Köşe Yazısı

A+ A-
Aydın Engin

Devlet Bahçeli’ye teşekkürler, çok çok teşekkürler...

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Hayır, başıma tuğla filan düşmedi. Başlığı okuduğunuzda “Bu herifi ya ağustos güneşi çarpmış ya da ağustos güneşinde kafayı üşütmüş” filan dediyseniz fena halde yanıldınız.
Ben bilerek, düşünüp taşınarak Devlet Bahçeli nam siyasetçiye teşekkürler ediyorum. Hem de “çok çok” teşekkürler…
7 Haziran sonrasında yaşananlara bakıp Bahçeli ile dalga geçenler çıkacaktır.
“Adama CHP koalisyon teklif etti. Elinin tersiyle itip ‘Git AKP ile kur’ buyurdu. AKP koalisyon teklif etti, yine elinin tersiyle itti ‘Git CHP ile koalisyon kur’ buyurdu. Öyle öğüt filan vermiyor, sahici bir başbuğ gibi davranıyor, talimat veriyor, tebliğ ediyor: Gidin AKP - CHP koalisyonu kurun, diyor. Adam siyasetçi değil siyasi talimat merkezi.”
Evet, böyle dalga geçenler çıkabilir.
Ama ben o habis ruhlu, kötü kalpli gazetecilerden değilim.
Bahçeli bal gibi teşekkürleri, hem de “çok çok” teşekkürleri hak etti.

***

Düşünsenize, ya Davutoğlu’nun koalisyon kurma teklifini kabul ediverseydi ve bu sabah nurtopu gibi bir “AKP- MHP hükümeti” ile uyansaydık…
Yan sonuçlarını bir yana bırakalım. Böyle bir koalisyonun önkoşulu çözüm süreci idi. AKP tepelerindeki elebaşıların süreci buzdolabına mı koydukları, çöp sepetine mi fırlattıklarını bilmiyorum. Ama olası bir AKP - MHP koalisyonunda bir daha dirilmemecesine gömüleceği aşikâr. Gömülen sadece süreç olmayacak, bu ülkenin çocukları da kitleler halinde ve kanlar içinde gömülecekler. Bir AKP - MHP koalisyonu PKK’ye “Tamam beyler, süreç müreç yok. Bundan böyle gücü yeten yetene. Basın tetiğe, basıyoruz tetiğe” demekten öte anlam taşımaz. Zaten PKK’ye de tetiğe basmaktan öte seçenek kalmamış olur…
Bu, bu ülke için bir karabasan hatta kanlıbasan değil midir?
Öyleyse Bahçeli’ye teşekkür etmeyip de ne yapalım?

***

Bu arada bir kaşını havaya kaldırıp, “Valla ben biraz farklı düşünüyorum. Belki de öyle bir koalisyon Türkiye için uzun vadede olumlu sonuçlar verirdi. Seçmen her iki partinin gerçek yüzünü görüp, sandığa gittiğinde…” diye başlayan ince ahkâm kesip derin analiz döktürenler de var. (Biri geçenlerde bana çattı).
Bu dangalaklar “seçmenin gerçekleri görmesi için” acaba kaç genç yurttaşımızın, kaç genç kadın ve erkeğin kanının dökülmesinde yarar görüyor. Kaç kova, kaç varil kan?
Uzun vadede” imiş…
Ulan, uzun vadede zaten hepimiz öleceğiz…

***

Bir de “Ne yani, şimdi AKP’lilerden oluşan bir hükümet ile bir ‘tekrar seçime’ gidiyoruz. Bir MHP- AKP koalisyonu bundan daha mı kötü” diye soranlar var.
Evet, daha kötü.
Fıkrayı bilirsiniz, Bektaşi babasının önüne iki şişe şarap koyup sormuşlar:.
- Baba erenler, sen anlarsın, bir bak bakalım bunlardan hangisi daha iyi?
Baba erenler şişenin birini alıp bir yudum çekmiş. Öteki şişeyi gösterip kararını açıklamış:
- Bu daha iyi…
İyi ama daha onu tatmadın bile” diye itiraz edecek olmuşlar. Baba erenler gülüp omuz silkmiş:
- Olsun. Nasıl olsa bu tattığımdan daha kötü olamaz…

Tümü Aydın Engin - Son yazıları

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum 9 Eylül 2018 Paz
25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018 Per
(Siyasal) İslam ve demokrasi 15 Ağustos 2018 Çar

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Devlet Bahçeli