Günahıyla sevabıyla, ‘İşte Benim Stilim’

31 Mart 2015 Salı

“İşte Benim Stilim” hayli gürültü koparmış bir program. En uç örnek, İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu’nun onun selefi “Bu Tarz Benim”i kastettiği aşikâr şu sözleriyle dile gelen tepkisi: “Bazı yarışmacılar, yarışmalar… Kızlara giyim mi öğretiliyor, kızlar herhangi bir yere mi hazırlanıyor; onu söylemeyeyim artık, o kadar ileri gitmeyeyim, bu ne rezillik ya!..”

Şenlikoğlu’nun bunları söylediği günlerde ben, bir başka yazı için sayfalarını karıştırdığım dindarmuhafazakâr kesime hitap eden kadın-moda dergilerindeki tesettür kreasyonlarına canlılık katan birbirinden güzel modellere bakıp söz konusu realiteşovda izlediklerimle arada sadece derece farkı olduğunu düşünüyordum.
Aklımdan geçen de, Şenlikoğlu’nunkine benzer ağır yorumların aksine, yakında İslami moda evleri, giyim firmaları sponsorluğunda “İşte Benim Stilim” eşdeğeri bir realite-yarışmanın, tesettür defilelerinin bir ileri aşaması olarak programlanabileceğiydi.

Ortalığı kırıp dökmeye gerek yok, hepimiz aynı gemideyiz. Her şeyin değerinin görünürlükle ölçülür olduğu, “mahremiyet”in dahi teşhirle mümkün kılınabildiği görsel kültür çağında yok aslında birbirimizden farkımız…

Ve ne iğneyi başkasına, ne de çuvaldızı kendimize batıralım! İslami kesimde olup bitenlerde de şaşılacak, yadırganacak, lanetlenecek bir şey yok, anlamak lazım. Baksanıza ne demişti muhafazakâr kesimin önde gelen bir kadın doğum uzmanı bir gazetedeki röportajında: “Nasıl güzel bir yemekten sonra Elhamdülillah diyorsanız orgazmdan sonra da şükretmek gerekir.”

Programa dönelim: Geçen sene “Bu Tarz Benim” adıyla Show TV’de başlayıp beklenmedik başarı yakalayan realiteyarışmanın ayırt edici yanı, önceki benzerlerinin aksine çatışma unsurunun jürimerkezli olmaktan çıkıp yarışmacılar-arası bir rotaya kaydırılmış olmasıydı. Kendi giyim tarzlarını sergilemeye çalışan genç kadınların birbirlerine yönelik ve yalnızca yaratıcılıklarıyla sınırlı olmayan, alabildiğine kişiselleştirilmiş, mahremiyet ihlalleriyle dolu çekişmelerinin seyrine doyum olmuyordu.

Halbuki tarzın ilklerinden “Bugün Ne Giysem”de seyri sağlayan, jüri üyelerinin yarışmacılara yönelik tenkitleri, bunlara yarışmacıların ürkek tepkileri ve bir de jüri-içi tatlı-sert takışma ve atışmalardı. Bir noktadan sonra sıktı, ilgi kalmadı.

“Bu Tarz Benim”de ise giyim-kuşamlarının estetik yetkinliğine jüriyi ikna etmeye çalışan yarışmacı kadınların bir yandan da kendi aralarındaki, yer yer “çamur güreşi” fantezilerini tetikleyecek noktaya varan didişmeler, programa BBG evlerinde, Survivor kumsallarında olanlara benzer bir hava vermekteydi. Ve tıpkı o yarışmalarda olduğu gibi burada da bazı eksantrik yarışmacıların uçuk-kaçık tavırlarıyla medyatik gündeme düştüklerini gördük.

Böylece bir çıkış yakalayan program, yeri geldiğinde muhafazakârlıkta Şenlikoğlu’nu aratmayacak bir isim, Acun Ilıcalı tarafından TV 8’e transfer edilerek, hukuki nedenlerle “İşte Benim Stilim” yeni adıyla hafta içi öğleden sonraları, cumaları da yatsı namazını müteakip ikinci “prime time”da yoluna devam ediyor.

Gerçi eski seyir hacmi yok. Bunun nedenlerini de tartışabiliriz, ama bir başka yazıya…  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları