‘Çözüm - elim üzerinizde...’

25 Haziran 2015 Perşembe

Bizim görebildiğimiz, medyada öne çıkan görüntülerle desteklenmiş yorumlara göre, açılışı izlemeye gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis’teki fotoğraf karelerine yalnızlaşmış olarak yakalandı... Üç muhalefet partisinin liderleri, milletvekilleri girişi-çıkışında ayağa kalkmayarak, alkışlamayarak, parlamenter sistemi bekleme odasında gösteren, yasal sınırlar içinde kalmamakta direnen Erdoğan’a tepkilerini gösterdiler. Sadece Erdoğan’ın AKP’nin elini kolunu bağlaması, etki gücünü kullanması ile dayattığı “Erdoğan tipi başkanlık” 21. yüzyıl otoriterleşmesi yürüyüşüne, sivil diktatoryal kurumlaşmaya seçim sandığından onay çıkmadığının sorgulamasız gerçeklik olarak derin bir nefes alınmasını sağladığında kuşku yok...
Ancak bugüne kadar medya algılaması en uç noktalarda kullanılıyor olarak yaşanan gelişmeler, siyasetin satranç oyununda taşlara oynatılan hamlelerle, kurgulanmış oyunlar, gelişmelerde nerelerdeyiz? Seçim sandığından çıkan sonuçlara bakılarak, seçim sonrası yapılmış araştırmalarla da desteklenmiş olarak, Erdoğan’ın elindeki güçleri kaybetmemeye yönelik direnci kırılmış mıdır? Parlamenter sistemin, hukuk devleti düzeninin öngördüğü yasal sınırlara çekilmeyi, AKP’nin yetkili organlarına ait olması gereken siyaset yapma yetkisini elinde tutmaktan vazgeçmiş midir? Seçim sonuçlarının hemen ardından, gündeme sokulan koalisyon kurulması güçlükleri karşısında, hızlı seçim yenilenmesi sürecine geçilebilmesi baskısı, tehdidi, seçim sonrası anketlere de dayatılarak AKP yönetimi ve milletvekilleri kadroları için de kabul edilemeyecek bir sonucu çıkarınca... Gerek seçmen iradesi, gerekse Meclis’in yeni seçilen milletvekillerinin koalisyon iktidarı kurulmasında buluştukları yargısı ağırlık kazandı...
Doğrusu daha seçim sonuçları kesinleşmeden, yıllarla karalanmış koalisyonların demokrasilerde en yaygın yönetim, hükümet kurma yöntemi olduğu yeniden anımsanmış oldu... Yine sıcağı sıcağına, seçmenlerin AKP’ye sadece Cumhurbaşkanı’nın dayattığı başkanlık sistemi için gerekli oyu vermeyip en büyük parti oyunu sağlamış olarak, AKP’nin içinde, ağırlıklı yer alacağı bir koalisyon hükümeti kurma görevini verdiği.. medyatik algısını öne çıkarma seferberliği devreye sokuldu... İktidarlarının 13. yılında Türkiye’nin içine çekildiği çok olumsuz ekonomik-sosyal-siyasal koşullar, dış politika tehditleri karşısında “büyük koalisyon” kaçınılmazdı... Güçlü dış ve iç sermaye odaklı dayatmalarda AKPCHP koalisyonu en kalıcı, olmazsa daha kısa süreli ve olumsuz yan etkili AKPMHP koalisyonu ancak gündeme girebilirdi...

***

Ha bu arada da rejime, hukuk devleti düzenine, uluslararası dengelere aykırı, ülkeyi Ortadoğu-İslam dünyası iç savaşlar bataklığına çekmekte olan, her tür kirliliği, hukuksuzluğu, vurgun ve yağmaları da içinde barındıran sivil diktatoryal yürüyüşün önü kesildiğine göre.. AKP’nin öznel koşulları göz önünde tutularak, onun hakkı olan kurucu ortak olarak zorlanmaması gerekiyordu. İnce siyasal tanımlarla AKP’den seçmen tabanının, partililerin, yönetim kadrolarının asla vazgeçmeyecekleri liderleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dışlanması asla istenmemeli, koalisyon kuruluş koşulları içinde gündeme getirilmemeliydi...
Hem zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan çok daha atak davranmış, elindeki yetkilerle kolayca koalisyonları kurdurmama gücünün elinde olduğu, seçim yenilemesine gidebileceği tehdidinin yanına, koalisyon hükümeti kurdurma koşullarının ilk hamlelerini eklemlemişti... Baykal’la görüşmenin ardından, Demirel’in cenazesinde özel görüşme ortamı yaratarak Gül’ün AKP iç dengelerini sarsabilecek çıkışlarını durdurma noktasına gelmişti. Meclis’teki medyatik algılatma tesellisi “yalnızlaşma” olan yemin törenine katılma sahnesi ise bal gibi de “Gözüm, elim, kolum öncelikle AKP’nin, sonra da Meclis’in bütünü üzerinde..” mesajını vermiyor mu? AKP’nin yeni milletvekillerinin çoğunluğunu isim isim seçmiş, AKP yönetim kadrolarını tek tek belirlemiş, dizginleri elinde tutmayı iş dünyası medya yandaşları için de sürdürdüğü gerçekleri ortadayken..
Baykal’a Erdoğan atağı nedeni ile CHP’den gelen tepkiler karşısında, kişisel adaylık ile CHP’nin adaylığı korunmuş olarak, partiler üstü destek, partiler üstü Meclis Başkanlığı kimliği.. formülünün bulunması siyasetin yaratıcılığı... Sıcağı sıcağına karşı atak MHP’den CHPMHP ortak Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu isminin çıkarılması ile geldi... Aynı ipte o kadar çok cambaz daha o kadar çok oyunları sahneye koyacaklar ki... Yüreğimiz ağzımızda...