Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

AKP’nin Suriye b-ataklığı!

30 Haziran 2015 Salı

Klasik bir siyasal söylemdir; ülke içinde sıkışan lider, dış sorun üretip dikkatleri o yöne çeker ve bu yolla güçlenmenin çarelerini arar.
AKP hükümetinin, AKP cumhurbaşkanının ve AKP medyasının hep birlikte Suriye’de Türkiye’ye yönelik büyük bir tehdit keşfedip bunun hemen ortadan kaldırılması için harekete geçilmesini istemesi, aklımıza nedense ilk bunu getirdi.
Suriye sorunu dün patlamadı. 2011 yılından beri yaşanıyor. AKP, sorunun tam göbeğine oturarak durumu adım adım bu noktaya getirdi.
Gelinen noktanın pek çok boyutu var. Ancak ilk boyut, 7 Haziran’la bağlantılı. Seçim sonuçlarını irdelediğimiz yazıların çoğunda şu saptamayı yapmıştık:
Erdoğan’ın oyununun ne olduğu henüz belli değil. Şu aşamada ne tür bir oyun oynayacağına ilişkin ip ucu da vermiyor.
Erdoğan, iktidarı değil kaybetmek, paylaşmak bile istemiyor. Bunun için de akla gelen gelmeyen ne yapabilirse yapacak.
Türkiye’yi savaşa sokmak da buna dahil olabilir mi?
Ne yazık ki olabilir. Şu aşamada, sadece hükümeti değil, devleti de avucuna almış gibi görünen Erdoğan, bunu da bir yöntem olarak düşünebilir.
Savaş halinin koşulları tümüyle değişik. Dileriz bu konuda yazı yazmak durumunda kalmayız.

***

Suriye sorununun öteki boyutu, bu ülkenin kuzeyinde oluşan son durum.
Öyle anlaşılıyor ki Suriye’nin tümüne ilişikin planla kuzeyine ilişkin plan parçalı. Biz kuzeyde kalalım. Ülkenin genel nüfus yapısı içinde kuzeyde ağırlıklı olarak Arapların oturduğu biliniyor. Bunun dışında başta Türkmenler ve Kürtler olmak üzere değişik gruplar var. Merkezi yapının erozyona uğramasıyla birlikte kuzey sürekli el değiştiriyor.
IŞİD militanlarının eline geçince aynı, PYD güçlerinin eline geçince ayrı hassasiyet oluşuyor. Gerçek şu ki kimin eline geçerse geçsin kan durmuyor. Böyle bir ortamda durması da çok zor. Zira her iki güç de bölgenin gerçeği değil. Dışarıdan desteklenen, dışarıdan getirilen militanlarla oluşturulan kuraldışı güçler büyük bir planın parçası olarak silah kullanıyorlar.
Bu planın Türkiye yanı şöyle görünüyor:
Bölgedeki Türkmenler de durumdan etkilenecek, Ankara buna kayıtsız kalamaz hale gelecek...
Arkasını siz getirin!

***

Sorunun bir de uluslararası boyutu var.
Suriye, Soğuk Savaş sürecinde Moskova’yla, yani Doğu Bloku ile birlikte hareket etti. Türkiye de NATO üyesi oldu ve Batı ile hareket etti. Bunun sonucu olarak 850 kilometrelik Türkiye-Suriye sınırının 510 kilometresi mayınlandı.
Soğuk Savaş bitti ama, sonuçları bitmedi. Suriye bugün de Moskova’yı bir bakıma ağabey olarak görüyor. Lazkiye Limanı Moskova’nın Doğu Akdeniz’deki en önemli üssüydü. Bugün nasıl kullandığını kestirmek zor değil.
Türkiye’nin, Suriye’de tampon bölge oluşturmaktan uzaktan müdahaleye kadar tartıştığı her adımın uluslararası sonuçları da var.
Böyle bir durumda değerli yalnızlığımızın yerini çok daha ciddi sorunlar alabilir.
Bizi Irak bataklığına sokamayanlar şimdi Suriye bataklığında şansını deniyor olmalı...
Parlamento, Suriye sorununu Erdoğan’a bırakmamalı.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Prof. Dr. Mehmet Haberal... 11 Kasım 2018 Paz
Bardak taştı, düzen çöker! 8 Kasım 2018 Per
Ameri-kan yüzyılı! 7 Kasım 2018 Çar