıkıyor.

Dünya ekonomisinin krize girdiği, etkilerinin Türkiyeyi alev alev sarmaya başladığı bugünlerde özellikle muhalefet partileri; hangi kesime göz kırpsak diye değil de, tüm kesimleri peşimizden nasıl sürüklesek ve Türkiyeyi düze çıkarsak, arayışına girmeli.

İlk iki slogan önerisi bizden:

Tek başına kurtuluş yok!

Ekonomi varlıklarımız, toprağımızın parçasıdır!

ankcum@cumhuriyet.com.tr

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

ABD Suriye yerine Türkiye’ye mi girecek? 21 Ağustos 2019 Çar
Seçimle gelen kayyımla gider! 20 Ağustos 2019 Sal
Didim’de yazarlar buluşması... 18 Ağustos 2019 Paz