Süheyl Hoca'yı İsyan Ettiren Cehalet

29 Aralık 2008 Pazartesi

Bazı aydınların Ermeni kardeşlerinden özür dilemeleriyle başlayan tartışma, sonunda Süheyl Batumu da çileden çıkarmış. Hukuka ve siyasete hâkimiyeti, sağduyulu ve soğukkanlı yaklaşımı ile tanınan Süheyl Hoca, bir gün televizyon seyretmiş, görüşü değişmiş.

Bakın nasıl olmuş.

Özürle ilgili tartışmanın yapıldığı programı izlemeye başlarken Batumun düşüncesi şudur: Ben imzaya açılan bildirinin yazım biçimine de hedefine de katılmıyorum. Neden Ermeni yurttaşlarımızı değil de Batılıları ve diyasporayı hedef aldığını da anlamıyorum. Ama yine de böyle düşünenlerin var olması gerektiğine, herkesin benimle aynı düşünmemesinin doğal olduğuna inanıyorum. Çünkü demokrasi, farklı düşünme, farklı olabilme hakkına dayanır. Bu demokrasinin zorunlu bir koşuludur.

Süheyl Hoca bu duygular içinde televizyon izlerken duyduklarıyla şaşkına dönüyor. Dinledikleri arasında gazeteciler, Avrupa Birliği uzmanları, emekli diplomatlar vardır. Ve kimileri özür kampanyasını öylesine savunmaktadırlar ki, Süheyl Batum irkilir.

Örneğin biri, kampanyanın Türkiyeye zarar vereceği yönündeki bir soruya karşı şöyle demektedir: Zaten soykırımla suçlanan Türkiye değil ki, ilgili olan Osmanlı İmparatorluğu ve İttihat ve Terakki hükümeti, biz değiliz, bizi ilgilendirmez.

Süheyl Hocanın, ertesi günkü yazısında soracağı soru hazırdır: ASALA ve benzeri örgütler tarafından katledilen çoğu diplomat 42 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, İttihat Terakki üyesi miydi? Osmanlı tebaası mıydı? Türkiyenin diplomatları değil miydiler? Hani Türkiye ile hiç ilgisi yoktu olayın?

Bir başka soru: Ermeni soykırımı olmadı diyenlere hapis cezası verilmesini öngören yasa Fransız Meclisinde tartışılırken söylenenler neydi? Hani milletvekilleri René Rouquetnin, François Rochebloineın, Richard Malliénin, Pierre Lequillernin, Thierry Marianinin, Rudy Sallesin ve Patrick Deveciyanın söyledikleri. Muhatabın Türkiye olduğunu, Türkiyenin soykırımın tanınması önünde engel olduğunu, Türkiyenin sağa sola insan hakları dersi verecek konumda olmadığını, hatta ABye girebilmek için önce Türkiyenin tarihi ile hesaplaşması gerektiğini söylemediler mi?\t\t\t\t

***

Süheyl Hoca bir başka yorumla bir kez daha irkilir. Televizyonda emekli bir diplomat, şu yorumu dile getirmektedir: Zaten BM Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesinde hedef alınan kişilerdir, devletler ya da toplumlar değil. Bu nedenle zaten Osmanlının ya da Türkiyenin sorumluluğu yoktur.

Oysa o diplomatın bilmesi gerekir ki, 26 Şubat 2007 tarihli Bosna Hersek / Sırbistan Karadağ kararında, La Haye Adalet Divanı tam tersini söylemiştir. Sözleşmenin 1inci maddesi devletleri sorumlu tutmaktadır.

Bu kadarı fazladır. Cahilliğe, bilgisizliğe, yanıltmaya isyan eden Süheyl Hoca, televizyonun karşısından kalkar, kâğıdı kalemi eline alır. (25 Aralık, Vatan).

[email protected]


Yazarın Son Yazıları

Türkel... 9 Şubat 2009
Elde Var Hamas 2 Şubat 2009
Uğur Mumcu Işıktır 26 Ocak 2009
Sakat Bir Oyun 19 Ocak 2009
Melikoff 12 Ocak 2009
İnadına İnadına 5 Ocak 2009
Suna Kıraç'ın Ödülü 22 Aralık 2008
Tasos'un Yaptığı 15 Aralık 2008
Kurban Katliam Olmasın 1 Aralık 2008
İlköğretim Müfettişi 24 Kasım 2008
Gülerler Elbette 3 Kasım 2008