Köşe Yazısı

A+ A-

Arınç ‘cav cav’ konuştukça

2 Ağustos 2015 Pazar

Bülent Arınç “cav cav” konuştukça dünyanın kadın düşmanı listelerinde namı yürüyor…
Belki hatırlayacaksınız. “Kadın iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içersinde kahkaha atmayacak. Nerede öyle yüzüne baktığımız zaman yüzü hafifçe kızarabilecek, boynunu öne eğebilecek kızlarımız” sözleriyle yedi düvele haber olmuş; İngiltere’den Independent gazetesi 2014 sonunda yaptığı “yılın en kadın düşmanı siyasetçiler” listesine 3. sıradan Arınç’ı yerleştirmişti.
İlk sırada kadın meslektaşına “Elini çabuk tut da evlen!” diyen bir Japon siyasetçi vardı…
İkinci sırayı “Asansöre bindiğinizi ve bir kadının üzerinize geldiğini düşünün. Sutyenini ve eteğini çıkarıyor, sonra dışarıya bağırarak çıkıp onu taciz ettiğinizi söylüyor” diye konuşan İspanya’dan Valladolid kentinin densiz belediye başkanı Leon de la Riva almıştı.
“2014 yılında bu siyasetçiler bu cinsiyetçi şeyleri gerçekten söylediler!” başlığıyla yapılan “ibretlik listeye” Arınç’ı da 3. sıradan dahil etmişlerdi.
Sonuçta dünyanın kadın konusunda dehşetle izlediği sayılı siyasetçilerden biri oldu Arınç. Ancak umuru mu? “Bir kadın olarak sus!” sözüyle bu yıl anlaşılan 1. sırayı kapmayı düşünüyor.
Çünkü yaptığı son çıkış her açıdan skandal.
Sırf bir “kadın”ı değil aynı zamanda bir “azınlık muhalefet milletvekilini” susturmaya çalışıyor.
Kadını konuşturma, muhalefeti sustur, dokunulmazlıklarını kaldırarak icabında rakiplerini hapse tık. Bu dikensiz gül bahçesinde sonra seçim yap! Adı “ileri demokrasi” olsun. Oh ne âlâ! Herkesi kör, âlemi sersem sanıyorlar. Ama dünya izliyor. Ne ki Ankara’nın umru bile değil.

Ruhani kadar yoklar
Çapları bu, bu kadar.
Baksanıza Arınç “bütün kadınlardan özür dileyeceğine”, üste çıkıp üstüne şimdi “Cav cav konuşan bir kadına had bildirdim” diye boy ölçüşüyor.
Bu noktada artık dünyanın “kadına karşı ayrımcılık” standartlarından haberdar olmadıklarını düşünüyorum.
“Evrensel standartları” bırakın; yanıbaşımızdaki komşu İran’da “Biz cinsiyet ayrımcılığı kültürünü kabul etmiyoruz. Toplumun yarısını köşeye kıstırıp onları marjinalleştirmek mümkün müdür? Kadınlar eşit fırsat, eşit koruma ve eşit sosyal haklara sahip olmalı!” diyen Hasan Ruhani kadar olamıyorlar.
“Dahi” diyorum… pratikte İran da şüphesiz dünyanın en kadın düşmanı ülkelerinden biri. Ama topluma bir çıta getirmek adına böyle çağla barışık söylemleri dillendiren Ruhani tipi liderleri var. Batı ile yakınlaşmak “oportünizmi” uğruna dahi olsa, “fıtrat edebiyatı”na sardırmıyorlar. Bu en azından… Ruhani kategorisindeki ekibin “cinsiyet ayrımcılığı kültürünün çağdışı, kötü, ayıp bir şey olduğunu” bildiğini gösteriyor.

Kadını ‘köle’ sayıyor
Arınç ve... “Elinizi çabuk tutup evlenin!” tavsiyesi yapan “cinsiyetçilik şampiyonu” Japon politikacıyla âşık atan Erdoğan’dan şimdiye değin “zevahiri kurtarmak için” dahi olsa hiçbir “cinsiyet ayrımcılığına karşı söylem” işittiniz mi?
Kadınları öyle büyük sıklıkla, öyle büyük rahatlıkla “küçümseyen, aşağılayan” söylemlere başvuruyorlar, bunu öyle doğal yapıyorlar ki; dünyada “cinsiyet ayrımcılığı karşıtlığı” diye bir davanın varlığından haberdar olduklarından ciddi kuşku duyuyorum.
Bu konuda en küçük bir hassasiyet olsa Uğur Işılak gibi biri AKP vekili olmazdı.
Arınç ve Nursel Aydoğan arasındaki ibretlik olay yaşandığında Meclis sıralarında uyuyakalan “Dombracı” Işılak; “adaylığı” gündeme geldiğinde tam… “kadının fıtratının kölelik olduğunu!” söylemişti.
“Kadını köle gören” bu şahsı AKP çekinmeden “vekil” yaptı.
Sonuç ortada.
Tam yerine rast geldi ve Işılak “manzara koymuş oldu!”

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Nursel Aydoğan