Köşe Yazısı

A+ A-

Avusturya Lisesi’nin Nazlıcan Özkan’a Yaşattıkları

5 Haziran 2012 Salı
\n\n\n

Bu yazıyı lütfen dikkatle okuyun. Özellikle Avusturya Liseli iseniz. Mensubu olduğunuz kurumun nasıl bir uygulamaya bulaştığını görün.\n

\n

Silivriye davayı izlemeye gittiğim günlerden birinde, Tuncay Özkan bana Avusturya Lisesini ömür boyu affetmeyeceğini ve çıkar çıkmaz ilk işlerinden birinin onlarla yüzleşmek olduğunu aktarmıştı. O andan itibaren, medyadan bu konuda kulağıma yankılanan haberlerin derinine dalmaya karar verdim. Evvelsi hafta nihayet Tuncay Özkanın canı kadar sevdiği sevgili kızı Nazlıcan ile buluşma fırsatım oldu. Yaşadığı drama karşın son derece sağlıklı, metanetiyle dikkat çeken, babasına yakışan bir kız. Kendisini zaten mahkeme salonunda daha önce izlemiş ve etkilenmiştim.\n

\n

Bir öğrencinizin babası, herhangi bir nedenle hapishanede olsa, o okulun yönetimi olarak ne yaparsınız? Tek seçeneğiniz vardır: Bu öğrenciye her açıdan destek olmak, maddi manevi sorunlarına eğilmek, ona yakın bir akrabanız gibi davranmak Hele vaka, Tuncay Özkanınki gibi tüm toplumu ilgilendiren tarihi, medyatik bir dava ise, gerekirse bir psikolojik destek sağlamayı da gündeminize alabilirsiniz. Aksi düşünülebilir mi? \n

\n

Bakalım Avusturya Lisesinde Nazlıcan neler yaşamış: Tuncay Özkan ilk içeri alındığında Okul Müdürü Ziya Bey imiş ve çok anlayışlıymış. Ardından Yasin Beşerler gelmiş, işler değişmiş. Çarşamba günleri, Nazlıcanın babacığını ziyaret edebileceği günü Tuncayın satırlarından okuyalım: Kızım Nazlıcan, her çarşamba hiç sektirmeden geliyor. Hasretimiz tarifsiz. İçimizdeki yangın her görüşte daha da büyüyor. Her çarşamba o nedenle ibadet günü gibi. Alev alev yanan yüreğe benzin döküyoruz. Ateşe uçan pervaneler gibi, cama yapışıyoruz; açık görüşte sarılıyor, koklaşıyoruz.İşte bu buluşmalar yüzünden Nazlıcanın gidemediği çarşamba okul saatleri, birileri için bahaneyi oluşturuvermiş. Önce iki Avusturyalı öğretmen, Ergenekon, Nazi örgütü mü? diye söylenmeye başlamışlar. Aralarından biri, Frau Berger, Nazlıcana Sen gelme sınıfa artık, senden vazgeçtim, kaldın diye çıkışmış. Nazlıcanın derse devam etme arzusu, duvarla buluşmuş. Olaylar bununla kalmamış, muhasebe hocası Frau Braunschmidt, derste kendisine sorular yönelten Nazlıcanı tersleyip Karşımda oturma! Bilmiyorsun, soru soruyorsun. Derste zamanımı alma! deyivermiş; fakat ruhunda 1940ların ağır sıvıları dolaşan bu dar bakışlı kadın, bununla da yetinmemiş, Nazlıcanın okulda olmadığı bir gün sırasından kitap ve defterleri hışımla alıp bir kısmını çöpe, bir kısmını camdan aşağıya atmış. Burada yazımıza bir saniye ara verelim: Bu doğrudan klinik psikiyatrik tedavi gerektirdiği tartışma götürmez hareketleri yapan kişi, öğretmenlik gibi bir meslekte barınabilir mi? Bu hareketi yapanı işinde tutan bir okul saygınlığını sürdürebilir mi?\n

\n

O andan itibaren ısrarla Nazlıcan ve annesi okuldaki rehberlik hocası Ayça Hanımdan randevu istemişler. Ama nafile, diyalog sağlanamamış”. Bunun ardından Mart 2010da Nazlıcanın tasdiknamesi eline verilmiş! Bu yıl Şubat ayının 29unda, Nazlıcan CNNde 5N1K Programına katılınca olay alevlenmiş. Avusturya Lisesi ise iddialara2 Mart günü bir yanıt vermiş. Fakat kamuoyunun ateşini söndürmek için ortaya sürülen bildiri içler acısı cümlelerle dolu: Lisenin iddia ettiği gibi Nazlıcanın 45 gün sınırına yaklaşan bir devamsızlığı olduğu, Nazlıcan ve ailesine göre kesinlikle gerçekdışı. Belki toplasanız 15-16 gün eder etmezdiyor Nazlıcan. Avusturya Lisesinin kaçak güreşi bununla bitmiyor: 2010 yılı Nisan ayında öğrencinin velisi Arzu Özkan, kızının daha başarılı sonuçlar alabilmesi amacıyla, sanat alanında eğitim veren bir okulda okumasını tercih ettiğini belirterek tasdiknamesini almak üzere başvuruda bulunmuştur.Bu da tamamen panik içinde desteksiz atış! Çünkü Nazlıcan veya ailesinin ne yazılı ne de sözlü böyle bir talepleri olmuş! Ayrıca tasdiknameyi Nazlıcanın eline veren okul, ne özür dilemiş ne de okula dönmesi için talep iletmiş. \n

\n

Bir baba olarak Tuncayın isyanını iyi anlıyorum. Yaşanan bu ayıp, herkesindir. İsyan ederek Silivriden skandalı takip eden arkadaşımdan bir yurttaş olarak özür diliyorum: Toplum bu denli tepkisiz olmasa, bir lise, böyle Nazivari tavırlara cüret edebilir miydi? Böyle bir okulun mensubu olup içinde insanlık olan herkes, yerin dibinde hisseder kendini Lisenin mezunlarını ve tüm okul camiasını göreve davet ediyorum!

\n\n