İlhan Selçuk

Gazete!..

15 Ekim 2002 Salı

 

PENCERE

İLHAN SELÇUK

Gazete!..

Çocukluğumuzda bir laf vardı:

“Bilmece, bulmaca..

Dil üstünde kaydırmaca!..”

Gazeteler artık tepeden tırnağa bilmeceyle bulmacayla dolup taşıyorlar; milyonlarca işsizi sokaklarında ne yapacağını bilmeden dolaşan bir ülkede bulmaca cankurtaran...

Al bir gazete..

Tepe tepe kullan!..

Bulmacayı çözmeye çalışırken boş saatler can sıkıntısının ne yelkovanına takılır ne de akrebine...

Sayfa sayfa bilmece..

Sütun sütun bulmaca..

Bir elinde gazete..

Bir elinde kalem..

Ne Irak savaşı..

Ne seçim dalaşı..

Yaşam bir rüya..

Umurunda mı dünya..

*

Bizim medya işini biliyor..

Mustafa Balbay’la konuşuyorduk, bilmece, bulmaca, derken konu güncel medyanın haberlerine dayandı...

Balbay:

- İlhan abi, dedi, bizim gazetelerde her sözüm ona haber, sanki bir bilmece!.. Yayımlanan konu niçin, neden, ne amaçla tezgâhlanmış, arkasında ne tuzak var, bileceksin!..

Bizim medyada bir devrime gerek var!..

Çöken bir ekonominin girdisini çıktısını batan geminin malları gibi paylaşmaya çıkanların şamatasında bütün gerçekler buharlaşıyor...

*

Peki, ne yapmalı?..

Biri dedi ki:

- Bu memleket bir yolla düzelir, sahil-i selamete çıkarız..

- Nedir o yol?..

- Savaş!..

- Yapma!..

- Milyonlarca işsiz genç sokaklarda dolaşıyor, batık bankalar devletin sırtında, IMF ekonominin tepesinde, siyasal partiler zıvanadan çıkmışlar, Meclis kapalı, hükümetin önünde birkaç hafta kalmış, ekonomi ha baba de baba yürümüyor, bu durumda bir ülkeyi kurtaracak tek çare savaştır!..

- Çıldırdın mı?

- Milyonlarca genci askere aldın mı ortalık durulur, herkes futbola değil savaşa konuşlanır, sen bu savaş neden çıkıyor biliyor musun?..

- Hayır!..

- ABD bir taşla kaç kuş vuruyor?.. Hem büyük şirketlerinin bozuk durumlarını düzeltecek, hem ekonomisinin başı göğe erecek, hem Irak petrollerine konacak, hem...

*

İnsan kanı, canı, yaşamı ne ki?..

Üç kuruş otuz para...

Eskiden naylon maylon, plastik torba morba yoktu; kasap dükkânlarında müşteriye verilen et gazete kâğıdına sarılırdı. Bugünkü basının haline bakıyorum, Türkiye savaşa girdi girecek, ne bir ses, ne bir nefes, ne doğru dürüst bir protesto!..

Gazetelerimiz gençlerimizin eti için kasap dükkânlarında kullanılacak kâğıtlar gibi...

(15 Ekim 2002 tarihli yazısı)