Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Mustafa Halif

Başkanlık İçin ‘Baldıran Zehrini’ Topluma İçirecek

26 Mart 2015 Perşembe

Televizyonun alt bandında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın açıklamalarının ana başlıklarını veren son dakika haberini okurken dönüp tarihe baktım: 25 Mart 2015. Aynı Akdoğan’ın HDP’li vekillerle canlı yayında birlikte açıkladıkları 28 Şubat’taki Dolmabahçe mutabakatının üstünden bir ay bile geçmemişti. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “O gün iki farklı metin vardı, biri HDP’nin, biri Akdoğan’ın” dese de hükümet tarafından HDP’nin metninin bilinip önceden okunduğu ortadaki bir gerçekti.

Anahtar kelime
İşte o Akdoğan dün süreçle ilgili kaygı veren açıklamalar yaptı:
“Çözüm Süreci’nde önemli bir aşamada olduğumuzu biliyorsunuz. Sayın Demirtaş’ın ve Kandil’in geçen hafta yapmış olduğu açıklamalar sürecin ruhuna uymuyor. Gelinen aşamanın hassasiyetlerine uygun düşmemiştir, adeta süreci zehirlemiştir, iklimi bozmuştur. Cumhurbaşkanımız bu sürecin mimarıdır ve ona savaş açan bir yaklaşım kabul edilemez. Bu sürece de bir fayda sağlamaz, öncelikle bunun bilinmesi gerekir.”
Açıklamadaki anahtar kelimeler “Demirtaş, Kandil açıklamaları ve zehirlenen süreçti.” Neydi Demirtaş’ın ve Kandil’den Cemil Bayık’ın “ortaklaşan” açıklamaları: Er-doğan ve başkanlık. Demirtaş “Erdoğan’ı başkan yaptırmayacaklarını” söyledi Meclis’teki grup toplantısında. Bayık da Cumhuriyet’te Ahmet Şık’a Kandil’de verdiği söyleşide süreçteki isimlerle ilgili ne düşündüğü sorusuna “Erdoğan diktatör” diye yanıt vermişti. Newroz’un bir gün öncesi Erdoğan, hükümetin kurmaya çalıştığı izleme kurulunu eleştirmiş, Newroz ertesi gazetelerde çıkan demecinde “Dolmabahçe’nin şekline de oradaki 10 maddeye de karşı olduğunu” açıklamıştı.

Erdoğan’ın açıklamayı önüne gelen anketlerde partisi AKP’nin oylarının MHP ve HDP’ye kayması üzerine “başkanlık gidiyor” telaşıyla yaptığı şeklinde yorumlandı. Kısmen haklı bu analizi değişik kesimlerle yaptığım kısa söyleşilerde geliştireyim:
Önce “zehirlenen süreç” kelimeleri pek çok beyinde aynı algıyı yarattı. Erdoğan 3 yıl evvel “bu sorunu çözmek için gerekirse baldıran zehri içmekten bahsetmemiş miydi?..” Şimdi bu kadar iddialı şekilde yürüttüğü süreçte “büyü neden bozuluyordu?” Olayı “seçime ve başkanlığa” bağlayan iyi bir analiz dün Fuat Keyman tarafından Radikal’de kaleme alındı:
“Büyünün bozulması, AK Parti için seçim aritmetiğinin bozulmasından kaynaklanıyor. Daha net söylersek seçimlerde, başkanlık sistemine geçişi sağlayacak başarı mümkün gözükmüyor; hatta AK Parti, çoğunluk hükümeti kursa bile, bu 2011 seçimlerindeki oy oranı ve milletvekili sayısında olmayacak gibi. HDP ve özellikle MHP, oy oranlarını arttırma eğilimindeler. Unutmayalım, seçimlerde HDP ve MHP, AK Parti’nin esas rakipleri, CHP değil. HDP, Güneydoğu ve Doğu Anadolu ve Batı’da, özellikle İstanbul gibi büyük metropollerde, MHP’de, Orta, Orta Batı, Kuzey ve Doğu Anadolu’da, AK Parti’nin rakipleri. Büyü, ‘Çözüm sürecinde müzakere-seçimde rekabet denklemi’nin, AK Parti lehine kurulmasıydı. Bugün, bu denklemin, AK Parti’nin aleyhine evrilmeye başladığını görüyoruz.”

