İlhan Selçuk

Sen Gel de Bu İşe Şaşma!..

15 Eylül 2004 Çarşamba

PENCERE

İLHAN SELÇUK

Sen Gel de Bu İşe Şaşma!..

Geçen gün ‘Nutuk’ un ‘Belgeler’

bölümünü gelişigüzel karıştırıyordum, Mustafa Kemal’in 22.8.1919’da Erzurum’dan yayımladığı ‘genelge’si karşıma çıkıverdi; bir bölümünü birlikte tekrar okuyalım:

‘’Elde edilen pek güvenilir bilgilere göre, İstanbul Rum Patrikhanesi’nde Mavri Mira adında bir kurul oluşmuştur. (...)

Kurul doğrudan doğruya Venizelos’tan talimat alıyor. Rumların ve Yunan hükümetinin para yardımı ile pek büyük bir anamalı vardır.

Görevi, Osmanlı illerinde çeteler kurmak ve yönetmek, mitingler ve propagandalar yapmaktır. Yunan Kızılhaçı da bu Mavri Mira kuruluna bağlıdır. Görevi görünüşte göçmenlere bakmak gibi insancıl bir perde altında çete örgütleri kurmak, ayaklanma düzenleri hazırlamaktır. Böylece ilaçlar ve sağlık gereçleri adı altında silah, cephane ve teçhizatı Osmanlı ülkelerine sokmaktır. (...)

Ermeni Patriği Zaven Efendi de Mavri Mira kurulunca satın alınmıştır.’’

*

Rum ve Ermeni patrikhanelerinin yakın geçmişinde ne yazık ki bu sabıka kayıtları vardır; ama, diyelim ki bunlar artık tarih olmuştur..

Olmuş mudur?..

Bizim Kurtuluş Savaşımız çok yönlüdür; eşi emsali o tarihe dek görülmemişti:

1) Kurtuluş Savaşımız emperyalizme karşıydı..

2) Ulusaldı..

3) Hıristiyan ile Müslüman arasındaydı..

4) Dışa karşıydı..

5) İç savaştı..

Bu mirasın ağır yükü günümüzde de karşımıza çıkıyor; Yunanistan’la, Ermeni ve Rum diyasporalarıyla dünya ölçeğinde sorunlarımız sürmektedir; Amerika’da, Fransa’da, öteki Avrupa ülkelerindeki parlamentolar 1915’te yaşanan sözde soykırım iddialarının peşini neden bırakmıyorlar?.. Yunanistan Ege’de, Rumlar Kıbrıs’ta niçin Türkiye ile inatçı bir savaşımı sürdürüyorlar?..

*

Son günlerde Rum Patrikhanesi ve Heybeli’deki papaz okulu üzerine tartışmanın geldiği nokta ilginç!.. Bu konudaki talepler malum!..

Türkiye’de kimileri diyorlar ki:

- Karşımızdakiler düşman değiller, dünya değişti, ulus devlet tarihe gömülüyor, bizden ne istiyorlarsa verelim, ne diyorlarsa yapalım, AB’ye girdiğimiz zaman bütün bu sorunlar zaten çözülmüş olacak; Kıbrıs mıbrıs, patrikhane matrikhane, Ege mege aşılacak; artık ulusalcı kafayı değiştirelim...

Doğrudur..

Ama, bir şartla..

Nedir o şart?.

Bizi önce AB’ye alsınlar, sonra dostlarımızın her istediklerini yerine getirelim...

Ulus devlet mademki tarihe gömülüyor, biz de AB içinde eriyip gideceğiz, dostlarımızın bu acalesi ya da telaşı neden?..

Eğer müzakere tarihi verilirse Türkiye AB’ye girmek için en az 10-15 yıl bekleyecekmiş...

Peki, patrikhane ile papaz okulu talepleri neden beklemiyor?..

(15 Eylül 2004 tarihli yazısı)