Köşe Yazısı

A+ A-

Mordoğan’da oyun ve yas günleri

2 Ağustos 2015 Pazar

İzmir Yenikapı Tiyatrosu yöneticilerinden Orçun Masatçı “Hocam” dedi, “Seferihisar’da yaptığımız 8. Sokak Tiyatroları Buluşması’nı anımsadınız mı? Seferihisar Kültür Merkezi’nde gencecik bir arkadaşımızla tango yapmıştınız.” “Evet, anımsıyorum” dedim. “O artık yok” dedi, “Suruç’ta öldü.”
Birden sanki her şey karardı ve Ankara Dil Tarih’te okuyan Yunus Emre Şen’in yüzü belirdi karşımda, “Bir tango yapalım mı hocam” dedi. “Yapalım Yunus, yapalım.” Dalıp gitmişim, Orçun’un sesiyle kendime geldim, “Hocam Cebrail de sizi sorularıyla bombardımana tutmuştu, sonra Büşra, Oğuz hepsini tanıdınız. Onlar artık aramızda yok.”
Orçun bunları söyleyip sustu, ben de sustum. Bir süre sessizce denize baktık. Bana deniz bile ölmüş gibi geldi. Silkindim, neredeyim, ne yapıyorum, anlatmalıyım. Mordoğan’dayım. Karaburun Belediyesi’nin katkılarıyla yapılan 5. Mordoğan-Karaburun Tiyatro Festivali’ndeyim. Bilirsiniz ben her yıl Ege’de yapılan tiyatro festivallerinin değişmez konuklarındanım. Nedeni gayet basit, bu tiyatro festivalleri daha çok sokak tiyatrolarını bir araya getiriyor. Ben de tescilli bir sokak tiyatrocusu olduğum için görevlerim vardır. Atölyeler yaparım, dostlarımla söyleşilere katılırım ve genç insanların sorularını yanıtlamaya çalışırım.
Ama bu yıl hiç kimsenin tadı yok. Çadır kampı kuran tiyatrocu çocukların ise hiç tadı yok. Çünkü yastalar. Sayıları yaklaşık yüz yirmiyi buluyor, Türkiye’nin her yerinden gelmişler. Kimi oyun oynayacak, kimi atölyelere katılacak. Ama dedim ya, yastalar. Kamplarında müzik bile yok. Orçun’un dediği gibi sadece birbirlerine sarılıyorlar. Ve göz göze gelmemeye çalışıyorlar çünkü ağlamak istemiyorlar. Yüzlerinde vakur bir ifade, sadece ölen arkadaşlarına verdikleri sözleri tutmaya çalışıyorlar. Mordoğan’ın, Karaburun’un köylerinde, pazar alanlarında Suruç’ta öldürülen arkadaşlarının düşlediği dünyayı anlatmaya çalışıyorlar. İnsanlara sesleniyorlar: “Onlar çocukların güldüğü, yunusların şarkı söylediği, kedilerin tembel tembel uyudukları, neşenin, üretmenin, sevdanın baş tacı edildiği bir dünya düşlediler. Onların düşleri şimdi hepimizin olmalı. Gördüğünüz her yunus onların şarkısını söylüyor, dinleyin. Kırlangıçlar çoktan yeni bir türküye başladılar, duyun! Özgürlüğün, barışın sesini duyun!”
5. Mordoğan - Karaburun Tiyatro Festivali’ne katılan topluluklardan da söz etmeliyim: İzmir Yenikapı Tiyatrosu, Kuşadası Belediyesi “Erkan Yücel Oyuncuları”, Mavi Çocuk Tiyatrosu, Eskişehir Sanat Tiyatrosu, Sahne Meydan Tiyatrosu, İkinci Yeni Tiyatrosu, Uludağ Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Ahura Ritm Topluluğu, Özgür Tiyatro, Gaziemir Belediye Tiyatrosu.
Bütün bunlar olurken, savaş tamtamları hiç durmamacasına çalıyor. Ve en ıssız koylara da gitseniz, tamtamların sesini duyuyorsunuz. Bir yandan savaş, bir yandan sokak tiyatroları, bir yandan sürüp giden bir yas. Festivalde görev alan dostlarımla beni bir görev daha bekliyor. Hepimiz tek tek Suruç’ta öldürülen bir genç için kısa bir mektup yazıp bunu bir sala koyacağız ve sal üstündeki mektubumuzu “kıyısız denizlere” bırakacağız. Sonra bu çekimler başka sanatçılarla sürecek ve kocaman bir protesto gösterisine dönüşecek, sizler de şimdiden başlayabilirsiniz, bir mektup yazın ve onu “kıyısız denizlere” gönderin.
Bu arada festival günlerinde ben ve dostlarım Orhan Aydın, Ragıp Yavuz, Vecdi Sayar, Yaşar Kündem sürekli bir aradaydık. Ve hep birlikte dehşetli bir aydın çaresizliği yaşadık. Gözlerini telefonundan bir saniye bile ayırmayan Vecdi, sürekli bilgi veriyordu, “Şurası bombalandı, şu kadar ölü var.” Durumumuz tuhaftı, elimizden hiçbir şey gelmiyordu, çaresizdik. Ülke bir yangın yeriydi ve biz öylece duruyorduk. Daha sonra çaresizliğin sadece bizlere ait olmadığını düşündüm. Ne kadar çok kişi çaresizce sadece televizyona bakıyordu. Ve bu çaresizliğe lanet ettim. Aklıma İkinci Dünya Savaşı filmleri geldi. Bir yanda insanlar ölüyordu, öte yanda bir düğünün şen nağmeleri duyuluyordu. Evet, cenaze ve düğün günleri dedikleri bu olsa gerek. Şimdi öyle bir zamandayız.

Tümü Işıl Özgentürk - Son yazıları

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! 23 Haziran 2019 Paz
Şaşırmayı yeniden öğreneceğiz! 16 Haziran 2019 Paz
Lüks araba farlarının aydınlattığı işsizlik... 9 Haziran 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Vecdi Sayar