Köşe Yazısı

A+ A-

Çarşaflamak!

25 Kasım 2008 Salı

CHP Genel Başkanı Baykalın İstanbulda kara çarşaflı bayanlara törenle CHP rozeti takmasını geçen hafta bu köşede çıkan yazımla eleştirdim. Eleştirilen, kara çarşafın, altı ok takılarak simgeleştirilmesidir; ne eksik ne de fazla!

Konu, saptırılmamalı!

Arkadaşlarımla birlikte bizim karşı olduğumuz, partimizin Baykal tarafından kara çarşafı simgeleştiren bir sürece sokulmasıdır.

Anadoluda, yazma ve tülbent gibi geleneksel başörtülerinin içinde büyüdük. Rahmetli annemin yazması harikaydı. Sorun, başın örtülmesi değil. Sorun, türbandan sonra kara çarşafın da simgeleştirilmesi ve buna milyonlarca insanımızla birlikte yıllardır emek verdiğimiz CHPnin alet edilmesidir.

CHP, elbette, başı örtülü kadınların da oyunu almalıdır. Bunun için yapılması gereken, öncelikle, onların, eğitim, iş ve aş gibi sorunlarına çözümler üretmektir. Yıllarca SHP ve CHPde yöneticilik yaptım, başı örtülü diye kadınlar hiç dışlanmadı; 1989 yerel seçimleri kara çarşafa sarılarak kazanılmadı. CHP, temel eğitimin 12 yıla çıkarılmasını ve bütün kızların en azından bu eğitimi almasını; işsizlik sorununu somut programlar uygulayarak çözmeyi ve özellikle kadının iş bulmasını sağlamayı asıl görevi saymalıdır. Kadının, eğitim alarak çalışma yaşamına daha çok katılması için uğraş verilerek; onların ekonomik özgürlüğünün sağlanması amaçlanarak ve bunlar için somut programlar yapılarak çalışılırsa, kadınların oyları alınır. Bu konularda hazırlanan projeleri sahiplenmeyen Baykalın anlamadığı, tam da budur!

***

Kara çarşafı ve türbanı özgürlükçü geçinerek savunan ve Baykalı sahiplenerek bizleri kılık kıyafet zaptiyesi olmakla suçlayan bazı sağcı yazar ve yorumcular, iyice çarşaflıyor.

Ömürlerini, ırkçı ve dinci faşizme karşı savaşarak geçiren bizleri, yani, solcu oldukları için ve yalnızca düşünceleri nedeniyle, kendileri, yakınları ve CHPli arkadaşları faşist kurşunlarına hedef olan; işkenceden geçirilen; işinden, ekmeğinden edilen; can kardeşlerini Sıvasta, Maraşta, Çorumda ve benzeri saldırılarda kaybeden bizleri, özgürlük ve demokrasi karşıtı göstermeye çalışmak ve böyle suçlamak, önce, çok boş bir çabadır; sonra da, en azından ayıptır.

Hele bunu, gazete köşelerinin ve TV kanallarının olağanüstü olanaklarını eşitsiz bir biçimde kullanarak yapmak da, ayrıca hakça sayılmaz.

***

Türbanı ve kara çarşafı özgürlük etiketi giydirerek savunanlar, yanlış yapıyor.

Konuya, 18 üzerinden, kesit bakıyor; bunlar, kapanan kadının 18 yaş öncesinde nasıl yaşadığıyla hiç ilgilenmiyor.

Ayrıca kara çarşaflı ve türbanlıların, çocukluğunda, oyun oynama, sinemaya gitme ve eğitim olanakları; çocukluktan gençliğe geçiş süreçlerinde yaşadıkları ya da yaşayamadıkları; evlenme yaşları; nasıl evlendikleri; çalışma, spor yapma, sanat etkinliklerine katılma ve bunları tek başlarına kararlaştırma gibi konularda ne kadar özgür oldukları, açıklık kazanmalıdır. O konulara karışmam anlayışıyla, kara çarşafı ve türbanı özgürlük simgesi olarak savunmak, tam bir aldatmacadır.

Kara çarşaf ve türbanın neden ve nasıl giyildiğini incelemeden bunları kişi özgürlüğü adına savunmak ve buna bir de bilimsellik kisvesi giydirmek, her gün dağıtılan yalancı doktora cüppelerini giymeye benziyor!

***

Sorun, giyim-kuşam işi değildir; kadının özgürleşmesidir.

Türbanın ve kara çarşafın kadını özgürleştirdiği görüşünde değilim. Tam tersine, bunların, kadının ruhsal ve bedensel gelişimini engellediğini düşünüyorum!

Unutulmasın, kara çarşaf ve türban savunuculuğu yapılarak özgürlükçü ve demokrat olunamaz.

Bunun tarihsel ve toplumsal çok sayıda kanıtı var. Son kanıt, birkaç ay önce yapılan Pekin Olimpiyatlarıdır. Türbanı ve kara çarşafı özgürlükadına savunarak, bizi eleştiren sağcılar, olimpiyatlarda, kaç tane kara çarşaflı ve türbanlı sporcu bayan gördüler?

Şimdi, bu kara çarşafçı ve türbancılar takımı, kadının özgürleşmesini bizlerden daha fazla mı savunmuş oluyor?

Geçiniz!

***

Ülkede bir kara çarşaflı demokrasi gülmecesi sahneleniyor. Değişmez Genel Başkan Baykal CHPyi kara çarşafa sarıyor; MHP, Alevi toplumuna yakınlaşmak istiyor. Bütün bunlar siyasetin sapmalarıdır. Çünkü siyaset, toplumun ekonomik gelişme ve demokratikleşme gibi ana sorunlarına çözüm üretemiyor.

Hiç kuşku yok, Cumhuriyetin aydınlık mayasıyla yoğrulan toplumsal evrimin gücü, bu çok maskeli oyunu, bu aldatmacayı, bu yalan-dolanı mutlaka bozacaktır.

Çarşafsız durum budur!

Tümü Yakup Kepenek - Son yazıları

Eşitsizlikler derinleşiyor 1 Nisan 2019 Pzt
Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019 Pzt
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019 Pzt