Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Suruç’ta suç zinciri...

21 Temmuz 2015 Salı

Dün öğle saatlerinde Suruç’tan gelen acı haber bayram sonrası oluşması beklenen gündemi altüst etti.
Ne yazık ki terörün en ciddi sonuçlarından biri bu. Ülke gündemindeki tüm konuları ikincilleştiriyor.
Suruç’ta ilk belirlemelere göre 28 kişinin yaşamını yitirdiği intihar saldırısı, çok boyutlu sorgulanması gereken bir olay.
Suruç, Türkiye-Suriye sınırının sıfır noktasında. Geçen şubat ayında biz de gitmiş, hemen karşısındaki Kobani’nin dibine kadar gelmiştik. Kentteki güvenlik önlemleri olağanüstü idi. Kentin girişinden başlayan güvenlik tedirginliği adeta bir iklim, her tarafı sarmıştı.
Böyle bir kentte başta Istanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinden gelen sosyalist gruplara ait gençler basın toplantısı yapacak ve güvenlik güçleri oralı olmayacak?
Mümkün değil!
Böyle bir saldırı karşısında çok ciddi bir güvenlik ve istihbarat zaafı olduğu görülüyor.
Zaten sınır şehri olduğu için güvenlik bakımından hassas yerlerden biri olan Suruç, gerek mülteci akını gerekse Kobani gelişmeleri nedeniyle ayrıca önemli.
Bu zafiyetin mazereti olamaz.
Tabii zafiyet sözcüğü en hafif anlatım.

***

Ankara’da ise zafiyetten çok öte, kaygı verici bir tablo var...
Hükümet çevrelerinden yükselen ilk açıklamalar tıpkıbasımdı. Türkiye’nin bütünlüğüne kimse halel getiremezdi, terör ne kadar büyük saldırı yaparsa yapsın Türkiye’yi dize getiremezdi.
Açıklamanın büyüğü ise doğal olarak Erdoğan’dan geldi. AKP Cumhurbaşkanı, “Kimse Türkiye’nin güneyinde ayrı bir devlet kuramaz” dedi.
Bir terör saldırısından anında bir devlet üretmek işin bir yanı. Öteki yanı ise Suriye üzerinden iç politikada üste çıkmanın tipik fotoğrafı. Daha seçimlerden çok önce şu tür dedikodular ayyuka çıkmıştı:
Suriye’de Türkiye bağlantılı ciddi gelişmeler yaşanacak ve seçimin yapılamayacağı bir ortam doğacak!
O gün çok ileri bulunan ama, söz konusu Erdoğan olunca akla uzak bulunmayan bu dedikodu, nedense dün bir kez daha aklımıza geldi.
İktidarını korumak için her şeyi yapmaya hazır bir psikolojisi olan Erdoğan’ın Suriye üzerinden söylem üretip halkın gözünde “vatan için her şeyi yapar” algısı yaratmak istemesi uzak olasılık değil.

***

Dün öğle saatlerinden akşama dek Suruç’tan akan haberler, “bu kader olamaz” diye haykırıp ağzımıza geleni söyleyecek kadar kahrediciydi.
Kahrolmak elbette yeterli değil.
Mademki bu dayatmayı kader olarak kabul etmeyeceğiz, o zaman bunu dayatanlara karşı akıl süzgecini bırakmadan mücadele etmek gerekiyor. Suruç bağlamında ilk adım şu olabilir:
Suriye politikasını AKP’ye bırakmamak. Hele Erdoğan’a hiç bırakmamak.
Bunun için hukuk sınırlarının dışına çıkmadan toplumsal muhalefeti yükseltmekten TBMM’yi sorumluluğa çağırmaya kadar pek çok yöntem bulunabilir.
Bunu başaramazsak Suriye’deki terör örgütlerini besleyen, uluslararası hukuku hiçe sayan bağlar kuran bir zihniyetten medet ummak durumunda kalacağız.
Tüm Türkiye’ye başsağlığı diliyoruz... Olayın peşini bırakmayacağımızı, kaderimizi kimsenin belirlemesine izin vermeyeceğimizi haykırıyoruz.
Hiç kimsenin hırsı Türkiye’den büyük olamaz.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Kaşıkçı cinayetinin sonuçları! 15 Kasım 2018 Per
Ah o Yemen’dir! 14 Kasım 2018 Çar
1. Dünya Savaşı bitti...Anadolu işgali başladı! 13 Kasım 2018 Sal