İlhan Selçuk

Yaşanan Olayın Anlamı Ne?..

01 Mart 2002 Cuma

PENCERE

İLHAN SELÇUK

Yaşanan Olayın Anlamı Ne?..

Son günlerde medyada yayımlanan bana ilişkin köşe yazılarını ve haberleri bizim gazetede biriktiriyorlar; koskoca bir dosya oluştu.

Ne yapmalı?..

Sıkıp suyunu mu içmeli?..

Yoksa tüm yazıları bir araya getirip bir kitap mı çıkarmalı?..

İlhan Selçuk hakkında yazanlar arasında saygın kalemler var, körkütük dinciler var, uçuk enteller var, satırlar boyunca hastalıklı ruhunu dile getirenler var...

Nedir bu olayın anlamı?..

İlhan Selçuk önemli değil..

Olay önemli!..

*

Cumhuriyet bir grubun gazetesi değil, çalışanların gazetesi...

Tek bağımsız gazete!..

Patronsuz gazete!..

Bu durum ister istemez bir soru işareti oluşturuyor; ben Cumhuriyet’e karşı sistemli, planlı bir düşmanlığın bu olayı yarattığını düşünmek istemiyorum; dostlarımız var...

Öyleyse köşelerden bana ve Cumhuriyet’e yönelik saldırıların altında yatan ne?

Bir korkudan söz açabilir miyiz?

1) Ya sol birleşirse?..

2) Ya solun birleşmesini sağın ulusal kesimiyle dayanışma izlerse?..

Telaş bundan mı kaynaklanıyor?..

Türkiye’de bugün geçerli “teslimiyet siyaseti”ne karşı bilinçli bir başkaldırının toplumda tohumlanması düşüncesi bile kimileri için bir ‘kâbus’ mu oluşturuyor?..

*

Bu ortamda bizim döneklerimiz de köşelerinde fırsatı değerlendirmeye çalışıyorlar; çalakalem yazıyorlar, saldırıyorlar, içlerindeki hıncı ne kadar yelpazeleseler nafile!.. Çünkü döneğin benliğine onulmaz bir aşağılık duygusu yuvalanır; dönmeyene kini, kişiliğinin güdülenmesinde ağır basar...

Dönekler “Tarihin sonu geldi” diye çok seviniyorlardı, ama iş tersine döndü...

Dönmeyen, döneğin karabasanıdır...

Yakın bir geçmişte beni de sollayıp çevremde “İlhan Abi” diye dönenenlere ne yazık ki artık bir yardımım dokunamaz...

Çünkü dönmeye niyetim yok!..

*

Cumhuriyet gazetesinin kuruluşundan mayalanan yöntemi, iç siyasete ve dünya politikasına ‘ulusal çıkarlar’ açısından bakmaktır...

Atatürk’ün ‘Çağdaş Uygarlık’ mantığını benimsiyoruz..

‘Tanzimat Batıcılığı’nı değil..

Kimileriyle farkımız bu!..

Avrupa Birliği’ne karşı olmak yok!.. Böyle bir rota sapması bize göre değil...

Girelim Avrupa Birliği’ne; ama, kendimizi bilerek girelim, adam gibi girelim!.. En azından Fransa, İtalya, İspanya gibi çıkarlarımızı kollayarak Avrupa Birliği’ne girmek başka, şamar oğlanına döndürülüp sonu bilinmez bir siyaset anaforunda irademizin dışına yuvarlanmak başka...

“Ulus devlet bitti” diye ulusal çıkarların aleyhine dönmek aptallığı ve hainliği de ancak döneklere yakışır; bunlar vaktiyle “Kapitalizm bitti” diye komünist enternasyonalizmi de hemen ilan edivermiş uçuklardır...

*

Türkiye’de çok ciddi bir medya sorunu var; benim adımla vurgulanan son olay da bunun bir dışavurumu olarak gündeme girdi.

(1 Mart 2002 tarihli yazısı)