Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

AKP Meclis’le tanışıyor

01 Temmuz 2015 Çarşamba

Evrensel olarak parlamenter sistem üç ana güç üzerinde duruyor; yasama, yargı, yürütme.
Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı olarak devlet çarkını yürüten bu güçten biri aksadığında sistemin de raydan çıkacağı aşikâr. Basit bir örnekle söylemek gerekirse üç ayaklı bir masanın ayaklarından birini ötekiyle birleştirirseniz ne olur? Masa çöker. Bunu yapanlar aslında ayakları daha güçlü hale getirmeye kalkarlarsa gülünç duruma düşerler.
AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’de yasama gücü, yani TBMM, büyük ölçüde yürütmenin, yani hükümetin güdümüne girmişti. Hükümet de tek kişi tarafından idare ediliyordu. Böylece üç ana güçten belki de en önemlisi olan parlamento neredeyse hükümetin bir alt organı hatta özel kalemi gibi çalışıyordu.
Hükümet bir yasa tasarısını Meclis’e gönderdiğinde, değil geçmemesi değişmesi bile tartışılmıyordu. Yasada bariz yanlışlıklar olduğu görülse bile emir büyük yerden deniliyor, aynen geçiriliyordu.
Geçmiş dönemlerde bunun pek çok örneğini gördük.

***

7 Haziran seçimlerinden sonra artık yukarıdaki tablo yok. En azından dün başlayan Meclis Başkanlığı oylamasında önceki dönemlerden daha farklı bir durum vardı.
Tek partinin mutlak iktidar olduğu dönemde AKP adayını ilan ettiği an Meclis Başkanı da belli olmuş oluyordu. Dün Meclis’in kulislerinde 4 partinin adayına da şans veren onlarca senaryo vardı.
AKP’liler bu senaryolara, “Birinci parti biziz. Meclis Başkanlığı’nda da hükümette de biz ne dersek o olur” diyolarlardı. Elbette AKP’nin birinci par-ti olarak önemli bir belirleyiciliği var, ancak hâlâ mutlak gücün ellerinden gittiğini kabullenmek istemez bir havadaydılar.
Bugün Meclis Başkanlığı seçimleri tamamlandıktan sonra gözler koalisyon tartışmalarına çevrilecek.
Genel bir değerlendirme paylaşmak gerekirse şu söylenebilir:
Eğer AKP’siz bir hükümet kurulursa ve bu hükümet orta vadeli bir ömre sahip olursa AKP dağılır.
Eğer AKP’li bir hükümet kurulursa AKP ile işbirliği yapan parti çok büyük yara alır.
Vurguladığımız gibi bu genel bir değerlendirme. Elbet sürpriz sonuçlar da ortaya çıkabilir. Dün Meclis’te esen hava, erken seçim konusunun gündemin çok ötesinde olduğu yönündeydi. Bir başka deyişle, milletvekilleri hükümetin kuruluşunu, 25. dönemin uzun ömürlü oluşunu öngörüyordu. Bunun somut kanıtlarından biri Meclis içindeki seçimle gelinen kimi makamlara aday olanların heyecanıydı.

***

Sonuç olarak 6 Haziran’dan daha demokratik daha özgürlüklere açık daha sağlıklı sorgulama zeminine sahip bir ortamdayız. Yurttaşlar, bir belirsizlik havası sezip kaygılı bekleyiş içine girebilir. Ama başta vurguladığımız gibi bu yıllardır alışılmayan bir durumdu.
Buna alışması gereken başlıca kişi, AKP Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Önceki günkü MGK’nin ardından yapılan açıklama, Erdoğan’ın kimi konularda devlet organları üzerindeki siyasal ağırlığını sürdürdüğünü gösteriyordu. Bu bağlamda AKP’nin kaderini de bu partinin parlamento grubunun Erdoğan vesayetinden kurtulup kurtulmaması belirleyecek.
Seçim öncesindeki sistem tıkandı tartışmasından, sistemin en sağlıklı nasıl işleyeceği tartışmasına geçtik.
Parlamenter sistem açısından bu da güzel bir başlangıçtır.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Eren Erdem’in dosyası kabarıyor! 19 Eylül 2018 Çar
Soma’dan 3. havalimanına: 19. yüzyıldayız... 18 Eylül 2018 Sal
Var mısınız? 16 Eylül 2018 Paz