Köşe Yazısı

A+ A-
Öztin Akgüç

Bankacılıkta Gelişmeler

8 Haziran 2012 Cuma
\n

\n

Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) Bankalarımız 2011 başlıklı 274 Nolu yayınından yararlanarak, bankacılık alanındaki gelişmeler şöyle özetlenebilir:

\n

Türkiyede faaliyette bulunan banka sayısı 2011 yılında bir önceki yıla göre bir adet azalarak 44e inmiştir. İslamı esas alarak bankacılık yapan 4 katılım bankası da bu sayıya eklendiğinde toplam banka sayısı 48 olmaktadır. Azalma yabancı banka statüsünde olan Fortis Bank AŞnin, Türkiye Ekonomi Bankası (TEB) ile birleşerek tüzelkişiliğini kaybetmesinden kaynaklanmıştır.

\n

Faaliyette bulunan 44 bankanın 31i mevduat (ticaret) bankası, 13’ü de mevduat toplamayan kalkınma ve yatırım bankası türündendir. Mülkiyet esasına göre ayrım yapıldığında 31 mevduat bankasının 3ü kamusal sermayeli, 11i özel sermaye, 16sı yabancı sermayeli banka olup biri de TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) bünyesinde fon bankası niteliğindedir. 13 kalkınma ve yatırım bankasından 3ü kamusal, 6sı özel, 4ü de yabancı sermayelidir.

\n

Sermaye çoğunluğu ve/veya yönetim ve denetimi yabancı uyruklu kişilere ait bankalar yabancı banka olarak nitelendirildiğinde, ülkede faaliyette bulunan 44 bankanın 20si yabancı sermayelidir. Ayrıca 11 özel sermayeli bankanın 5inde, (Akbank, Şekerbank, Türkiye Ekonomi Bankası /TEB, Türkiye Garanti Bankası, Yapı ve Kredi Bankası) yabancı ortaklar, yönetimi etkileyebilecek ölçüde nitelikli paya sahip bulunmaktadır. İslami esaslara göre bankacılık grubuna giren katılım bankalarında da yabancı ortaklar nitelikli paya sahip bulunmaktadır.

\n

Türkiyede faaliyette bulunan bankaların yurtiçi ve yurtdışı şube sayısı, 2011 yılında 368 adet artarak 9 bin 833e ulaşmış, bir önceki yıla göre yüzde 3.9 artış göstermiştir. 2010 yılında ise banka şube sayılarında artış yüzde 4.7 olarak daha yüksek düzeyde gerçekleşmişti.

\n

44 bankada çalışan sayısı 2011 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1.6 oranında artarak 181 bin 418e yükselmiştir. 2010 yılında ise bankalarda çalışan sayısında artış, 6 bin 100 kişi olarak yüzde 3.5 düzeyinde idi.

\n

2011 yılında 2010 yılına göre bankacılığa ilişkin başlıca büyüklükler ve değişim TL ve USD olarak bir TABLO halinde gösterilmiştir.

\n

Bankaların büyüme göstergeleri, 2010 yılına göre cari fiyatlarla dahi belirgin biçimde yavaşladığı gibi, TLnin USD karşısında yüzde 23 dolayında değer yitirmesi nedeniyle de USD bazında gerilemiş, azalmıştır.

\n

2011 yılında bankaların varlık tutarı (aktif büyüklüğü) bir önceki yıla göre cari fiyatlarla 199 milyar TL , yüzde 20.7 oranında artarak 1.161 milyon TLye yükselmişse de USD bazında yüzde 1.8 azalmıştır. Bankaların aktif (varlık-bilanço) büyüklüğünün nicel bir ölçü olarak GSYHye (gayrisafi yurtiçi hasıla) oranı yüzde 90.0 düzeyindedir. Baka aktif (varlık-bilanço) büyüklüğünün GSYHye oranı AB ülkelerinde ortalama yüzde 345.0, 2010 yılı verilerine göre dünya ortalaması da yüzde 158.0dir. Türkiyede banka bilanço (aktif-varlık) büyüklüğü GSYHye oranının göreceli olarak düşük oluşu, bankacılığın nicel, açıdan da yeterince gelişmediğini potansiyelin varlığını da gösterebileceği gibi GSYHnin hormonlu olmasının, büyüme hızını yüksek göstermek için abartılı tahmin edilmesinin sonucu da olabilir. Çeşitli veriler Türkiye GSYHsinin özellikle son yıllarda abartılı tahmin edilediğini göstermektedir. Banka bilonço (aktif-varlık) toplamı/GSYH oranının düşüklüğü bu bağlamda ayrı bir gösterge, ayrı bir kanıt olarak alınabilir.

\n

2011 yılında, bir önceki yıla göre, cari fiyatlarla TL olarak aktif büyüklüğü artış hızı yüzde 20.5 ve yüzde 20.7 olarak değişmezken kredi artış hızı yüzde 33.6dan yüzde 30.5e; mevduat artış hızı yüzde 31.8den yüzde 13.7ye; özkaynak artışı yüzde 21.2den yüzde 7.3e gerilemiş, dönem net kârı ise yüzde 10.9 oranında azalmıştır. TL, USD karşısında değer yitirdiğinden, 2011 yılında USD bazında bankaların aktif (varlık) büyüklüğü yüzde 1.8; mevduatı yüzde 7.5; özkaynak toplamı yüzde 13.1; dönem net kârı da yüzde 27.5 oranında azalmıştır. Cari fiyatlarla yüzde 10.9 oranında azalan toplam banka kârı yıllık, ortalama ÜFE artışı hızı ile enflasyona göre düzeltildiğinde reel kâr azalışı TL bazında yüzde 20.0 düzeyini bulmaktadır.

\n

Bankacılığın öngörülen sorunları 2011 yılında daha belirginleşmiştir. Gelişmeler, artan riskler, bekleyen sorunlar izleyen yazılarımızda irdelenmeye çalışılacaktır.

\n\n

Tümü Öztin Akgüç - Son yazıları

Vazgeçilmedikçe yenilinmez 15 Mayıs 2019 Çar
Merkez bankacılığında bağımsızlık - hesap verme 8 Mayıs 2019 Çar
Milliyetçi, muhafazakâr 1 Mayıs 2019 Çar