Köşe Yazısı

A+ A-

Sindire Sindire Siyasal İslam...

13 Aralık 2011 Salı
\n

Taktik gereği, AKP iktidarlarının ilk yıllarında, laikliği tehdit altında görenlerin siyasal İslamkavramını kullanmalarına, siyasal İslamı sonuna kadar kullananlardan çok şiddetli tepkiler gelirdi. İslam dini üzerinden siyaset yapanları tanımlayan bir kavramın kullanılması, inançlar üzerinden siyaset yapanların, insan hakları, demokrasi üzerinden oyunlarını açığa çıkarmak demekti. Zaten piyasa düzeninin, emperyalizmin güncel krizlerinde, giderek daha çarpıcı boyutlarda sermaye küreselleşir, insan haklarına, demokrasiye yönelik, insan eksenli tek bir örgüt bile küreselleşemezken yaşanacakların insana bedelinin çok ağır olması kaçınılmazdı. Kapitalizmin, emperyal sermaye dağılımı, sanal piyasalar düzeninde, sistemin kendi yarattığı krizlerinden çıkış reçetesi, giderek daha az şirket, elde daha çok kaynağın toplanabimesi, çoğunluğun gerektiği boyutlarda düzen dışına atılabilmelerinde, kapitalizmin klasik demokrasi, sosyal devlet, insan hakları ile kurulmuş ilişkilerinin kırılması gerekti.

\n

Çokuluslu şirketlerin büyümesi, siyasetin devletler içindeki ağırlığının kırılmasıyla bağlantılı, paylaşım pasta savaşlarının zengin Kuzey dünya için geçerliliği kalmamış gibiydi. Sistem uzun bir dönem yoksul Güney dünyası içinde ırklar, daha da ağırlıklı olarak dinler-mezhepler-cemaatler-aşiretler üzerinden yaşanacak en altta kalmama savaşları, bitmeyen kanlı iç çatışmalar, bölünme-parçalanmalarla... hem savaş ekonomilerinin yaratılması hem de çoğunluğun çatışmaların kaosunda çok daha kolay sömürülmeleri, düzen dışına atılabilmeleri ile ayakta kalmanın yolunu bulacaktı. Geçen yüzyılın ikinci yarısından bugüne, dünyada yaşanan savaşlara, parçalanmalara bir bakış, bu ürkütücü gerçeği çok çıplak ortaya koymaya yetiyor da artıyor bile.

\n

Malum, medya çağındayız; silahlı güçten daha etkin silah, ilerlemiş teknolojisi ile insanların beynine ulaşan medya gücü ile, bizlerin, bireyin, insan hakları, demokratikleşmeden yana özgürleştirilmekte, kimlik ve inançlarını yaşayabilme savaşımını vermekte olduğu masalına inandırılıp duruyoruz. Her tür ayrımcılıktan, ötekileştirmeden beslenenen, ilkel, acımasız boyutlarda ırkçılık, dincilik üzerinden, en ilkel, çağdışı yöntemlerle yoksullar birbirlerini kırıyorlar. En çok da Müslümanlar, aynı temel inanç değerlerine, peygambere bağlı olduklarını bile unutarak, farklı şeriat yorumları ile bir diğerlerini canice katletmeyi cennete gidebilmenin yolu olarak görme gafleti, cinnetine kapılabiliyorlar.

\n

***

\n

Emperyal çıkarlar adına oynanan çok küçük gibi görülen çok büyük oyunda, tuzağın odağında medyatik, küçücük kavram karmaşası ile, evrensel insan hakları, demokrasi algılamasında oynanan oyunlar var. Evrensel sözcüklerin algılanması çarpıtılarak hakların kullanılabileceği özgürlükler-sınırları yerine, birlikte barış içinde yaşayabilmenin olmazsa olmaz koşullarını katletmeye yarayan ayrımcılıklar, dogma, kör inançlar körüklendiğinde, milyarların yoksullaşması, yoksunlaşması bağlantılı çaresizlikle beslenen öfke de katlanıyor. Sonuçta İran ile Irak bugün kendilerinin bile açıklayamayacakları bir güdülemede kanlı bir savaşın bedelini halkları ile birlikte ödüyorlar. ABD Irakı ülkesindeki terörü durduma gerekçesi ile sayısız savaş suçu, evrensel yalanla işgal ediyor. İşgal sonrası Irak bataklığı, ırklar-mezhepler iç çatışması, terörü, katliamlarında ölen 1 milyonun üstünde Iraklının sorumluluğu İslam adına siyasal İslamcıların cinneti hallerine kalıyor.

\n

Bizi en çok bize yaşatılmak istenenler, bizim üzerimizden oynanan, oynanmak istenen oyunlar ilgilendiriyor elbette. Osmanlının parçalanması üzerine, Sevr Antlaşması en çıplak belge. Anadolunun parçalanması projesini yadsıyabilecek, yok sayabilecek var mı? Kurtuluş Savaşı destanının yazılması, Lozan, Atatürk devrimleri, Aydınlanma, laiklik değerleri üzerinden Cumhuriyetin kuruluş sürecine de cephe olarak çıkabilenler çok fazla değil. Oyun, şeytan ayrıntıda gizli. Birlikte, barış içinde, parçalanmadan yaşayabilmemizin koşulları, değerleri üzerinden çarpık algılamalarla tuzaklar kuruluyor.

\n

Evrensel küresel krizin çok ağır yeni boyutları, koşullarında Türkiyeye biçilen acımasız roller de var. Önce çağdaş uygarlık projemizin gerçekleşmesinin önündeki engeller beslendi. En büyük oyun, evrensel hukuk, akıl, bilim aydınlanma yolunun tıkanmasıydı. Eğitim üzerinden her tür ayrımcılıkla, gerçek laikliğe de aykırı olarak, siyasal dinci, bizde en çok İslamcı, mezhepçi ayrışmalarla, devletin işleyişine ötekileştirme, düşmanlığın oturtulmasıydı. Din üzerinden kolay oy, siyaset yolunu seçen eski iktidarları mumla aratacak biçimde, AKP iktidarı eliyle, çok daha etkin, sindire sindire. Öğretmene kadro, para yok, kadrolu mollalara olacak.

\n\n

Tümü Şükran Soner - Son yazıları

Saray rejiminin dev dip dalgaları 18 Haziran 2019 Sal
Evdeki hesap çarşıya uymuyor 15 Haziran 2019 Cmt
Çürüme 11 Haziran 2019 Sal