Köşe Yazısı

A+ A-

Sınırlarımızda Bunalımsavar Silahlar!

31 Aralık 2008 Çarşamba

Kapitalizmin ağababası ABDnin 80 yıl sonra yeniden bunalıma girmesi, dünya ekonomisinde 7-8 şiddetinde depremler, tsunamiler yaratıyor. 1929 bunalımının, 2009un yanında zemzemle yıkandığı söyleniyor.

Her ne kadar Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın, sınırlarımıza ne gibi bunalımsavar silahlar yerleştirdiğini bilmesek de, bunalımın Türkiyeden teğet geçmeyeceğini söylemek bir falcılık olmasa gerek. 2008e, daha doğrusu dünya ekonomik bunalımı (DEB) ortaya çıkmadan öncesinin Türkiyesine bir göz atalım.

Bir arkadaşımla DEB öncesinde Ankaradan Denizliye karayolundan gittik. Altı saatlik yol boyu önümüze çıkan TIR ve kamyonların sayısı 25’i geçmedi. Oysa geçmişte bu yolda araçlar, kamyonları sollayamaz, deve kervanları gibi art arda dizilirlerdi. Denizlide dört önemli tekstil şirketinin kapandığını, birkaçının da işçi çıkarttığını öğrendik. Oradakiler Biz yine de iyi sayılırız. Bir de Bursa tekstilcilerini görün dediler!

Milliyette Ambarlı Limanının iki ayrı dönemini kıyaslayan havadan çekilmiş iki fotoğrafı vardı. Birincisinde yüklerden iğne atsanız yere düşmeyecek bir görüntü idi. İkincisinde ise in cin top oynuyordu.

Her kentte lüks alışveriş merkezleri mantar gibi biterken, şimdilerde bu merkezlerin kiracıları tahliyelere başladılar. Türkiye genelinde işyerini kapatan esnaf sayısında 2008in ilk altı ayında yüzde 55lik artış DEB öncesindeydi. Dışarıya buğday, arpa satan Türkiyede, yalnız iki yılın kuraklığının sonucu değil yanlış tarım siyasasından dolayı tavuklar ABD mısırı, inekler Rus arpası ile beslenir olmuştu. Türkiyeden Suriye ve Iraka hayvan kaçarken, Güney Amerikadan et ithal ediliyor. Arı yetiştiricileri de ithal bala tepki gösteriyorlar.

İşsize Pırlantada Sıfır KDV!

Kalkınma, sanayileşme demektir. Sanayi iş yaratır, iş bulan tüketir. Tüketimi karşılamak için sanayici üretimi arttırır. Artış, o ülkedeki gönenç düzeyinin yükseldiğini gösterir.

Biraz da istatistiklere göz atalım. DEB öncesinde, 2008in son 3. çeyreğinde inşaat sektöründe yüzde 3.8 oranında azalma olmuş. Bu sektördeki en önemli düşüş yüzde 8.4 ile bina yapımında. Düşüş olunca çalışan işçi sayısı azalır. Genelde yüzde 6.8, bina yapımında ise yüzde 11.8lik istihdam azalmış.

Ekim ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla sanayi üretimi yüzde 7.2 düşmüş. Bu sektör ne kullanır? Enerji Sanayide kullanılan doğalgaz tüketiminde yüzde 8, elektrikte 5lik düşme var. Sanayinin temel direklerinden demir-çelik alanında da elektrik istemi yüzde 5 gerilemiş! Kaldı ki bu düşmeler doğalgaza ve elektriğe yapılan zamlardan öncesine ait.

Toyota otomobil fabrikası 3500 işçisine iki hafta ücretli izin vermiş. İnşaat işçilerine kıyasla çok şanslı olan bu işçiler, şimdi herhalde yılbaşını kutlamaya Maldivlere gitmişlerdir.

Ünlü assolistlere çok acıdım. DEB öncesinde dudak uçuklatan rakamlara bile hayır derken, şimdi neredeyse nefesleri kokacakmış! Hiç olmazsa en az geçim ücreti net 527 YTLye çıkan işçiler daha şanslılar. Devlet açlık sınırını 720 YTL diye ilan ederken, 527 YTL iyi para! Yatsınlar kalksınlar AKP hükümetine dua etsinler, hiç olmazsa işleri var. Yüzde 90ı gibi diplomasız işsizlerden ya da her beş gençten biri gibi işsiz olsalardı, o zaman ne yaparlardı?

Memurlar 2009da yaşadılar! İlk ayda yüzde 4, ikinci yarıda 4.5 zam, üstelik fiş toplama yerine uygulanan en az geçim indirimi karşılığı 49.95 YTL de alacaklarmış. Bu para emeklilere de ödenecekmiş!

İsterseniz Türkiyede geçen yılın DEM öncesi fiyat artış rakamına bakalım. 2007 Kasımında tüketici fiyat artışı (TÜFE) yüzde 8.4 iken, 2008de 10.8e; üretici fiyat artışı (ÜFE) ise 5.7den iki katından fazla artarak 12.3e fırlamış.

AKP ekonomisini özetleyen en güzel rakam kredi kartlarından geldi. Beş yılda kart borcunu ödemeyenlerin sayısı 13 kat artmış. Bu artış New York Times gazetesine dert olunca Kart sorunları çözülmezse Türkiyede ulusal bunalım olabilir diye yazmış.

