Olaylar Ve Görüşler

Başka Çapa ve Cerrahpaşa yok

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Tüm olumsuzluklara karşın, halen kaliteli sağlık hizmeti vermeye devam eden Cerrahpaşa ve Çapa hastaneleri, ülkemizin sahip olduğu en önemli değerlerinden olup, yıllardan beri tüm çalışanların emeği, halkımızın vergileri ile eşsiz bir bilgi, tecrübe birikimine ve cihaz donatımı kültürüne sahiptir.

Sibel Bahçetepe’nin “Türk tıbbının iki devi iflas eşiğinde’’ başlığındaki haberi yayımlandıktan on iki gün sonra, Sağlık Bakanı Sayın Müezzinoğlu bu haberi doğrular nitelikte bir açıklama yaptı. Çapa ve Cerrahpaşa hastanelerinin toplam borcunun 650 milyon liraya ulaştığını belirterek, konunun sadece bu iki hastaneye özgü olmadığını, tüm kamu üniversite hastanelerini ilgilendirdiğini söyledi.
Öyle ki 60 kamu üniversitesi hastanesinin borcu, son dört yılda 1.4 milyar liradan 2.7 milyar liraya sıçramış. Ne yazık ki Sayın Bakan bu konuyu analiz etmediği gibi, nasıl bir çözüm düşündüğünü de söylememiş.

Sorun net
Oysa sorun çok net ve açıktır. En ileri teknolojiyi, en gelişmiş malzemeyi ve en kaliteli emeği kullanması gereken bu üçüncü basamak hastanelere, SGK tarafından yapılan ödemeler çok düşük olup, giderlerini karşılamaya yetmemektedir.
Vakıf üniversitelerine ve özel hastanelere tanınan ‘’fark ücreti’’ alma hakkı, yasal olarak bu hastanelere tanınmamıştır. Ağır ve komplike hasta hizmetini karşılayacak sayıda hemşire ve yardımcı personel ataması yapılmamaktadır. Var olan personelin etkin çalışmasını sağlayacak yasal yetki donatımı ve insan kaynakları yönetimi yetersizdir.

Yazboz tahtası
Kamuoyunda “Tam Gün Yasası’’ olarak tanınan yasa, bir yazboz tahtası haline dönüşmüş, “Yarı zamanlı’’ düzeni aratır hale gelmiştir. Hekim örgütleriyle hiçbir uzlaşma sağlanmadan getirilen bu yasayla, amaç gerçekten ‘’Tam Gün” çalışmayı teşvik etmek olsaydı, bu çalışma düzenini seçen öğretim üyelerine, emeklerinin karşılığı olabilecek net bir gelir garantisi verilirdi.
Oysa tam tersine devlet hastanelere daha önce verilen birçok ödeneği keserek, hastanenin kendi geliriyle dönmesini istemiş, “Performans’’ adı altında, bakılan hasta sayısına orantılı, giderlere bağlı olarak gitgide düşen, her ay ne kadar olacağı belirsiz bir ek ödeme sistemi kurulmuştur. Hiçbir hekimden bu belirsizliğe razı olması, aldığı eğitiminin, üstlendiği risklerin ve seçkin emeğinin karşılığı olmayan düşük ücretle çalışması beklenemez. Birçok öğretim üyesi kurumlarını terk etmiş, hükümetçe verilen büyük teşviklerle açılan özel hastanelere ve vakıf üniversitelerine gitmişlerdir.
YÖK ve Sağlık Bakanlığı, sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyerek, kamu üniversitelerinin çöküşüne seyirci kalmıştır.

Seyirci kalmak
Stratejik yönetim ve kalite geliştirme konusunda hazırlanan yönetmelikler hayata geçirilmemiş, üniversite yönetimlerine bu yönden rehberlik ve denetim yapılmamıştır. Yandaş rektörler sorunları çözmek için inisiyatif geliştirmediği gibi, değişim yönetimi için gerekli demokratik katılımcılık, dayanışma ve ortak akıl mekanizmalarını da işletmemişlerdir. Ne yazık ki öğretim üyelerinin çoğunluğu da bu gidişe ilgisiz ve suskun kalmıştır.
Her şeye rağmen, halen kaliteli sağlık hizmeti vermeye eden bu iki hastane, ülkemizin sahip olduğu en önemli değerlerinden olup, yıllardan beri tüm çalışanların özverili emeği, halkımızın vergileri, bağışçılarımızın serveti ile eşsiz bir bilgi, tecrübe birikimine, cihaz donatımı ve hizmet kültürüne sahiptir.
Bu nedenle tüm devlet kurumları, belediye, TBMM, sivil toplum örgütleri, özel sektör, çalışanlar, öğrenciler, veliler, mezunlar, halkımız kısacası bu önemli kurumun tüm paydaşları seferber olmalı, bu sorunları ortak akıl, işbirliği ve dayanışma ile hızla çözmelidir. Çünkü sağlığınızı emanet edebileceğiniz, böyle büyük bir birikim, yani başka Çapa ve Cerrahpaşa yoktur.  

Prof. Dr. Feyza Erkan İstanbul Üniv. İstanbul Tıp Fak.