Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Eyyy seçmen, diktatör devirdin...

21 Haziran 2015 Pazar

Einstein, “bir insana, haklı olduğunu anlatmak sanılandan zordur” der.
7 Haziran seçimlerinin üzerinden tam iki hafta geçti. Seçmenin onca baskıya, onca seçim rüşvetine karşın başkanlık sistemini reddedip parlamenter sistemi tercih etmesi, demokrasimiz açısından çok önemli bir adımdır.
Bunun önemi zamanla çok daha iyi anlaşılacak.
Avrupa da dahil olmak üzere, dünyada seçimle işbaşına gelip diktatörlüğe heveslenen çok lider olmuştur. Bu dönemler sağlıklı bir şekilde, yani sandık tercihi ile noktalanmamıştır. O liderler ülkelerinin başına büyük belalar açarak tarih sahnesinden silinmiştir.
Türkiye’de de böyle bir yolun tam başına gelinmişti. Aslında köprüden önceki son çıkış da bitmişti. Köprü de geçilmişti. Ancak seçmen köprüden hemen sonra devamına izin vermedi. “Hayır” dedi, “seni yüzde 52 ile cumhurbaşkanı seçtik, başkan gibi davranmaya başladın. Şimdiden bunu yaparsan, kafandakini yaşama geçirdiğinde vay halimize” dedi.
Böylece Erdoğan’ı yüzde 52’den yüzde 40’a indirip anayasal sınırlarını anımsattı.

***

7 Haziran seçimleri sıradan bir parlamento yenileme seçimi değildi. Bir yanda Erdoğan’ın partisi ve öteki partiler yarışıyordu, bir yanda Erdoğan devleti eline almış partisi için oy istiyordu.
Buna futbol maçında hakemin takımlardan birini tutmasından öte, ayağına top geldikçe rakip takımın kalesine gol atması denir.
Valiler, Erdoğan’ın il başkanı gibi çalıştı.
Kaymakamlar, ilçelerdeki özel temsilcisi olarak görev yaptı.
Hiçbir partiye verilmeyen merkez meydanlar ona özel açıldı.
Bütçeyi istediği gibi kullandığı yetmiyormuş gibi, örtülü ödeneğe ayrı bir hortum taktı, nereye ne kadar verdiği belli değil.
Seçimlerde ne istediğini de açıkça ilan etti; önce 400 dedi, sonra lütfedip “330 da olur” dedi.
Tren sonunda Erdoğan’ı demokrasi durağına getirdi.
Şimdi bu durağı beğenmiyor, başka durak var mı, ona bakıyor. Olmadığını anlayınca...
Siyasi ahlakı anımsadı...
Öteki partilerle de diyalog gerektiği gerçeğini gördü...
Dayatmanın, rüşvetin bir noktada geçersiz olduğunu anladı...
Bütün bunları seçmen başardı.

***

Bundan sonrası parlamentonun görevi.
Hükümeti AKP bile kursa Erdoğan kaybetmiştir.
Seçmen bu anlamda AKP’yi de kurtarmıştır. Eğer Erdoğan istediği kadar milletvekili çıkarsaydı, o vekillerden kendilerini imha etmeleri için parmak kaldırmaları istenecekti. Erdoğan’a değil anayasayı değiştirme, referandum rakamı bile yetecekti. Zira böyle bir durumda 5 maddelik bir anayasa değişikliği hazırlayacaktı. Örneğin; birinci madde, dağlar köylülerindir... İkinci madde, hazine arazileri kapanındır... Üçüncü madde, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçilecektir... Dördüncü madde, şehirlerin tapusu erken bina yapanındır... Beşinci madde, emekli olan memurun yerine çocuğu işe yerleştirilir, bu anayasal haktır...
Bu maddeler, biri ötekinden ayrılmadan oylanırsa sonuç ne çıkar?
Seçmen, böyle bir yolu da kapattı.
7 Haziran seçimlerinin elbette her parti için ayrı bir önemi vardır, her parti kendi penceresinden durumu değerlendirip ona göre adım atacaktır.
Ancak seçmenin hakkını seçmene vermek gerekir.
Parlamentoya girenlere düşen, bu tablonun gereğini yapmak, Meclis’in bir daha böyle bir tehditle karşı karşıya kalmaması için çaba harcamaktır.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Şampiyonuz derken Şam piyonu olmak! 20 Eylül 2018 Per
Eren Erdem’in dosyası kabarıyor! 19 Eylül 2018 Çar
Soma’dan 3. havalimanına: 19. yüzyıldayız... 18 Eylül 2018 Sal