Aydın Engin

Köykent’ten megakent’e

22 Mayıs 2015 Cuma

CHP’nin seçim bildirgesinin omurgasını, Genel Başkan Kılıçdaroğlu seçim kampanyası başladığından itibaren adım adım açıkladı.
İlk ayak “birinci sınıf demokrasi” olarak tanımlanmıştı. İkincisi “katma değeri yüksek bir üretim için bilim üreten bir Türkiye” olarak tanımlanmıştı. Üçüncüsü ülkede yaratılan değerin hakça paylaşımını yani “güçlü sosyal devlet”i öngörüyordu
Sonuncu ve Türkiye’yi geleceğe hazırlamak için en önemli adım olarak gördükleri “ekonomik yükseliş projesi”ni de dün anlattı.
İstanbul’da bir otelin toplantı salonunda CHP’nin tepe yönetimi, bazı milletvekilleri, ağır top aday adayları ve bir grup gazeteci önünde Kılıçdaroğlu en azından sunumu çok iyi çalışılıp hazırlanmış, “Türkiye’nin kaderini değiştirecek, yüzyılın mega projesi” olarak tanımlayıp kısaca “Merkez Türkiye” adını verdikleri projeyi açıkladı.
İtiraf ediyorum, evden çıkıp otelin yolunu tuttuğumda önyargılı idim. “Ekonomik yükseliş projesi” diye nitelenen, bir gecede Türkiyenin kaderini değiştirecek projelere oldum bittim önyargılı yaklaşırım. Dahası bu meslekte 1970’li yılları, adını Ecevit’in koyduğu; ne olduğunu, nasıl olacağını, olunca ne olacağını Ecevit’in bile bilmediğine tanık olduğum “Köykent” masalları ile geçirdim.
Şapkadan tavşan çıkarır gibi, bir gecede Türkiye’nin kaderini değiştiriverecek projelere karnım tok, önyargım çok...
Kılıçdaroğlu’nun saklayamadığı coşkusu ve övüncü ile uzun uzun anlattığı projeyi dinledik. İtiraf ediyorum: Önyargım haksızdı. Şapkadan tavşan çıkarmaya dönüşmüş bir laf salatası ile karşı karşıya da değiliz.
CHP iyi düşünülmüş, ayrıntılandırılmış, hesabı kitabı titizce yapılmış bir proje ile çıktı karşımıza. Kanımca vahşi kapitalizmin insafsızlığına teslim olmayan, kalkınmayı sadece inşaat yapmaktan ibaret sanmayan, Türkiye’nin jeostratejik konumunu o kabak tadı vermiş “askeri önem”le tanımlamayan, modern, rekabetçi ve yüksek katma değerli üretimi hedefleyen bir kapitalist model benimsenmiş. Dilerseniz kestirmeden gidip “çağdaş sosyal demokrasi”nin modeli diyebilirsiniz.
Bir not daha: Tamamen kişisel bir algı: Projede derin bir Kemal Derviş izi var. Yanıldığımı sanmıyorum.
Neyse..

***

Hepsi iyi hoş da cevapsız kalan çok kilit bir soru var. Sunumun ardından Kılıçdaroğlu soru sorulmasına olanak tanımadan kürsüden ayrıldı. Yoksa mutlaka sorardım.
Proje 2015’te başlayıp 2035’te tamamlanacak bir ekonomik atılım öngörüyor. İddia ettikleri gibi Türkiye’nin kaderini değiştirecek, işsizliği yok edecek, Türkiye’yi bölgenin sahiden de merkezi haline getirecek bir proje de olabilir.
Ancak 2015’te CHP’nin iktidar olacağını varsayan bir proje bu. Seçimi kazanıp iktidara gelemezse ne olacağının cevabı yok. Dört yıllığına buzdolabına konup, bir sonraki seçim mi beklenecek? Dört yıl sonra olacağına göre hedeflenen 2035, 2039’a mı ertelenecek.
Bu sorunun cevabı yok. Genel Başkan’ın bile önüne “Yüzde 35’lik bir oy hedefi” koyduğunu düşünürsek...
Ecevit’in romantik Köykent projesini eleştirdiğimde kıdemli bir CHP’li “Ama Engin Bey bırakmadılar ki uygulayalım. Bir uygulayabilseldik...” diye başlayan cümleler kurmuştu.
Acaba 7 Haziran sonrasında yine “Engin Bey bırakmadılar ki uygulansın. Bir uygulansaydı...” türküsünü mü dinleyeceğiz?
Neyse, şunun şurasında 7 Haziran’a da zaten bir şey kalmadı...  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları