Köşe Yazısı

A+ A-

Takılı Plak

4 Ocak 2009 Pazar

Bilinçaltında yeni umutlarla girilmek istenen bir yeni yıl olunca, takılı plak gibi bütün kanallarda yinelenen aynı görüntülerle aynı olumsuz haberler daha bir dayanılmaz mı oluyor ne? Yıllardır insana, gazeteciliğe yatırım yapmayan medyanın, kısır, tek kaynaklı haberleri, hali pür melali, izinlerin de arttığı, haberlerin kuruduğu böyle tatil dönemlerinde çok daha bir göze batıyor... Tabii ne dünya ne de ülkemiz, felaketler yüzünden haber sıkıntısı, kısırlığı bile yaşayamıyor. Ancak felaket haberlerinde özensizlik, kalitesizlik çok daha dayanılmaz bir tablo oluşturuyor...

Adı doğalgaz, neresinden bakarsanız bakın başıbozukluğun, sorumsuzluğun kurbanı, cinayeti niteliğindeki faciada, 7 üniversiteli gencin cesetleri binadan çıkarılırken, kesilmeyen can yakınlarının çığlıkları... Kardeşiniz, çocuğunuz, can arkadaşınızın cesedi çıkarılırken nasıl durabilirsiniz ki... İnsanların bu en acılı, en çaresiz anlarının sesleri, görüntülerini böyle saatler süren yayın akışı içinde bir daha bir daha, yakın plan yansıtmaya hakkımız var mı? En sadist, en mazoşist duygularımızı besleyen, habercilik olarak çok da ucuza mal olmuş en sansasyonundan yayın akışları ile milyonlar, çoluk-çocuk üzerinde nasıl bir etki, ruh hali yaratıyoruz?

Sözde haberleri zenginleştirmek üzere bir dizi ayrıntı da var elbette; emeksiz, rasgele, tek elden, en sorumsuzundan toparlanmış olarak. Daha önce zehirlenmiş üst kattaki aile üzerinden yazılan senaryolar öylesine çelişkili ki... Büyük olasılıkla tümüne yakını uydurulmuş. Tıpkı rüşvetle alınmış kombi kullanım ruhsatı öyküsünden, kombiye ilişkin tüm işlemlerin kusursuz, yasal olduğu, ölümlerin kombi zehirlenmesi ile ilişkisiz kaldığı bilgilerine kadar...

Tamam 1 Ocak resmi tatil günü, facianın yaşandığı bina boşalmış, aileler dağılmış, olup bitenlerin gerçek bilgisine ulaşmak gerçekten çok zor. Ancak ne yanından bakarsanız bakın, böylesine uydurulmuş duygu sömürüsü öyküleriyle, bilgi kirliliği, sansasyon, kısır, çok kötü haberleri sakız gibi çiğneyerek, bozuk plak gibi takmış olarak nereye varıyoruz? Olayın dehşeti boyutunda geniş verilmesi zorunluluğu ile haberin geliştirilmemesi, güdüklüğü karşısında yapılan ucuz gazetecilik gerçekten kulak tırmalıyor...

***

Sanki sözde neşeli, şık verilmeye çalışılan yeni yıla giriş haberleri daha bir güzel anlamlıymış gibi. Bu kadar çok kanalla bu kadar şişirme eğlence programlarının, sözde eğlendirici sunuşların birbiri ile bayma konusunda yarışmaları yetmezmiş gibi... Daha önce yeni yıla girmiş kentlerin görüntüleri ile verilen haberlere kazara dikkatle baktıysanız, yazılı bir yıl öncesinin bile silinmesi atlanarak, özensiz kullanıldıklarını fark etmiş olmalısınız. İnsanı aptal yerine koymak buna deniyor galiba. Yeni yıla daha önceden girmiş dünya kentlerinin yeni görüntülerini zamanında ekrana taşımanın bile bir maliyeti var elbette.

Bana en çok, bir yandan Gazzede yeni yılda kesilmeyen insanlık dramının haberleri verilirken söylenenler ile görüntülerin çelişkisi battı durdu. Haberlerde İsrailin bölgeye gazeteci giriş çıkışını yasakladığı, görüntü çektirmediği bilgisi ile yan yana, geçmişin aynı yerler ya da başka yerlerden insan trajedilerinin görüntülerinin verilmeye kalkışılması çok daha bir etik kirlilik oluyor.

Resmi açıklamalarla 500e yaklaştığı bildirilen ölü sayısı yanında aslında en kulak tırmalayıcı bilgiler, dünya ölçeğinde tepkiler ve tartışmalar üzerinden oluyor. Hiçbir işe yaramayan, daha doğrusu caydırıcı içerikte olamayan, cılız, insan haklarından yana içten tepkiler ile sahte olanları birbirinin içine girmiş, daha cızırtılı bir takılı plak sesi gibi çınlıyor... En kulak tırmalayanları elbette çıkarları, siyasi ilişkileri ile göbekten ABDye, emperyalist politikalara bağımlı, siyasal İslam üzerinden siyaset yapanlar cephesinden... Çıkar, ticari, iktidar ilişkileri ile gerçek suç ortakları, nedense en süslü cümlelerle saldırıları en çok kınamak noktasında kalıyorlar...

Doğrusu petrol şeyhlerinin sırıtan ikiyüzlü görüntüleri ile bizimkilerin arasında olsa olsa düzey farkı var sayılabilir.

Başbakan Erdoğan bu insanlık dramında olumlu rol oynamak adına yeni yıla giriş saatlerini Ortadoğu seferinde geçirdikten sonra ayağının tozu ile geldiği Türkiyee, hangi kaygıyla bilemem, Gökçekin adaylığını açıklayıverdi. Şimdi isterseniz ciddi ciddi Niye bu kadar tartıştırdısorusuna yanıt bulmaya kalkışmak gafletinde bulunun. Adayını tartıştırmakla yıprattığını düşünenler yanılmıyorlar mı? Gülün adaylığı kadar Gökçekin adaylığında da tartıştırmalar, olmazları olura çevirme yöntemi olmalı. İstemeden, zorunlu olarak.. görüntüsü ile tepkilerin gazı alınıyor. Başbakan Erdoğan, Gökçekin medya tarafından mağlup ilan edildiği açık oturumun ardından adaylığını açıklaması ile, bir sürü yoklama yapmış, görüş almış, çaresiz, demokratik(!) verilmiş en son kararı arasında, parti içi tepkiler anlamında bile büyük farklar olmalı değil mi?..

soner@cumhuriyet.com.tr