İslamcı Kürt’ten İslamcı Türk’e savrulma...

04 Temmuz 2015 Cumartesi

AKP kuruluş sürecinden İktidara gelişe, ABD’den Batı dünyasından aldığı büyük desteği, ABD’nin Irak işgaline verdiği onaya borçlu olsa da, demokrasi karşıtı olmadığına ilişkin güvenceyi, “Milli Görüş”ün katı İslamcı kimliğinden vazgeçtiği algısını da öne çıkarmıştı.. Programında altı çizilen “muhafazakâr demokrat” kimliği, sadece çıkarları adına destek veren Batı dünyasının bizim gibi ülkelere ilişkin insan hakları, demokrasi, hukuk devleti duyarsızlıklarını, çifte standartlarını saklamada değil, bizdeki liberal demokratlar da içinde, farklı çıkarlar adına gündeme sokulan, insan hakları, hukuk devleti düzeni, laiklik ve rejim, ülke bütünlüğü karşıtı her türden ayıplı desteklerin kamuflajında fazlası ile işe yaramıştı..
Tarihimizle yüzleşme, diktatoryal siyasal iktidarlar icraatlarıyla, askeri darbelerle.. hesaplaşma adına, insan hakları, demokrasi savunuculuğu, adalet terazisi penceresinden gündeme taşındığı savlanan, özünde Cumhuriyet’i, Atatürk devrimlerini, laikliği, rejimi, ülkenin geleceğini hedef almış saldırılarda adım adım yol alınıyordu.. Bal gibi de ülkenin rejiminin, İslam kimliği ağırlıklı, 21. yüzyıl modeli otoriterleşmesine, sivil diktatörlüğe dönüştürülmesinin, demokrasinin olmazsa olmaz hukuk devleti düzeni, erklerin güçler ayrılığı, kurumlarının bağımsızlığının katledilmesinde, en çok da toplumsal, değerler algılarının kirletilmesinde dönüşü olmayan bir yıkım süreci yaşanıyordu..

***

AKP, liderliği, İktidarları medya güdülemesi, algı yönetiminde kamu kurumları, kaynaklarını demokratik rejimlerde örneği olamayacak boyutlarda ele geçirmiş olarak öylesine çelişkili, zikzaklı ama İktidarda kalma dahası sandıktan büyümüş olarak çıkmada başarılı icraatlarla çıktı ki.. seçmenin kimlik algılamasına, mezhebine göre İslamcı Kürtçü, İslamcı Türkçü, ayrımcı yaklaşımlarını, demokratik, sivil, insan hakları savunuculuğu gibi pazarlamayı becerdi ki.. Sosyal devletin gereği hizmetleri, kamu kaynaklarını kullanıyorken parti üzerinden yürüterek.. biat kültüründe en yoksul en ezilenleri öylesine ağır minnet duygusu içinde tutmayı başardı ki..
En uzun soluklu İktidarda kalmayı, sandıktan çıkmayı özünde insan hakları, hukuk devleti düzeni, demokratik haklar ihlalleri yanında, üretimi, sanayii çökerten, gelir dağılımında uçurumları, yoksullaşma, yoksunlaşmayı da katlayan icraatları ile birlikte başaran dünyadaki tek ülke olma rekorlarını da kırdı..
Kırılma noktalarından önemli bir ayağın Irak, Libya, Suriye bataklıkları uç örnekler, İslam dünyasında, Ortadoğu’da emperyal çıkarlar adına üstlendiği İslamcı projelerin, rolü veren güç odaklarının ABD-AB siyasi liderliklerinin olmazları gördükleri noktalarda bile esnek dönüş yapmayı beceremeyen dış politikasının çökmesi, kuşkusuz rastlantı değil. Demokrasinin insan hakları için olmazsa olmaz ilkelerinden sapılarak, özgürlük sınırları ile değil ayrımcılıkla, tuzaklar kurarak, inançlar, ırkçılık, mezhepler üzerinden düşmalıkları besleyip kırdırarak, her tür alt kimlik, ötekileştirmeler üzerinden cepheleştirmelerle oynayarak yaratılan iç tehdit boyutlarının altından çıkılamadığı bir noktada ilk kez oy kaybının yaşanması, geç de olsa bir uyanışın başlangıcı sayılabilir..
İktidarının Cemaatle ortaklıklarının aynı nedenler ekseninde, kirlenme, yolsuzlukların da tuz biber olmasıyla bozulması sonrası gündeme hiç giremeden.. MHP’nin İslamcı-Türk ittifakı kimlikli, seçmenin uyarıları ile ters desteğinin ne getirip neleri götüreceğini hep birlikte izleyeceğiz..