Memuru, köylüsü, esnafı, işçisi borçlanır da özel sermayemiz borçlanmaz mı? Türk özel sektörünün dış borcu, Türk devletinin dış borcunu ikiye katlayarak 170 milyar dolara çıkmış. Özel sektör 10 ay içinde 30 milyar dolar ödeyecekmiş. Unutmayalım ki bu borç alınırken dolar 1.2 YTL idi, şimdi 1.5i geçti! Belediyelerin iç ve dış borçlarını, hele Melih Gökçekin borçlarını hiç sormayın! 2009da belediyeler yanacak. Elektrik-havagazı tüketiminden belediyelere ödenen yüzde 1.5 vergi genel bütçeye aktarıldı!

Ama Maliye Bakanı Kemal Unakıtan çözüm bulmuş! Türkiye dışında Türklerin 100 milyar dolarlık birikimleri varmış. Unakıtan Bavulbank yöntemini uyguluyormuş. Yurtdışındaki ister Deniz Feneri gibi ak, ister uyuşturucu kaçakçılarının kara paralarını 3 ay içinde getireceklere değil kaynak sormak, sınırlarda bando mızıka ile vergisiz karşılayacakmış. İstanbul Borsası denilen kurumda sıcak paranın çoğunluğu bu kara para değil mi? Üstelik onlar bile 10 ayda 47.6 milyar doları borsadan çekip gitmedi mi?

AKPnin ekonomi kurmayları düşünmüşler. Gelecek yıl dışalım 182 milyar dolardan 232ye, dışsatım da 117den 149 milyar dolara çıkacakmış! Dışsatımdan gelecek KDV de yüzde 27 artacakmış. Peki, DEBin etkilediği ülkelere Türk ürünleri nasıl satılacak? Oysa DEB öncesi yalnız Kasım ayında dışsatımda yüzde 22.3 düşme olmamış mıydı? Üstelik dolar 1.7 YTLlere çıkmamış mıydı?

Yeni bütçede vergide yüzde 18 artışla 202 milyar YTLlik girdi bekleniyor. Vergilerin yüzde 67si dolaylı, 33’ü dolaysız kaynaklardan sağlanacakmış. Dolaylı vergiyi kim ödüyor? Tüketici. Yani işsiz inşaat işçisi, diplomalı işsiz genç, dükkânını kapatan esnaf, üretim alamayan köylü, kredi borcunu ödeyemeyen vatandaş, 527 YTL en az ücretli işçi, yüzde 4 zam alan memur ödeyecek. Olmayan, olamayacak tüketimden bu vergi nasıl alınacak? Ama AKP Hükümeti vatandaşa güzel bir yılbaşı indirimi yaptı! Bu indirime göre yılbaşında eşlerine, kızlarına, metreslerine, sevgililerine bu işsizler, bu dar gelirliler, tek taş pırlanta, elmas, yakut, zümrüt, inci yüzük, küpe, kolye ve bileziği sıfır KDVsiz alacaklar. Hükümetimiz halkımıza pasta yiyin diyor!

Buyurun Cenaze Namazına!

Gelin de Başbakana hak vermeyin! Ne diyor Başbakan: Henüz ölüm sinyalleri vermeyen bir hastaya kefenini hazırlayan bir doktor gördünüz mü? Ben de ülkemin doktoruyum. Bunalım denilen olay psikolojiktir.

Türk Psikologlar Derneği yöneticisi Dr. Şükrü Alkan ne diyor? Toplumsal ve ekonomik değişiklikler insanların psikolojik yapılarında da benzeri değişiklikler yapıyor. İşsiz kalma; bunalım yaratmanın yanı sıra, yasadışılığa itmekle kalmıyor, hatta bazı insanlarda çocuk yapma korkusu bile yaratıyor. Son 39 yılda cezaevlerinde en yüksek düzeyde mahkûm bulunması da bunun sonucudur.

Dünyada cezaevlerinde mahkûm sayısının en çok arttığı ülkeler sıralamasına Türkiye de girdi. 1999 affında 89 bine düşen mahkûm sayısı, 2006’da 130 bine, şimdilerde 140 bine çıkmış.

Türk Psikiyatristler Derneği Başkanı Dr. Şeref Özer Bakırköy hastanesindeki gözlemlerine dayanarak ne diyor? İşsizlik ve maddi sorunlar akıl hastalıkları, gerilimler, bunalımlar, ümitsiz davranış bozuklukları yaratıyor.

Psikiyatr Dr. Arif Verimli bir gazeteye Başta işadamları olmak üzere ekonomik bunalım nedeniyle işini yitirenlerin başvurularında artış var demiş.

Bunlar demeç diyebilirsiniz! Peki, Yücel Okulları sahibi Yücel Kalınyazganın, işadamı Levent Yenerin intihar etmelerine ne demeli? Eskiden insanlarımız efkârlanınca kafa çeker, bunalımdan çıkarlardı. MEY Şirketinin Başkanı Galip Yorgancıoğlu şarap pazarında yüzde 5, rakıda 4lük daralma bekliyor. Anlaşılan insanlar AKP iktidarında efkârlanamayacaklar!

Yoksa doktorluğa heveslenen Başbakan, eğitimi gereği cenaze namazı kıldırmaya mı hazırlanıyor? Şimdi ben yeni yılınızı nasıl kutlayabilirim ki?

Elmek: oacar@superonline.com \tFaks: 0312. 442 79 90