Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Aydın Engin

Bebek Aspirini, Ağrı Kesici ve Kanatlı Orkid…

30 Mart 2015 Pazartesi

Başlık saçma bir söz yığını gibi mi geldi?
Değil. Biraz sabredin anlatacağım…
Dün bu köşede yokuş aşağı giden AKP’nin 7 Haziran’da sarılacağı iplerden birinin de sandık sonuçları üstünde oynamak olacağına ilişkin bir Tırmık yayımlandı. “Trafoya giren kedi” masalının 7 Haziran’da “her trafoya en az bir kedi”ye dönüşeceğine ilişkin bir uyarı yazısıydı.
Yazanı da şaşırtacak bir yankı buldu. Kişisel e-postama yağanlar bir yana, sosyal medya denen ortamlarda da o Tırmık şaşılacak ölçüde yaygınlaştırıldı. Bana gelen e-mektuplarda “Elinize sağlık… Aklınıza sağlık… Evet, evet, bu çok önemli… Herkes sandığa sahip çıkmalı… AKP hilebazlarına sandıkta geçit vermeyelim” filan gibi öğütler, çağrılar birbirini izledi. Bu satırlar yazılırken hâlâ ekrana düşenler de var…
…dedikten sonra artık yazının saçma gibi görüne başlığına gelebiliriz…
Buyrun...

***

1999 depreminin en yakıcı günleriydi. Cumhuriyet deprem bölgesinde kalıcı olarak beni görevlendirmişti. 27 gün boyunca duş yapmak üzere iki kez eve gelmek dışında arabada yatıp kalktık. Adapazarı’nda, İzmit’te, Gölcük’te deprem kurbanlarıyla birlikte yaşadık.
Ağustos sıcağının etkisi ile çürüyen cesetlerin koskoca Adapazarı üstüne ölüm kokusu olup çöktüğü günlerdi.
Geceyarısı tepelerine yıkılan evlerinden yarı çıplak kaçabildikleri için ağustos sıcağında yatak çarşaflarına ya da kışlık mantolara bürünmüş beş genç kadın, bir ağaç gölgesinde dinlenen gazetecilerin yanına geldi. Birinin sözünü öteki tamamlayarak konuştular:
- Bizim sesimizi duyurma olanağımız yok… Valilik de kriz masası da şaşkın ve etkisiz… Oysa Adapazarı’na çok acele bebek aspirini, ağrı kesici ilaç ve kadın pedi, mümkünse kanatlı orkid lazım… Siz gazetecisiniz bize yardım edin… Lütfen acele edin. Ağlayan bebeklerin sesi size kadar geliyor…
Haklılardı. “Ağlayan bebeklerin sesi” bizlere kadar ulaşıyordu. Depremden yaralı kurtulanlar, yıkılan devlet hastanesinin önünde yerlere uzanmış inlemekteydiler. Gözleri uykusuzluktan kan çanağına dönmüş birkaç doktor, ilaçsız ağrı tedavisi yöntemleri üstüne kafa patlatıyor ve bulamıyorlardı…
Sayıları hiç de az olmayan gazeteciler bu dileği ödev bellediler. Telefonlara sarıldık. Çekmiyordu. Arabalarla güneye, Pamukova yönüne indik. Gazetelerimizin yazıişlerine sıkı sıkı tembih ettik. “Yayın, herkese duyurun” dedik. “Adapazarı’na çok acele bebek aspirini, ağrı kesici ve kadın pedi lazım” dedik. Yine ekledik, “Ama çok, çok acele…”
Günler geçti. Ağlayan bebeklerin, inleyen yaralıların sesi Adapazarı’nın her köşesinden bize ulaşıyordu ve bebek aspirini, ağrı kesici ve kadın pedi gelmiyordu. Hâlâ yatak çarşaflarına bürünmüş, ağustos sıcağında kışlık manto ile dolaşan kadınların yüzüne bakamaz olduk. Sonunda gazeteciler bir araya geldi. Aramızda para topladık. Sonra da kibrit çektik. Kısa çöpü ben çektim. Arabaya atlayıp güneye, Pamukova, Mekece, Bilecik yönüne gittim. Arabanın bagajını bulabildiğim, alabildiğim kadar bebek aspirini, ağrı kesici ve kanatlı orkid ile doldurup döndüm.
Aynı günlerde mail gruplarında (henüz Facebook ve Twitter icat edilmemişti) binlerce (evet binlerce ve binlerce) e-mektup dolaşıyor; hepsi “Adapazarı’na çok acele bebek aspirini, ağrı kesici ve kadın pedi lazım” mesajını iletiyordu.
O e-mektupların internette dolaşımı haftalarca sürdü. Birkaç günlüğüne İstanbul’a döndüm. Bilgisayarımı açtım. Benim bilgisayarımdaki gelen kutusu bile “Adapazarı’na çok acele…” diye başlayan e-mektuplarla dolup taşıyordu…
Ama Adapazarı’na tek bir ağrı kesici, tek bir kadın pedi, tek bir bebek aspirini gelmedi…

***

Ey okur,
Bilgisayarın başında bu yazıyı ona buna aktaracaksan elini çabuk tut. Hemen ardından bilgisayarın başından kalk.
Mesela git CHP’nin kapısını çal ve “Ben 7 Haziran’da sandık kurulunda görev almak istiyorum. Olmazsa sandık gözlemciliği de yaparım” de.
HDP’nin kapısını çalma. Onlar parti olarak ilk kez seçime girdikleri için sandık kurulu üyesi ya da gözlemcisi görevlendiremiyorlar.
Bu zor geliyorsa partilerüstü bir sivil girişim var: Oy ve ötesi.
Onların sitesine girerek de sandık güvenliğine nasıl katkı sunabileceğini öğrenirsin.
Yani http://oyveotesi.org/ adresini tıkla, gir, bak, öğren ve görev al…
Ayrıca bir grup aydının '6Fluşturduğu, aynı konuya odaklanmış bir başka sivil girişim var. Orayı da tıklayın; yararlı bilgiler edineceksiniz: http://www.guvenlisecim.org
Unutma 7 Haziran’da 194 bin sandık kurulacak. Onlar 194 bin trafo kedisi bulabilirler; biz niye 194 bin “demokrat ve yurttaş” bulamayalım?
Türkiye’ye çok acele 194 bin “bebek aspirini, ağrı kesici ve kadın pedi” lazım…
Haydi…

Tümü Aydın Engin - Son yazıları

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum 9 Eylül 2018 Paz
25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018 Per
(Siyasal) İslam ve demokrasi 15 Ağustos 2018 Çar