Erdoğan’ın hayali
Keyman Newroz’da Diyarbakır’da bulunan sokağın nabzını tutan önemli akademisyen- yazarlardan biriydi. Bir diğerinin is-mini (ki o da Diyarbakır’daydı) vermeyeceğim. Onun da analizi Keyman’dan uzak değildi: HDP’ye Türkiye çapında “asla oy vermem” diyenlerin yüzdesi 85’ten yüzde 22’ye gerilemişti. Aynı kritik HDP’ye yakın isim “barajı geçeceklerini, ancak eğer baraj geçilmezse 1 yıl içinde yeni bir seçime gitme olasılığının yüksek olduğunu da” anlatacaktı. İşin tuhafı “1 yıl içinde yeniden seçim” tahminini sağ politikalara yakın bir isimden de duymuştum.

Durumun “Kandil merkezli” analizinden önce bu bölümü şöyle toparlayayım: Sürecin zehirlenmesi, kendini Kürt sorunu da dahil hemen her konuda “tek otorite” gören Erdoğan’ın “başkanlık hayallerinin” yıkılmak üzere oluşuyla birebir bağlantılı.


Çatışma istenmiyor ama..
Gelelim işin Kandil cephesine, silahlı Kürt hareketine. Önce bu işin legal siyasetini yapanların da silahlı gerillanın da inatla işaret ettiği bir tarih var: 30 Ekim 2014’teki MGK. 10.5 saat süren bu toplantıda PKK’ye karşı askerin istek ve öncülüğünde seçim sonrası “savaş kararı” alındığını söylüyorlar. Meşru bir soru: Böyle bir karar için niye 7 ay beklensin? Yanıtı şöyle veriyorlar: Şu an PKK bölgede IŞİD’e karşı en net savaşan grupların başında. Haseke’den Afrin’e 5 bin gerilla alanda. Ve bunlar, başta ABD bölgedeki güçlerle yakın temas halinde. Burada bir soluklanalım. Ve uzun süredir çözüm süreci konusunda sessiz kalan askerin yeniden sivillerin alanında söz söylemeye başladığına dikkat çekelim. Önce Öcalan’ın Newroz mektubundaki “Eşme Ruhu” göndermesine sert açıklamayla yanıt vermesi. Ardından Mardin başta bölgede askeri operasyonlara başlanması. Son olarak dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nec-det Özel’in Savunma ve Havacılık Dergisi’ne verdiği röportajın Türkiye medyasınayansıması: Özel, Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki risk ve tehditlere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Suriye’deki ortamın, PYD-PKK’nin terör örgütü kimliğinden ziyade IŞİD ile savaşan meşru bir güç olarak görülmesine yol açtığını söyleyen Genelkurmay Başkanı, sınır güvenliği için merkezi bir komutanlık kurulacağını da açıkladı. “İyimser öngörüde bulunmak güç” diyen Orgeneral Özel, bölgede Türkiye için savaş riskine işaret etti.
İç güvenlik yasası
Bölgede haritaların yeniden çizilme olasılığının arttığı süreçte çözüm masasından kalkmak... TSK ile PKK’nin yeniden çatışmaya başlaması... Dün yaptığım görüşmelerde bunu her iki tarafın da istemediği yolunda güçlü sinyaller aldım. (Bu satırlar bittiğinde TSK, Dağlıca-Yüksekova-Hakkâri bölgesinde askerlere üç havan atışı yapıldığı, bunun karşılığının verildiğini açıkladı.) Ancak taraflarda provokasyon endişesi olduğunu da hissettim. Kürt Hareketi’nin başta “iç güvenlik yasası” Türkiye’deki tüm halkları ilgilendiren konularda “alanda ve aktif” olmak istediğini, ama yeni bir çatışmayı arzu etmediğini net bir şekilde söyleyebilirim. Tabii bir provokasyon olmazsa...

Tümü Mustafa Halif - Son yazıları

Yalçın Akdoğan yaptıklarına değdi mi 25 Mayıs 2016 Çar
91 kere maşallah 22 Mayıs 2016 Paz
Bozdağ hak etti! 15 Mayıs 2016 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Fuat Keyman, Recep Tayyip Erdoğan, Yalçın Akdoğan, Ahmet Şık