Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Halk ister!

13 Temmuz 2015 Pazartesi

CHP, 5 Haziran 1977’de yapılan genel seçimlerde yüzde 41.5 oy alarak birinci parti oldu, ancak miletvekili sayısı 213’te kaldı. 450 sandalyeli Meclis’te hükümeti kurmak için 226 gerekiyordu. İktidarda Adalet Partisi (AP), Milli Selamet Partisi (MSP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurduğu Milliyetçi Cephe (MC) diye anılan hükümet vardı.
Ecevit, MC’yi devirmek için azınlık hükümeti denedi, güvenoyu alamayınca 2. MC kuruldu. CHP birinci partiydi, ama hükümeti 2., 3. ve 4. partiler bir araya gelerek kurmuştu. Aynı yıl 11 Aralık’ta yapılan yerel seçimlerden de CHP birinci çıkınca, Ecevit tabanından da gelen “ne yap et, MC’yi devir” baskılarını dikkate alarak yeni bir hamle yaptı.
AP’den 12 milletvekili transfer edilirse CHP hükümeti kuracak güce ulaşıyordu. Aracılar temas kurdu. İlk temaslar basına sızınca Ecevit girişimi durdurdu. Dönemin CHP İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil, İstanbul Florya’daki belediyeye ait Güneş Motel’de bir görüşme ortamı hazırladı. İş pişirildi.
Transferlere bakanlık sözü verilerek Ocak 1978’de 2. MC devrildi ve Ecevit’in başbakanlığında 12 Kasım 1979’a kadar süren CHP hükümeti kuruldu.

***

Zamanla transferlerin pek çok olumsuzluğu ortaya çıktı. Hükümet devam ediyordu, ama CHP erozyona uğruyordu.
Eleştiriler yükselmeye başlamıştı.
Aşağıdaki anıyı kaynağından dinledim...
O günlerde Zonguldak’ta bir toplantıya katılan Başbakan Ecevit’i ön sıralarda bir yurttaş ağır sözlerle bağırarak eleştirir. Ecevit, ona dönüp yanıt vermeye hazırlanırken Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin, “Gerek yok, konu büyümesin” gibi sözlerle Ecevit’i durdurmaya çalışır, ama kararlıdır, şöyle seslenir:
“Geçen gelişimde mutlaka hükümet olun, MC’yi devirin diyen sen değil miydin?”
Bir an ortalık buz keser ama yurttaş sakin bir tonda, “Dinleyin cevap vereceğim” der, sözlerini şöyle sürdürür:
“Ben halk olarak istedim. Ben isterim... Bunun nasıl olacağını, CHP’ye yararını zararını sen hesaplayacaksın... O muhakeme güce bende olsaydı senin koltuğunda ben otururdum.”

***

Yukarıdaki anıdan bugüne de pay çıkarabiliriz.
AKP iktidarının ülkeye yaptığı kötülüklerin onu dizginleyerek durdurulmasını isteyenden hükümetsizliğin işleri bozduğunu düşünene kadar geniş bir yelpaze CHP’nin hükümetin içinde olması gerektiğini söylüyor.
CHP tabanındaki çok geniş bir yelpaze de AKP ile bir hükümet kurulmasına kesinlikle karşı çıkıyor.
Özellikle son bir haftadır daha yoğun şekilde halkın içindeyiz ve her kesimle temas kuruyoruz. O kadar değişik görüşler var ki, her olasılığı not etmemize karşın “demek ki bu da akla gelebiliyor” dediğimiz seçenekler konuşluyor.
Önceki gün bir yurttaş yolunu değiştirip durdurdu, seslendi:
“Şeytanla hükümet kurun, sakın AKP ile kurmayın... Aman Milli Eğitim Bakanlığı’nı almaya çalışın...”
Erdoğan görevlendirmeyi 8 Temmuz’da yaptı. İlk temas 5 gün sonra bugün. 45 günlük süre 24 Ağustos’ta doluyor. Davutoğlu’nun ağırdan alması, çözümü 30. günden sonraya bıkarıp Kılıçdaroğlu’na süre bıkarmamaya yönelik de olabilir.
Sadece ufku değil, ufkun ötesini görmeyi gerektiren bir siyaset üretme sürecine girdik...

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Eren Erdem’in dosyası kabarıyor! 19 Eylül 2018 Çar
Soma’dan 3. havalimanına: 19. yüzyıldayız... 18 Eylül 2018 Sal
Var mısınız? 16 Eylül 2018 Paz