Aydın Engin

CHP’lilerle bir kahvaltı…

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Cumhuriyet, bir gazete olma, kâğıdın üstüne mürekkep sürülmüş “bir şey”den öte, halkın haber alma hakkını (ihtiyacını değil, hakkını) ete kemiğe büründürme görevinin üstesinden bir kere daha geldi. MİT TIR’ları denen suçun yalanlanacak yanı kalmadı.
Ortalık toz duman. Gel de övünme…
Dün sizlere sözünü ettiğim Cumhuriyet’i okur ve konuşurken bana da CHP İstanbul il yönetiminin bir kahvaltı buluşmasına katılmak düştü. Birçok meslektaşla birlikteydik ve kimileri harbiden “Abi, yaptınız yine yapacağınızı. Ne haberdi ama” deyip alkış tuttu; kimileri “Yayın yasağını deldiniz. Sizi de delmesinler” diye soğuk şakaları tercih etti. Ben de alçakgönüllülük dümenine yatıp, önem vermezmiş gibi bir ses tonuyla “Yav Cumhuriyet böyle bir şeydir işte…” diye çaktırmadan övündüm…
Ne yazık ki fazla hava basamadım çünkü kahvaltılı-sohbet başladı.

***

İlkin CHP İstanbul il başkanı Murat Karayalçın, İstanbul’un 14 CHP’li belediyesi ile TMMOB’ye bağlı 24 meslek odası arasında imzalanan işbirliği protokolünden örgütün kapı kapı dolanıp 1 milyon 300 bin ev ziyareti yaptığına kadar ayrıntılı bir çalışma dökümü sundu. Ardından da seçim güvenliği için sandıklarda aldıkları önlemleri anlattı. İstanbul’un 27 bin 861 seçim sandığından her birinde üç CHP’li görevli bulunacağını anlattı.
AKP kaç oy çalacak” gibi sorulara cevaplar veren tweet’lerin açık açık kol gezdiği bir ortamda CHP’nin sandık güvenliğine bu kadar yüklenmiş olması sevindirici. HDP’nin de vereceği destekle “Oy ve Ötesi” gibi sivil girişimlerin yükü biraz daha hafifler; AKP’nin “yükü” ise epey ağırlaşır…
Karayalçın’dan sonra sözü, CHP Genel Merkezi’nin akademisyen ağır topu, Genel Başkan Yardımcısı Sencer Ayata aldı. Hepimize dağıtılan “AKP İktidarı ve Rejimin Otoriterleşmesi” adlı kitabı özetleyerek tanıttı.
Özetin özetini de buraya sığdıramam. Ancak kitabın, CHP’nin seçim bildirgesindeki ana vurgunun ekonomik konularda olması, demokrasi, özgürlük, hukuk devleti gibi konulara ağırlık verilmediği eleştirilerine bir cevap olduğunu belirtmek gerek. Tabii “iyi bir cevap olduğunu” da eklemek gerek. Profesör Ayata, her ne kadar kitabın akademik bir ürün değil, siyasal bir metin olduğunun altını çiziyorsa da “otoriter, totaliter, faşizm” gibi çoğu kez savruk kullanılan terimleri de irdeleyen, güçlü akademik izler de taşıyan bir metin olduğunu söylemeliyim…
Ancak CHP’li aydınların ve aktivistlerin epey ihtiyacı olan, CHP’nin demokratikleşme üstüne görüşlerinin derli toplu sergilendiği böyle bir “el kitabı”nın seçime şunun şurasında 8 gün kalmışken yayımlanması eleştirildi. Ama bu eleştiri gazetecilerin kendi aralarında fısıldaşmalarıyla sınırlı kaldı..
Galiba eleştiriler hiç de haksız da değil.
CHP’lilerle kahvaltıdan notlar, izlenimler bu kadar…
Ben yazıyı gazeteye yollayıp, arkadaş, meslektaş çevrelerinde dolanıp “MİT TIR’ları” haberimiz üstüne hava basıp kostaklanmaya gidiyorum…

***

Not: Meslektaşlara hava basmaya giderken telefonum çaldı. Heyecanlı bir kadın, Cumhuriyet okuru olduğunu, HDP’ye oy verilmesini öneren Tırmık’lar üstüne konuşmak istediğini söyledi.
Fıkra gibi ama tümüyle gerçek bir diyalog başladı.
- Bakın Engin bey, kesinlikle güvenmiyorum. Bu HDP’nin barajı aşıp Meclis’e girince AKP ile ortaklık kurmayacağına inanmıyorum, güvenmiyorum. Siz bilerek mi buna alet oluyorsunuz? Bence öyle. Niye böyle yapıyorsunuz? Bakın bir daha söylüyorum. Güven- mi-yo-rummm...
Yumuşak başlayıp gitgide sertleşen bu sözlere ne diyebilirim? Denebilecek tek cümleyle cevap verdim:
- Öyleyse siz de HDP’ye oy vermeyin hanımefendi…
Telefonun öbür ucundan hıçkırığa benzer bir cevap geldi:
- Ama o zaman AKP tek başına iktidar olacak, Tayyip de başkan…
Sustum…  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları