Ahmet İnsel

Hesap sormaya MHP tıkacı mı?

02 Temmuz 2015 Perşembe

Nasıl bir hükümet kurulacağını ve bu hükümetin güvenoyu alıp almayacağını bayramdan sonra göreceğiz. Görünen o ki MHP’nin HDP konusunda aldığı, demokratik ilkeleri çiğneyen tavrı sürdürmesi, Meclis’teki fiili güç dengesini belirleyecek. Eğer Devlet Bahçeli HDP’yi gayri meşru görmeye devam eder ve HDP’nin desteklediği her türlü girişime sistematik olarak karşı tavır alırsa, bunun somut anlamı Meclis’te AKP’nin her konuda çoğunlukta olacağıdır.
MHP Genel Başkanı, “HDP’nin desteklediği adaya kesinlikle oy vermeyiz” diyerek açtığı yolda devam edecekse, yolsuzluklardan, hukuksuzluklardan ve dış politika hatalarından hesap soracak bir Meclis çoğunluğunu torpillemiş olur. Meclis’te, Cumhurbaşkanı’nın hareket alanını eski sınırlarına çekme, hukuk devletinin temellerini yeniden oluşturma girişimlerini hayata geçirecek bir çoğunluk olmadığını ilan etmek ve AKP’ye Meclis’te basit çoğunluk güvencesi vermek demektir bu.
Devlet Bahçeli, HDP’nin kendisiyle aynı sayıda milletvekiline sahip olmasının kendisinde yarattığı aşağılanma hissinin tepkisiyle mi davranıyor? Sadece Meclis Başkanlığı seçimiyle sınırlı olan bir taktik mi bu? Yoksa normal tarihinden önce yapılması kaçınılmaz olan seçimlere saldırgan milliyetçi tahkimat yaparak hazırlanma stratejisinin adımlarını mı atıyor? Ama her durumda bu taktik veya strateji, milletin kendine ana muhalefet olma görevi verdiği safsatasıyla milliyetçiliği köpürtürken AKP ve Tayyip Erdoğan’ın geçmiş tasarruflarından hesap sorma önünde tıkaç işlevi görmeye soyunmak demektir.

Hedef: Restorasyon
Halbuki bugünkü Meclis yapısı, Tayyip Erdoğan’ın icraatlarının yarattığı hukuk devleti yıkımını kısa vadede kısmen de olsa tamir edecek bir dizi Meclis girişimini mümkün kılıyor. Elbette bunların alelacele ve yalapşap değil, güçlü bir temelde yapılması gerekiyor. Geçmişle hesaplaşmanın ön adımı, bu hesabın bu kez demokratik hukuk devleti ve adil yargılama ilkelerine uygun gerçekleşmesinin altyapısının hazırlanmasıdır. Bu da bazı yasalarda düzeltme, AKP’nin son dönemde oluşturduğu özel ceza yargısı pratiklerini kaldırma ve en önemlisi yolsuzluk dosyalarındaki hukuki açıdan sakat olan belgeleri ayıklayarak soruşturma sürecini yeniden başlatmak gibi hazırlıklar demek.
17-25 Aralık soruşturmalarının dosyaları ayıklanıp temizlenmeden, hukuken güçlü hale getirilmeden başlatılacak bir süreç başarısızlığa mahkûmdur. Ayrıca hukuki altyapı gözden geçirilmeden başlatılacak böyle bir girişim, Ergenekon, Balyoz, Paralel Yapı ve daha birçok davaya damgasını vuran hukuksuzluklarla malul olur. Zaten bu nedenle Meclis’in hedefi restorasyon olmamalıdır.
Restorasyon, tahrip olmuş, eskimiş bir şeyi tamir etmek, onu eski haline kavuşturmak demektir. Türkiye’de restorasyona, yani eskinin yıpranmış, bozulmuş yönlerini tamir edip eskiye dönmeye ihtiyaç yok. Eldeki eski hukuksuzluk devleti. AKP hükümetinin bıraktığı enkazı restore etmek değil, o enkazı kaldırmak, demokratik hukuk devleti temellerini atmak ancak söz konusu olabilir. Bu da Meclis’in bu yönde bir dizi yasal değişikliği gündeme getirmesi ve hızla yasalaştırmasıyla mümkün olabilir. Adalet Bakanlığı’nın AKP denetiminde olmaması bu süreci hızlandıracaktır.

Bir girişim yeterli
Bu Meclis aritmetiği geçmişten hesap sormayı mümkün kılıyor. Bunun için AKP dışındaki üç partiden birinin girişimde bulunması yeterli. Ama HDP’nin attığı her adımda bunun tam karşısında yer almayı temel strateji olarak benimseyen, bu sayede milliyetçilik pazarında dükkân büyütmeye odaklanan bir MHP’nin, sonuçta AKP’nin ve Erdoğan örgütünün can simidi olmaktan başka bir işlevi olmayacak. Seçim kampanyasında herkesten fazla AKP ve Erdoğan’a heyheylenen bir partinin, milliyetçi saplantısı veya taktiği nedeniyle AKP’nin stepnesi haline gelmesi ibretlik bir durum olacaktır.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları