Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Herkesin Derdi Farklı

30 Mart 2015 Pazartesi

Erdoğan, Arınç, Davutoğlu, Öcalan, Demirtaş, Kandil, HDP tartışmalarında kazan fokur fokur kaynıyor gözüküyor ama kazın ayağı biraz farklı.
Fokurdatılan kazan içinde “tarafların her birinin” ayrı amaçları var;
1) Erdoğan ve yakın çevresi “Erdoğan’ın tek adam rejimini elde etmeye çalışıyorlar”.
2) Erdoğan’ın bugün (ve yarın) tek güç olmasından rahatsızlık duyan kimi AKP çevreleri (Arınç, Davutoğlu ve diğerleri)
- hem Erdoğan’ın talebine itiraz ederek
- Hem de Kürt açılımının arkasında durarak birkaç amacı birden gerçekleştiriyorlar;
a) AKP iktidarının hem iktidar hem muhalefet işlevini sağlayarak CHP ve MHP’yi saf dışı bırakmak istiyorlar,
b) Kürt açılımını sıcak tutuyorlar, dış çevrelerden de destek alıyorlar.
Aynı zamanda HDP ile de “stratejik zeminde”, seçimler öncesinde köprüleri atmıyorlar. Demirtaş, Arınç, Davutoğlu ve Öcalan bir anlamda yakınlaşmış oluyorlar. Burada, “örtülü Kürt milliyetçiliği ve ileriye dönük Kürdistan hedefi” zemin kazanmış durumda.

Biraz netleştirelim
- Erdoğan tek adam kalmak ve kendini güvence altına almak istiyor.
- Arınç, Davutoğlu cephesi AKP’yi “ayakta tutmayı” öne çıkarıyor. Sonunda “Erdoğan’la aynı kaderi paylaşmaktan korkmuyorlar”. Erdoğan da, AKP içi diğer cephe de aslında Kürt açılımını özünde, birlikte destekliyorlar.
Ancak seçim öncesi konjonktür ve Erdoğan’ı dizginleme güdüsü bu oyunun oynanmasını iki taraf için de zorunlu kılıyor.
- Öcalan, başta Erdoğan olmak üzere diğer AKP cephesine de ihtiyaç duyuyor. Amacı, bir an evvel dışarı çıkarak, fiilen “Kürdistan açılımının başına geçmek”. Dış konjonktür buna hazırlanmış durumda. Erdoğan’ın ve AKP’nin bugün taktik gereği, “kendisiyle işbirliğine girdiğini çok iyi biliyor”. Öcalan’ın (ve PKK) değil, Erdoğan’ın da kendisine gereksinimi olduğunu biliyor. “Batı sayesinde” ayaktalar.
Erdoğan için “şimdilik” demek doğru olur.

Kürdistan ve İslamcı yapılanma
Kürdistan, İslamcı yapılanma ve Batı üçgeni 2002’den beri güçlü olarak işlerlik kazandı.
- Batı, Kürdistan için İslamcı yapılanmaya önceleri büyük destek verdi; Erdoğan’ı (ve AKP’yi) destekledi.
- Kürt açılımı bugün belirli bir aşamaya ulaştığı için artık “İslamcılığın taşıdığı çok tehlikeli riskleri” de değerlendirmeye başladı.
Ancak Batı da dereyi geçinceye kadar at değiştirmeme eğiliminde. Haziran seçimi son istasyon durumunda. Acaba tramvaydan kim indirilecek!

Yemen’deki kutuplaşma ve Ortadoğululaşma
Yemen’deki “Aden Körfezi kavgası” yine Şiiler ve Sünniler üzerinden yapılıyor. ABD’nin güdümündeki S.Arabistan ve kimi Körfez ülkeleri Batı ile birlikte İran’ın (ve Şiilerin) Yemen’deki (Aden’deki) ilerlemesini durdurma kararı aldılar. Erdoğan da İran’ı kınayarak Sünni cephesine katıldı. Kendisi açısından bir taşla iki kuş vurdu.
Rusya, Bağdat ve Hafız Esad karşı tarafta duruyor. S.Arabistan ve Katar’la “derin” ilişkilere zaten girmiş olan iktidarın (Erdoğan’ın) bu tutumu Irak, Suriye, Mısır ve Libya’da yaşadığımız gibi yeni felaketlerin kapısını aralayacak.
Türkiye’yi “Ortadoğululaştırma” girişimlerini 2002’den beri uygulayan iktidar, Arap dünyasındaki diktatörlerle yan yana düşmüş oluyor.

Ya Derviş meselesi
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kemal Derviş ile başlattığı ileriye dönük flört CHP’nin aynı zamanda Batı’ya verdiği bir “mesaj” niteliğindedir!
Son seçimlerde Erdoğan’a karşı İhsanoğlu’na “ehveni şer” diye bakanlar, Kemal Derviş’i bugün, Türkiye’yi Ortadoğululuktan kurtaracak kahraman gibi acaba görebilecekler mi?

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Kemal Derviş, Kemal Kılıçdaroğlu