Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Mutlu azınlık hükümeti!

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Sözüm ona uyanık tüccara sormuşlar: İki kere iki kaç eder, diye.
Soru ile karşılık vermiş:
Satın alırken mi, satarken mi?
AKP’nin siyaseti buna benziyor...
İki kere iki işine gelince 3, gelmeyince 5, olmadı 8, bazen 0, arada bir durmuş bir saatin bile günde iki kez doğruyu göstermesi gibi 4 ediyor.
Yıllarca seçimlerin zamanında yapılmasını en büyük siyaset gücü olarak sunan iktidar, şimdi seçim sonuçlarını beğenmedi Meclis’i çalıştırmadan, komisyonların oluşmasına dahi izin vermeden yeniden seçim diyor.
Erdoğan’ın, konuşmalarıyla, duruşuyla daha seçimin birinci haftasında aldığı karar şuydu:
Ben muhalefete değil bir bakanlık, bakan yardımcılığı bile vermem!
Süreç bu yönde işliyor.

***

Devlet katındaki önemli bürokratlar üçlü kararname ile atanır. Davutoğlu, adeta tek imza ile atanmış bir başbakanlık memuriyeti yürütüyor. Erdoğan da seçimin hemen sonrasında kafasına koyduğu stratejiyi anayasayı, hukuku, siyasal gelenekleri yok sayarak uygulamaya geçiriyor.
Koalisyon kurmamak üzere çıktığı turları noktalayan Davutoğlu, kamuoyu önünde, bundan sonraki süreci Erdoğan’ın biçimlendireceğini açıkça söyledi.
Erdoğan da anket üstüne anket yaptırarak tek başına iktidar zeminini sağlayacak ortamı yokluyor.
Turgut Özal da iktidarı boyunca seçim yasalarını 14 kez değiştirerek partisinin en yüksek oyu alacağı ortamı hazırlardı. Sırf belediye başkanlıklarını almak için ilçelerin sınırlarıyla oynar, milletvekili hesabını yaparken seçim bölgelerini Ege sahilleri gibi girintili çıkıntılı işlerdi.
Ancak Özal bile bu kadarını düşünmemişti. O hiç değilse arada bir anayasayı delmeyi göze alıyordu. Kamuoyuna hoş görünmek için de “Bir kere anayasayı delmekle bir şey olmaz” deyip işin içinden çıkıyordu. Hiç değilse kara mizah kapısını açık tutuyordu.
Erdoğan ise anayasayı tanımıyor ki delsin.
Şimdi yeni bir seçim kararı alabilmesi için yasa çıkarılması gerekiyor. Erdoğan döne döne parlamentodan geçmesi gerekmeyen bir yasa çıkarmanın yolunu arıyor. Görünürde bunu bulması zor. Ancak yakın geçmişte AKP ile MHP’nin fiilen işbirliği yaptığı Meclis Başkanlığı seçimi, RTÜK üyeliği seçimi ve terörün araştırılmaması kararı dikkate alınırsa yeni bir AKP - MHP işbirliği ile böyle bir yasa çıkarılabilir. Bunu MHP seçimde nasıl anlatır göreceğiz.

***

8 Haziran günü psikolojik üstünlük CHP’nindi. Meclis Başkanlığı seçiminde bu üstünlük AKP’ye geçti. 45 günlük anayasal sürenin dolacağı 23 Ağustos’tan itibaren yeni bir psikolojik üstünlük analizi gerekecek. AKP Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün densizliğiyle hükümetin kurulamamasında hiçbir sorumluluğu olmadığını anlatarak halka gitmekten çekinmemek gerektiğini vurgulayacak. Doğal olarak medyası da bunu köpürtecek.
Peki 7 Haziran seçimleri yok mu sayılacak?
Halkın orada gösterdiği iradenin hiçbir anlamı yok mu?
Yeniden seçimin topluma maliyeti ne?
Bütün bu sorular da yanıt bekliyor.
Erdoğan, kanatları altında oluşturduğu mutlu azınlık hükümetiyle hukuksuzluğunu, anayasa tanımazlığını daha fazla gizleyemez.
Mızrak çuvala sığmayacak.

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Ah o Yemen’dir! 14 Kasım 2018 Çar
1. Dünya Savaşı bitti...Anadolu işgali başladı! 13 Kasım 2018 Sal
Prof. Dr. Mehmet Haberal... 11 Kasım 2018 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Turgut Özal