Erinç Yeldan

Hiper Birikim, Hiper Sömürü, Açık Faşizm

15 Haziran 2011 Çarşamba
\n

\n

Bu haftaki Ekonomi Politik konusunu Kaliforniya Üniversitesi sosyoloji profesörü William Robinsonun Focus on Trade sitesinde yayımlanmış olan bir yazısına ayırmayı düşündüm. 12 Haziran seçimlerinde Türkiyenin siyasi tercihlerine de güncel bir bakış getireceğini umduğum bu yazının bir özetini aşağıdaki satırlarda sizlerle paylaşmak dileğindeyim.

\n

***

\n

Küresel sermayenin son derece derin bir yapısal krizi ile karşı karşıyayız. Beşinci senesine girmek üzere olan küresel kriz, sadece iktisadi ya da siyasi sonuçları değil, çevresel/ekolojik ve sosyal boyutlarıyla da gezegenimizdeki yaşam alanlarını tehdit etmekte.

\n

Kapitalizm yaklaşık son otuz sene içerisinde niteliksel olarak önemli bir yeniden yapılandırma içine girdi. Ulusal sınırların dışına taşan sermaye, küresel ölçekte artık ulus-ötesi (trans-national) şirketleri tarafından yönlendiriliyor. Bir yandan da finans sermayesinin spekülatif birikimleriyle beslenen ulus-ötesi sermaye, insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş ölçekte sanal bir hiper-birikim uğraşına yöneldi. Gezegenimizin tüm kaynaklarını piyasanın kâr ve birikim mantığının emrine sunan bu dönüşüm, insan emeğinin acımasız bir ölçekte sürdürülen hiper-sömürüsüne dayanmakta.

\n

Söz konusu hiper-birikim, hiper-sömürü rejimi emeğin geçmişteki tüm sosyal kazanımlarını teker teker yok ederken, sermayenin mantığına karşı çıkabilecek tüm sosyal, toplumsal ve kültürel direnç noktalarını da parçalıyor ve küresel sermayenin tahakkümüne bağımlı kılıyor. Tüm ülkelerde gelir dağılımının emekçi sınıflar aleyhine bozulması, sosyal dışlanma ve çaresizlik ile sonuçlanıyor. Yığınsal işsizler ordusu hızla toplumsal kutuplaşmaya ve etnik, dini ve benzer sosyo-kültürel boyutlarda şiddete varan ayrımlara itiliyor. Sınıf bilincini kazanamayan yığınlar giderek çaresizliklerinin nedenlerini başkalarında arıyor; sosyal tabakalar birbirine düşman hale dönüşüyor. Bütün bu gelişmeler giderek açık faşizmin sosyal tabanını oluşturmaya başlıyor.

\n

Hiper birikim dünyası bütün bu çelişkilerin bir sistem dışı çözüm arayışına yönelmemesi için bir yandan da kontrolü altında tuttuğu medya olanaklarıyla birlikte emekçi yığınlara borç batağına dayalı bir hiper-tüketim ve sahte cennetler dünyası vaat ediyor. Medyanın popüler ekonomi programları sürekli olarak pazarladığı Ayşe teyze miti aracılığıyla, çözülmekte olan orta sınıfları küresel kumarhane kapitalizminin spekülatif finans oyunlarının pasif bir seyircisi haline dönüştürüyor. (Ekonomi programlarına dikkat ediniz, finans piyasalarındaki yatırımcılar bir yandan da oyuncu sözcüğü ile tanımlanıyor!).

\n

***

\n

Profesör Robinsona göre mevcut askeri-cezaevi-sanayi-finans-medyanın karmaşık ilişkilerine dayalı ulus-ötesi, küresel kapitalizmin üç ana dayanağı bulunuyor: Birincisi, militarize olmuş, askeri harcamalara dayalı birikimin giderek artan önemi. Kapitalizmin yeni teknolojileri ve yeni kaynakları askeri teknoloji tarafından yönlendiriliyor; 1980lerin uzay savaşları projeleri yerini mikro-biyolojik savaş teknolojisi ve benzeri tasarımlara bırakıyor. Yugoslavyanın parçalanmasıyla şiddetlendirilen ve Afganistan, Irak, Libya müdahaleleriyle tırmandırılan terörle savaş miti artık dünyamızda savaş olgusunu sürekli bir olgu haline getirmekte. Kapitalizm, dünyamızı savaş teknolojisi ve militarist baskı olanakları olmadan idare edemez hale sürüklenmiş durumda.

\n

Ulus-ötesi sermayenin ikinci müdahale alanı kamusal varlıkların ve kamusal/sosyal tüm hizmetlerin talanı. Ulus devletlerin kamu gelirlerine spekülatif finansal sermaye araçlarıyla (borsalar, menkul kıymetlendirilmiş borç senetleri vb.) el konulmasıyla birlikte, iflasa sürüklenen devlet bütçelerinin onarılması gene emekçilerin sosyal kazanımlarının ve sosyal haklarının daha da daraltılmasına ve sosyal/kolektif olan her varlığın yağmalanarak, küresel kapitalizmin kâr mantığına terk edilmesine yol açıyor. Yığınsal kitleler doğrudan kendi aleyhlerine olan bu dönüşümü bir yandan sadaka kültürüne dayalı dini motiflerle, bir yandan da popüler medyanın popülizm ve kriz tehditlerinin baskısıyla onaylamak ve desteklemek zorunda bırakılıyor. Parçalanmışlık ve sosyal dışlanma, örgütsüzlük ile birleşince siyasi yaşam pervasızca açık faşizme yönelmekten çekinmeyen aşırı sağ, milliyetçi muhafazakâr iktidar odaklarına terk ediliyor.

\n

Finansal spekülasyona dayalı birikim rejimi bu sistemin kuşkusuz üçüncü ve belki de en önemli dayanak noktası. Ulus ötesi sermaye, trilyonlarca dolarlık (sanal) fonları konut veya petrol, gıda ve benzeri emtia piyasalarında spekülatif köpükler yaratmak suretiyle çoğaltmaya ve sanayi birikiminde karşılaştığı tıkanıklıkları aşmaya çalışıyor. Sahte değerler dünyasına dayalı sanal kültür, insanlık tarihinin tüm sosyal ve kültürel değerlerini acımasızca tahrip ediyor ve sermayenin hiper birikim ve hiper sömürüsünün açık faşizan siyasi rejimler altında sürdürülmesine olanak sağlıyor.

\n

***

\n

Tüm bu karamsar tespitlerden emekçilere ve emek örgütlerine düşen görev ne olmalı? Profesör Robinsonun yanıtı açık ve net: Sınıf bilincini ve sınıfa dayalı siyaset anlayışını canlı tutmak.

\n

\n

(*) William Robinson, The Crisis of Global Capitalism and the Spectre of 21st Century Fascism http://www.focusweb.org/

\n

\n\n



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları